Saray soytarısı “yuh” çekmiş bana
Haksızlık mı yaptım bir garibana?
Zalimi bırakıp mazlum insana,
Çatan kim’se işte ona yuh olsun!
Bir de “âşık” diye vermişler ruhsat
Keçinin meskeni ya dağ, ya kaya (kayalık)
Geçti bu yakadan öte yakaya (Geçe, yaka)
Işığını Güneş gibi yak, Ay’a (Ay’a ışık tutmak)
Baksam sevdiğimde masum yüz gibi. (yüz: cemal)
Hata sezdiğinde ya küs, ya kına (kınamak)
Boylu poslu güzel olsa,
Bir de güzel yüz istenir (cemal)
Pamuk ya da yünle dolsa,
Her yastığa yüz istenir (kılıf, yastık yüzü)
Olgun meyve derde deva
El sözüne uyup böyle,
Yüzünü çevirme benden!
Suçum varsa durma söyle,
Yüzünü çevirme benden!
Senin aşkınla yanayım,
Yavşak Yavuz” derdik, birisi vardı
Beslendi, büyüdü, bit oldu gitti.
Kısacası, hıyar oğlu hıyardı
Zengin kapısında it oldu gitti.
Mankurt gibi biat etti Bey’ine
(Âşık İhsanî’ye Nazire)
Bütün halkım hakikati
Sezene dek yazacağım.
Şiirimi okumaktan
Bezene dek yazacağım.
Gün geçmez ki zam üstüne zam gelir,
Yazık olsun ulan size, yazık be!
Yoksul halka gam üstüne gam gelir,
Yeter artık attığınız kazık be!
Söz alınca “inançlıyız”, dersiniz;
Yıllar sonra yâri gördüm,
Sanki başıma taş düştü.
Benzi solgun, sarı gördüm;
Yüreğime ataş düştü.
Dedi: “Bakma, gören olur,
Pencerede gördüm ak gerdanını,
O kar beyaz tüller ile yarışır.
Sırma saçı sarmış dört bir yanını,
Sazımdaki teller ile yarışır.
Koynundadır domur domur gülleri,
Seni her gün köşe bucak
Arıyorum yâr nerdesin?
Aşkım sende diner ancak
Görüyorum yâr nerdesin?
Aşkı düşün eyle fikir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!