silik bakışları okunmuyor
belki korku
belki öfke
...
yanıyor dünya, içinde
çocuk büyüyor
Bu dünyayı nasıl yaşamalı?
Düşünceli mi olamalı düşüncesiz mi?
Yaşamı sorgulamalı mı sorgulamamalı mı?
Gezerek mi öğrenmeli, okuyarak mı?
Tembel mi olmalı çalışkan mı?
Sevmeli mi sevmemeli mi?
uçkuruna düşkün saatler
rüzgarla sohbetinde
gecenin şehvetini
gündüzün kıvraklığını anlatır
meraklı kulaklara
söz olur, duyulur
üç ihtiyar adam
her gün pabuç eskittiğim
yola denk düşerdi gölgeleri
kulağıma değerdi
demli çay kıvamındaki sohbetleri
ruhuma ses verirdi
sen, içimde taşıdığım
canlı bir bombasın
sevmemden patlayacaksın
biliyorum; öleceğiz...
ben, içinde taşıdığın
hızla geçiyor zaman
yaş be yaş yaşlanıyorum
ecel kapımı çaldığında
düşünce kalem elimden
dost bildiğim mısralarda
yaşamak istiyorum
kırılgan kalp
çıt diye ses veren
kuruyan dal gibi
düştüğü yerde çürüyen
olmasın seninki
umutların tazelensin
kırk yılda bir gelir dünyaya
gelir ve kalırsın içeride
sorgusuz sualsiz yaşanır aşk
seninle...
Yine geldi dayandı kapımıza seçim
Eller açıldı vatandaşa oy hesabıyla
Sözler pervasızca çıkıyor ağızlardan
Yeni dönemin işbilir! adayları sabırsız
Hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyor!
anne, ben neyim
pusudaki hainin kurbanı
vatanına sevdalı
bayrağa renk veren kanın sahibi
şehit miyim ben...
........




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!