Hakaret saydığın “tezek”
Senin yanında bir bezek…
Kendini adam sanırsın,
Yürü ulan yürü gerzek!
Konuşursun genzek genzek,
Dört tarafta bağnazlığın duvarı,
Tarikatlar güç yetemez güç oldu.
Terazinin çoktan kaçtı ayarı,
Adaletin adı bile hiç oldu.
Tüm kurumlar haraç mezat satıldı,
Keçinin meskeni ya dağ, ya kaya (kayalık)
Geçti bu yakadan öte yakaya (Geçe, yaka)
Işığını Güneş gibi yak, Ay’a (Ay’a ışık tutmak)
Baksam sevdiğimde masum yüz gibi. (yüz: cemal)
Hata sezdiğinde ya küs, ya kına (kınamak)
El sözüne uyup böyle,
Yüzünü çevirme benden!
Suçum varsa durma söyle,
Yüzünü çevirme benden!
Senin aşkınla yanayım,
Ark edip bağladım gözüm yaşını,
Yüreğime bir köz düştü, sönmüyor.
Gördüm Zemheri’nin kara kışını,
Yüreğime bir köz düştü, sönmüyor.
Çok oldu geçeli, ömrüm baharı
Deli gönlüm döner durur,
Yürüyen merdiven gibi.
Yaren, yoldaştan ayırır;
Beş parmak eldiven gibi.
Ne yol bilir ne de düstur,
Saray soytarısı “yuh” çekmiş bana
Haksızlık mı yaptım bir garibana?
Zalimi bırakıp mazlum insana,
Çatan kim’se işte ona yuh olsun!
Bir de “âşık” diye vermişler ruhsat
Yavşak Yavuz” derdik, birisi vardı
Beslendi, büyüdü, bit oldu gitti.
Kısacası, hıyar oğlu hıyardı
Zengin kapısında it oldu gitti.
Mankurt gibi biat etti Bey’ine
(Âşık İhsanî’ye Nazire)
Bütün halkım hakikati
Sezene dek yazacağım.
Şiirimi okumaktan
Bezene dek yazacağım.
Gün geçmez ki zam üstüne zam gelir,
Yazık olsun ulan size, yazık be!
Yoksul halka gam üstüne gam gelir,
Yeter artık attığınız kazık be!
Söz alınca “inançlıyız”, dersiniz;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!