Bir hikaye başlıyor,
zamanın içinden mi dışından mı bilinmez
ya da hangi zaman diliminde geçiyor?
Bak sanki müzik çizgisine dizilmiş
notalardan çıkan nihavent taksim dinletiyor kendini.
Bir süre sonra ruhu daraltıyor, aynı sıkıcılık.
Şehir siyah beyaz bu gün
Ağır hasarlı hissiyatların
Sisine bulanmış gökyüzü
Sevgiye dair herşey yok olmuş
Zorlu gülümsemeler sarmış
Soğuk ve yalnız yüzleri
Bekliyordu kadın ümitle aydınlığa kavuşacağı günleri, kurulan onca güzel cümlenin için de, dikkatle takip ediyordu her şeyi karanlığın içinde. Çaktırmadan hiç kimseye, sessizce, sakince ve sabırla Gözlerini hafifçe araladı kadın kendi karanlığının içinde baktı ve bir anda karşısına çıkan sarfedilmiş bir cümle gördü. Belli ki görür ümidiyle kurulmuş cümlelerdi, verilen cevaplar da beraberinde. Gördü ki daha erken, usulca kapattı gözlerini yeniden. Şimdilik karanlık daha iyidi onun için. Yüreğini ferahlatan hiç bir şey yoktu, biliyordu gözlerini ne zaman açsa, gördükleri yakıyordu canını. Sadece bir kez olsun yüreği acımadan bakabilmeyi arzuluyordu. Dipsiz bir kuyunun karanlığı kadar korkunç bir karanlık yoktur ama aydınlığın verdiği korkunç acı' nın yanın da, o karanlığa sığınmayı başarmış bir kadına ulaşabilecek bir ışık da yoktur artık.
~oya erzurumlu~
Karanlık çöküyor yine ve gece' ye damgasını vuruyor ayaz
Her zerrem üşüyor, soğuyorum yavaş yavaş.
Bir veda' ya hazırlanıyorum sanki.
Gece sessizce bir müzik açtı kendine. Oturduğu koltuğun başında duran defterini ve kalemini aldı sakince yazmaya başladı, sayfalarca durmadan yazdı yazdı, kalemini oynattığı her an gözlerindeki yaş da sel oldu. Ne yazmayı bırakabildi ne de ağlamayı. "Ben hep dünya' ya fazla olduğumu düşünürdüm. Anladım ki dünya' ya değil ben insanlara fazlaymışım, hani değerliydim ben, herkesin sözü yine dilinde işte. İki cümleyle yerle bir etti yine, duymak istemiyorum artık insanların o sahtekar dillerinden dökülen cümleleri onlar konuştukça sahteliklerinden midem bulanıyor artık...Artık gitmeliyim, sanırım bu kadar yeter. Yorgun ruhumun dinlenme zamanı artık....." Geriye sadece son sayfasına kadar yazılmış mavi bir defter ve bir de kalem bıraktı.
~oya erzurumlu~
Gönlümün en ağır yarası, sen gönderdin ya beni,
sen hiç' leştirdin ya beni sen de, sen dedin ya dengini bulursun diye, sen istemedin ya beni yüreğinde, sen unutamadığın bir ruhu ben zannettin. Sadece ben bunu çok geç farkettim
ne sevdiğin bendim, ne de özlediğin kendine bile itiraf edemediğin gerçekle yüzleş! özlediğin ruha teslim et kendini. Ben mi? Ben hiç olmadım ki sen de, üzülmene bile değmem. Ben sadece güzel bir rüya gördüm gerçekten sevildiğimi hissettiğim sonra bir uyandım aynı sessizlikteyim. Sen unutamayıp ruhunu benim bedenime koyduğun, gerçekten sevdiğin yürekte bul mutluluğu. Ben kendi lime lime olmuş yüreğimle kapattığım o defterle çoktan hiç oldum.
otobüs terminale yanaştığında bütün yüreği heyecan doluydu kadının, sevdiği adama kavuşmuş olmanın heyecanı çoktan sarmıştı. Her ne kadar anlasa da gidişinin son olacağını umursamadı, hissediyordu sevdiği adamın sevgi sözcükleri, yerini anlamsız küfürlere bırakmıştı. Gülümsüyordu içi acısa da, onunla geçirdiği her saniyenin keyfini çıkardı, bir dahası olmayacaktı yine de bir umuttu kadındaki ilk defa bu kadar yüreği kapılmıştı, onca kırgınlığın ve yorgunluğun üzerine gelmişti adam. Sonlara yaklaştığında o ne duymak isterse onu söyledi kadın biliyordu ki adam ondan çoktan gitmişti. Son vedasında kokusunu içine çekti son sözlerinin gerçekliğine inanmak isteyerek, bindiği otobüs onun son yolculuğuydu artık. Yüreğinde bir daha asla sevmeyeceğine yemin ederek gecenin içinde son yolculuğuna uğurladı kendini. Paramparça olmuş bir yürekle son haberi bekledi. Son veda konuşması, onun yüreğine de son vedası oldu, tam da o anda terminal de son kez sarıldığında sevdiği adamın ona söylediği bütün cümleler yerle bir olup, gerçekliğini kaybetti bir an da yaşadığı her şey koca bir yalan' a dönmüştü kızgın ve kırgın olsa da, adam onda asla unutmayacağı güzel bir hatıra olarak kalacaktı ve kadın sevgiyle adını anmaya, yazdığı şiirleri okumaya devam edecekti. Yeniden ördü duvarlarını kadın bir daha asla yıkılmasına izin vermemek üzere...
Sessiz sevdana vurgun
Öylece dolaşıyorum
Yol kenarında bir park
Çimenlere oturup sırtımı
Dayıyorum heybetli bir ağacın
Gövdesine sen diye
Söylesen yar
Ne kadarım sen de?
Yâr mı olacaksın ben de?
Can mı olacaksın?
Bütün sev' leri
Yalana dönmüş yüreğim
Bana konuş diyorsun susma
Konuşmalıyım, biliyorum
gözlerinin içine bakarken
gülümseyip bir şeyler söylemeli, anlatmalıyım.
Sen bakma benim kalemimin lafazanlığına,
Yazarken benim bütün gevezeliğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!