gökyüzüne savurdum
çocukluğuma düştün
gün yüzüne kavurdum
çocukluğuma döştün
zaman dediği çayda
yellenir anı
sırılsıklam ıslandım
yaslandın hani
açılır mıydı kapın
ivedi geldin
kahkaha gibi hıçkırarak
çiğinime çekerek omzumu
ağlamak yoruyordu düşü
gözlerimize barut kokusu
ince kara kuru tenimizde
çocukluğu bilmeden
ne çabuk geldi geçti
düşlerinden ilmeden
ne kabuk deldi geçti
sıyrıldığım zamanda
çocukluğu geldi aklıma
seni görünce arkadaşım
az mı dolandık kırlarda
kuru gölde yüzerdik
derbeder bir çocukluk
iki pencere
önezeye açılan
zeytin karası
gözlerinde açıştı
ağzında dili
çarşıda bir şey
aramaz mıydık canım
çocuk olmasa
varamaz mıydık canım
hasta kaç gündür
keçiboynuzu
armağanı çocuğa
tamtakırdı
gev kır yedi yoksulluk
lastik pabuca
anımsayınca
bana benzeyen kimdi
zorlayan neydi
bendeki birikimdi
tortusu kalmış
kandığım usum
kaya başına saldı
öküz güttüğüm
gölün başı kumsaldı
dört beş arkadaş




-
Gül Gedik
-
Hilmi Serdengeçti
Tüm Yorumlaryuregınıze saglık çok guzel bi şiir aşkın yoklugunu anlatıyor maviliklerde esen kalın.tebrikler...
Haftanın şairi seçilen Ozan EFE' yi kutluyorum.
NİCE BAŞARILARA
Türk Şairler Birliği grubu