Bilir O Fakir
Güzel Zevahir
Biraz Alengir
SaklaNabilir
Belki Beğenir
Ozan Bİndebir
Dur cevap vereyim Yadigâr Üstat!
Halk ile kol kola girme vaktidir.
Dörtlüklerin her birinde ayrı tat,
Sanırım bir cevap verme vaktidir.
Görüyorsak ezilenle ezeni,
(1)
Karadeniz derindir
Ordu’muz çok şirindir
Boztepe’nin başları (da)
Oh ne güzel serindir
(Bağlantı)
Sanki yeryüzüne çıkmış cehennem,
Ormanımız cayır cayır yanıyor.
Yanmış parasını arıyor ninem,
İnsanımız cayır cayır yanıyor.
Ormanla yok olan yaban hayatı,
Örs:
İkide bir dur başıma
Gelip gidip vur başıma
Bu işkence zor başıma
Ben alttayım, sen üsttesin
Madımak’ta yandı gitti o gencecik canlarım,
Pir Sultan’ın diyarında; koca Sivas ilinde.
Nasıl hoş görürüm bunu, nasıl doğru anlarım?
Kanlı vahşet dolaşırken dünya âlem dilinde.
Muhibe Akarsu ile Ozan Muhlis Akarsu
Sevdiğimde dişler sanki incidir (İnci tanesi)
Uzak kaldım selam deyin o yâra (O sevgili)
Tabip dokunmasın yaram(ı) incidir (İncitmek, acıtmak)
Yârden kalma bir yaradır o yara (yârden kalma eski yara)
Kesilmez dağların yağmuru, yaşı (Islaklık)
Elimizden her iş gelir, velâkin;
Zor zanaat bizde vatandaş olmak…
Ne kadar sabretsen, olsan da sakin;
Zor zanaat bizde vatandaş olmak…
Hak, hukuk, adalet bize vız gelir
Barış ile savaş, beyazla siyah
Biri diğerinin zıttı değil mi
Çabuk ile yavaş, sevapla günah
Biri diğerinin zıttı değil mi
Cimri ile cömert, yumuşakla sert
Ark edip bağladım gözüm yaşını,
Yüreğime bir köz düştü, sönmüyor.
Gördüm Zemheri’nin kara kışını,
Yüreğime bir köz düştü, sönmüyor.
Çok oldu geçeli, ömrüm baharı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!