Gözyaşı gönlün yağmurudur aslında, gönül üzülünce gözler toplar bütün tanecikleri bazen usulca yağar, bazen sağnak sağnak. Gönül sevince ve sevinince göz yine toplar tanecikleri biraz yağar, biraz durulur. Gönül kırılınca göz toplar toplar toplar ve bir fırtınayla yağmaya başlar, o vakit kimse durduramaz karla karışık gelen yağmuru. Gönül acı içindeyse eğer kimse görmez ama o gözlerden akan, ne yağmurdur, ne kar ne de sel, o gözlerden akan patlamış bir volkandaki ateştir sadece. İşte o ateşi de kimsenin söndürmeye gücü yetmez.
İnsanda asla değişmeyen tek şey baş rol oyunculuğu. Herkes kendi hayatının baş rol oyuncusu ve hiç birimizin hayatında yan karakter yok ama herkes kendini birbirinin hayatında ana karakter zannediyor, hadi oradan be. Ama ben hayatımdaki kimseyi ana karakter moduna sokmadım, bunu başardım ben! Bunu deneyenleri hayatımdan tek cümleyle çıkardım ve asla arkama bakmadım. Benim yaşadıklarımdan öğrendiğim çok önemli bir şey vardı, hayatımdan sildiğim her insan benim için kazanç oldu ve anladım ki hayatımda özel yerleri olanlar dışında hiç kimse vazgeçilmez değildi. Kendimden vazgeçmek gibi bir hata asla yapmadım. Keşkelerim hiç olmadı, kimsenin arkasından gözyaşı dökmedim, gitmek isteyene asla kal demedim, kimseye ederinden fazla değer vermedim.Ben hayatımdaki herkesi sadece bir kere sevdim.
Kendinize ve size sunulan hayatınıza değer verin.Yaşadıklarınızdan öğrendiğiniz her şeyi piyango olarak görün. Sadece bir kere sevin, bir insanı birden çok severek ikinci şans vererek ona vazgeçilmez hissini tattırmayın. Giden insanın yeri doluyor, kimseyi hayatında saplantı haline getirmeyin. Değerli olan sizsiniz. Beden kadar ruhun ve aklın da temiz ve sakin kalmaya ihtiyacı var bence….
Bir mucize beklerken o mucizenin “ben” olacağını hiç düşünmemiştim….
O kırık dökük hallerim yok mu benim? isteksiz, gönülsüz yaptıklarım. Hani içimden gelmiyor ama hatır gönül var dedikleri, dirinin yoksa da ölünün hatırı var duygusal ya da psikolojik baskısı, bırakamadık şu zoraki gönül işlerini. Hak etmedikleri ilgiyi göstererek tepemize çıkarıp ruhumuzu, gönlümüzü nasıl rahatsız ediyoruz. Adını ne koyarsanız koyun ruhumuza, kırgın gönlümüze işkence ediyoruz. Yazık hadi ölü inandı hatırını saymamıza peki Allah o inanır mı gerçek olmayan gönül işlerine, razı gelir mi kandırmacaya? Bazen atalar sözlerini bencillikleri üzerine söylemiş, işlerine geldiği gibi kazımışlar hafızalara. Biz o sözleri kullanırken, hiç üzerinde kafa yormadan kullanıyoruz hatta hangi atadan çıkmış onu bile bilmiyoruz öyle bir ata var mı ondan bile haberimiz yok. Valla öbür tarafta biz öyle bir şey demedik nerden uydurdunuz diye kovalayabilirler bizi o atalar ( kesin kovalayacaklar kesin!!)
Yazacak çok hikaye anlatacak çok yürek kırgınlığı var ama anlayacak kimse yok.
Her yolun sonunda gideceğin bir yer mutlaka vardır. Yeter ki o yer de seni bekleyen sevdiklerin olsun.
Ey zenginliği bu dünyada kendine amaç edinmiş bencil ve nankör insan doğadan elini çek, çek ki hep böyle güzel ve seyirlik kalsın yeşil…..
Uzaklara baktığımda gördüğüm hiçlik ve yalnızlık değil. Bana altın tepside sunulmuş, mucizelerle dolu muhteşem bir yaşam. İçinde kalbime sakladığım özlemlerim, hatırladığım ve hatırlamadığım anılarım, acılarım, huzurum, mutluluğum….
Mavi renge fena takıntılıyım belki deniz kenarında büyüğüm için, belki beni sakinleştirdiği için bilmiyorum nedenini ama mavi de bir şey var ki beni bana anlatıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!