seni sevmek her sabah gurbette güneşi tutmak gibi bir şey.
barut kokulu özlemlerin döşümde patlasa da,
ellerimi yaksa da, gözlerim kör olsa da,
öldürmüyor,
yanmak yetmiyor tevekkülü ecelime.
bir yanım sükuta ram, bir yanım içime kıvrılsa da,
Prangalar vurulmuş ayak bileklerime
Kavuşmak ne mümkün bahar çiçeklerine
İsmini nakşetmişim iftar dileklerime
Medet eyle ya Hızır, yetiş bu tufan dursun
Çakır dikenli bir yoldur hayat, şu meftun gönlümde...
Üşenir yarım besteli salalar, hicranla mayalanmış ölümümde...
Hangi gecenin mehtabını seviyorsan söyle,
onu koparıp başucuna asayım.
Bir şiir yaz,
Kalem gümüşten olsun.
Mevsim bahar,
Sümbül, çiçek, mor olsun.
Tabiat siretini yansıtsın.
Ciğerlerim nefesine,
hangi meleğin sütüyle mi yoğruldun kadın
hangi baharın masumiyetini emdin
hangi çiçeğin suyudur teninden yayılan koku.
özlemi hıfz ettirirken, kıblemi gönlüne çevirdin.
seherin ahrazlığını kuşların konuşmaları bozarken,
züleyhaca bakışını,
meryemce gül koklayışını sevdim.
hangi güle dokunsam sen kokarsın
menekşenin baharı özlemesi gibi özlemim.
seni, güneşin batışı gibi ışığımı kaybetmekten korkuyorum.
kimliğini ifşa etmeyeyim diye ismini ecnebice koydum.
Melanet
güneş ışığı yüzsüzdür,
kırığına aldırmaz, pürüssüzdür.
girer üryanca mahreminden içeri,
saplar gider kör melanet hançeri.
gözleri kahve köpüğü, kanatları hüzme hüzme
ürkek bir ceylan gibi bakarken gözüme gözüme
dolduruken gözyaşını, kaç kadeh içtim mertlikle
hadi şimdi gelde böyle bir melek için ölme...
Yâr gönül hanesiyle
Çay, kahfe neşesiyle
Bir keman arşesiyle
Başlar "Melon Saatler"
Bir akşam neşesiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!