Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Nice çocuklar öldürdüm yüreğimin karanlık dehlizinde
Tomurcuklar büyütürken katlettim en kırmızı güllerimi
Ağlarken anne diye bir babanın tokadını yedim ansızın
Yetim ve öksüz duygular içinde güvercin gibi çırpındım

Çocuksu duygularım çamurdu tozdu kalbimse temizdi

Devamını Oku
Osman Demircan

Bütün incitilmiş çiçekleri, kanadı kırık kuşları getirdim sana
Ey Allah'ım yardım et bana sensiz nasıl kalırım ki ben ayakta.
Bir titremedir başlar diz kapaklarımda düşerim karanlıklara
Bir umut bulamam senden bir aydınlık girmezse yarınlarıma

Tüm cam kırıklarını getiririm yanına bir ışık girmezse odama

Devamını Oku
Osman Demircan

Öldürmeye cesaretim yok ama ölmeye evet
Vur hançerini boynuma sonra sonumu seyret

Aksın kanım yırtılan beynimin damarlarından
Seni ne kadar düşündüğümü anla ve seyret.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir şey yaratılmasaydı keşke
Tek sen var olsaydın evrende
Öyle güzelsin ki öyle güzel
Tüm güzellikler zaten sende

Saçların gece gözlerin yıldız

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir çuval dolusu yalnızlık benimkisi
İçi boş sevdaların ardından gelen
Ne ayakta duracak hal ne de mecal
Bir çuval dolusu yalnızlık benimkisi

Yalnızlık Çinlidir; Çin işkencesi gibi

Devamını Oku
Osman Demircan

Tıpkı kaybolan hisli şarkılar gibidir sesin
Ve tıpkı kayıp giden yıldızlar gibi nefesin
Sen gecelerimi karanlığa dönüştürensin
Ey sevgili sulara sarılan bir ateş gibisin

Bir sis perdesi altında kaybolan dağ gibi

Devamını Oku
Osman Demircan

Sevginin beni götürdüğü yerlere kadar gitmeliyim.
Unutulmuş yaprak gibi usul usul sürüklenmeliyim.
Yarım kalmamalı bu aşk yolculuğumuz ay yüzlüm
Seni doya doya sevmeli hem kana kana içmeliyim.

Tüm bunlar ölesiye sevmek isteyişimdendir seni.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bu şehir duvarlar arasında sıkışmış bir çığlık gibidir. Ve bu şehrin duvarlarına yağlı boya resimler yapmak isterim. Ey sevgili sen treni bilirsin, uçağa binersin. Bu şehir yumrukların gül olduğu, kelebeklerin dövüldüğü bir şehirdir. Aynı ülkenin farklı coğrafyasında yaşamaktayız. Sen oturduğun sitenin çevresini duvarlarla çevirirsin. Bense bulduğum bir duvar dibinden kaçacak delik ararım. Bu ülke kimine mezar, kimine zindan, kimine uçsuz bucaksız meydan olur at koşturur. Öyleyse önemli olan kimlik değil kişiliktir. Aynı kimliği taşırız; ama farklı kişilikteyiz. Sen hiç sönmeyen alev gibisin ben ise kar altında bir dal gibiyim. Ben üşürüm sen yanarsın. Ne kadar ilginç değil mi bana odun derler sana ateşli derler. Söyle bu ülkeyi kim cehenneme çevirir? Beni ateşlere kim atar, sana bir ormanı kim bağışlar?
Sen kimliğinde Türklük taşırsın ben de. Ama ben karnı aç, yüreği perişan, her gün çalışıp çabalayan biriyim. Ben Türk'üm, doğruyum, çalışkanım; sen Türk'sün ama her işin yalan dolan. Aynı dili konuşuruz ama senin lügatinde camiyi bombalamak vardır. Zafere ulaştıracak her yol senin için mübahtır. Öldürürsün, suçu taşeron örgütlere üstlendirirsin. Bir de Türkiye'de terör var dersin. Ey sevgili bir de sosyete sosyete gezersin. Sen yumuşak bir dikensin. Ne kadar kibar bir faşistsin. Ey sevgili söyle hangi ülkenin metresisin. Yok mu senin bir kişiliğin, hep ondan bundan yardım istersin. Sen tam bir çakma madonnasın. Kendi şarkını bile söylemeyi bilmezsin. Sanatı olmayanın dünyada yeri olmaz. Sen anca kavalınla koyunları güdersin. Bu ülkeyi bir mezraya çevirirsin ya da bir mezara benzetirsin. Ama dua etmesini bile bilmezsin. Hiç karanfil ekmediğin topraklara, şimdi dalından koparılmış bir karanfil dikersin. Onu mezarını kazdığın aydınların cenazelerine çelenk diye gönderirsin. Ben bir Türk'üm ama kanımda Ermeni kanı da var, Kürt kanı da Rum kanı da var. Ben bir Anadolu'yum. Kanımla gurur duyarım, Türklüğümle duyduğum kadar. Ben ari ırk peşinde koşmam. İnsan olanın önce insanım diyenin peşinden koşarım ve bundan yorulmam. Sen de Türk'sün ama bütün şehirlerin çöp kokar, lağımların derelere akar. Tüm şehirler gökdelenlerle yıldızlara ulaşırken, sen bayrağındaki ay yıldızla gurur duyup başını göklere erdirirsin. Anca uygun adımda yürümesini bilirsin. Tüm halkına emirler verirsin; ama başka bir ülkenin çavuşundan emir alırsın. Bir de bir Türk dünyaya bedeldir dersin. Ey sevgili beni sevdiğini söylersin, sonra baldır bacak başkalarına poz verirsin. Dersin ki ne çıkar bacaklarımı başkalarına öptürmemden. Ben anca senin evine gelirim. Hayır istemem sakın benim için bir adım atma. Git ayaklarını da başkalarına yalat. Ey sevgili sen ya iki parmalığınla yürüye yürüye yardım elini uzatırsın bana ya da İtalyan ayakkabılarınla koşa koşa gelirsen yanıma. Böyle ülkenin ileriye gideceğini düşünürsün. Bu ülke için düşünürken bile bir Fransız gibi düşünürsün. Sen yemek olsan bu ülkenin topraklarında yetişmiş bir biberin içine domuz eti konulmuş dolma yemeği olursun. İçin böyle doldurulmuştur. Bir de ben de domuzluk hiç bulunmaz dersin. Millet de bunu yer ne yazık ki.

Devamını Oku
Osman Demircan

Vajina yerlerde durmadan paspas etmekte
Bir temizlik hastalığıdır başlamış kendisinde
Kara talihini bembeyaz yapmak istemekte

Bütün sövmelerde o seviyesi düşürülmekte
Her kızanın ağzından yerlere tükürülmekte

Devamını Oku
Osman Demircan

Ey ela gözlüm dünya olsa ayna
Yansır siman dağa taşa deryaya
Benzer cihan seninle yakamoza
Varlığın sevda yokluğun fırtına

Her taraf seninle güzellik bulsun

Devamını Oku