Güçlüydü toprak yalnız başına, ıssızlığın, kavurucu güneşin altında bir çöl, suya hasret. Toprak yansa da, kavrulsa da beklerdi bulutunu sevgiyle, sabırla. Bulutundan beklediği, sadece biraz yağmur damlasıydı ve bunu hiç dile getirmedi! bir kez bile. Bulut, toprağın ona ihtiyacı olduğu her an da, ondan başka her yere damlalarını bıraktığının farkında bile değildi. Toprağın iyice kurumaya başladığını, ona can veren ne varsa ölmeye başladığını duyduğu bir gün, fırtınası ve şimşekleriyle beraber bir hışımla, Toprağı aldı karşısına, başladı konuşmaya. O konuştukça daha da kurudu toprak, toprağın ne halde olduğunu hiç umursamadan. Toprak ölüyordu, bulut'u damlalarıyla toprağa can vermek yerine, konuştu konuştu. Toprak tek bir cümle kurmadı, ne söylese boştu. Toprağın hatalarını sıralarken, onun ihtiyaçlarını, nedenlerini görmezden geldi bulut. Toprak onu ne kadar çok sevdiğini söylese de içten içe inanmıyordu bulut. Toprak, bunu anladığında sadece sessizce dinledi dinledi. Yağmur, susuz kalan toprağı serinletmesi gerektiğini unutarak, sulaması gereken diğer topraklara yol almak üzere oradan ayrıldı. Herşeye rağmen, onu ne kadar susuz bıraktığını anlacağını umut ederek, bulutunu yeniden görmek umuduyla beklemeye devam etti.
~oya erzurumlu~
Yavaş yavaş tükeniyor zamanım, yok oluyorum. Kayıp gidiyorum avuçlarımın arasından sessiz sedasız. Ben hep geceyi sevmiştim zaten, korkutmuyor artık yok olmalar. Çok yorgundum zaten, anlamsız bir yaşamın içinde çok anlam yükledim her şeye. şimdi gidiyorum sessizce... Gece'nin her güne dönümünde, belki bir sonrakini göremem diye izliyorum son kezmiş gibi. Sığındığım bütün limanlarda ki gemilerin zincirlerini de çözdüm artık hepsi özgürce istedikleri dalgalara teslim...
~oya erzurumlu~
Anlam yüklemiyorum yaşadığım hiç bir şeye. Halbu ki ne güzeldi insana olan merhametim bütün içten duygularım ve en sonun da sevsem bir türlü sevmesem bir türlünün içine düştüm. Tebrik ederim hepsini kendi ellerinizle cehenneme attınız. Sonunda tükettiniz ben de ki iyi niyeti.
~oya erzurumlu~
Sonbahar' a mı kaldı bütün kavuşmalar, sarılmalar?
Galiba sadece bir tuval' e sığdırdık özlediklerimizi.
Bir uçurumun kenarındayım,
hafif bir esinti vuruyor yüzüme,
ağaçlardaki yaprakların sesleri
doluyor kulaklarıma inceden
gözlerimi kapatıyorum
kollarımı açıyorum sana son kez
Unutmak istiyorum,
Yaşadıklarımı, yaşamak istediklerimi
Hayatımın karmaşasını
Yorgunum sadece
Hani derler ya
Allah kuluna taşıyamayacağı yükü vermez diye
Unutmuyorsun işte gözünün gördüğünü, yüreğinin hissettiğini o zaman değersizleşiyor ve inancını kaybediyorsun. Acımasız bir buz dağı kaplıyor her yanını sonra diyorsun ki "ağzınla kuş tutsan, dağları delsen inanasım gelmiyor" anlamını yitirmişlik böyle bir şey
Dizeleri sıralanmamış
Kelimelere dökülmeyen
Karmakarışık
Yar mıydı yazdıran
Yaradan mı?
Yar mıydı gönlüme düşen
Yüreğim usta, terk edilmiş yıkık kent' e yol aldı gidiyor. Gelirsen ben oradayım
Ve son kez sarılırsın, gerçek olduğunu zannettiğin kocaman bir hayale




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!