Deli gönlüm döner durur,
Yürüyen merdiven gibi.
Yaren, yoldaştan ayırır;
Beş parmak eldiven gibi.
Ne yol bilir ne de düstur,
Saray soytarısı “yuh” çekmiş bana
Haksızlık mı yaptım bir garibana?
Zalimi bırakıp mazlum insana,
Çatan kim’se işte ona yuh olsun!
Bir de “âşık” diye vermişler ruhsat
Hakaret saydığın “tezek”
Senin yanında bir bezek…
Kendini adam sanırsın,
Yürü ulan yürü gerzek!
Konuşursun genzek genzek,
Dört tarafta bağnazlığın duvarı,
Tarikatlar güç yetemez güç oldu.
Terazinin çoktan kaçtı ayarı,
Adaletin adı bile hiç oldu.
Tüm kurumlar haraç mezat satıldı,
Keçinin meskeni ya dağ, ya kaya (kayalık)
Geçti bu yakadan öte yakaya (Geçe, yaka)
Işığını Güneş gibi yak, Ay’a (Ay’a ışık tutmak)
Baksam sevdiğimde masum yüz gibi. (yüz: cemal)
Hata sezdiğinde ya küs, ya kına (kınamak)
Boylu poslu güzel olsa,
Bir de güzel yüz istenir (cemal)
Pamuk ya da yünle dolsa,
Her yastığa yüz istenir (kılıf, yastık yüzü)
Olgun meyve derde deva
El sözüne uyup böyle,
Yüzünü çevirme benden!
Suçum varsa durma söyle,
Yüzünü çevirme benden!
Senin aşkınla yanayım,
Sevgimi bilmedin, aşkı bilmedin
O eski günleri anar ağlarsın.
Beni güldürmedin, sende gülmedin
Kaderine sayıp yanar ağlarsın.
Bülbül figan etse; gülde vebali,
İktidarla ters düşmeyin,
Sü-rtük size ceza yazar!
Her olaya üşüşmeyin,
Sü-rtük size ceza yazar!
Yandaş ağzı sanki temek,
Yar yüzünde yara ben’de,
Gördüm kaldı yara bende.
Bende gönlü var mı bilmem,
Soramadım yar’a ben de.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!