50. Yıl Şiiri
Hodri meydan çekiyordum yıllara,
Sayı çoğaldıkça işler değişti…
Dev kayalar döker oldu yollara,
Eski ufak tefek taşlar değişti…
Fatih Sultan İstanbul’u alarak
Pırıl pırıl bir çağ açmadı demek (!)
Ulubatlı o gün şehit olarak
Bu fani alemden göçmedi demek (!)
Ne imparatorluk kurdu ne devlet
Dağınık evlerin, yokuş bir yolun
Yemyeşil ormanın vardı Çamalan.
Tek başın, tek gövden, beş büyük dalın
Geniş bir alanın vardı Çamalan.
Yolun dik; koymazdı dizimde derman
Sözün ucu hakikaten sivridir
Dokunmasın ona buna dikkat et…
Hoş olmayan dilin bencil tavrıdır
Farkımız ne sana- bana dikkat et…
Soğukluk, serinlik kışta güzeldir,
Saç ağarmış, belin bükülmüş deme,
Sen sadece seni gören gözü gör…
Yaprağın kuruyup dökülmüş deme,
Gönlümdeki baharı gör, yazı var…
Sakın ha üstüme tedbirsiz varma,
Gelen vurur giden vurur darbeyi,
Şu yalan dünyada gülmez garipler!
Ses etmez içine atar her şeyi,
Dayı kapısını çalmaz garipler!
Sanma dertlerini ele götürür,
Deli dolu akışınla,
Bendimi söker geçersin…
Hiddet yüklü bakışınla,
Gönlümü yıkar geçersin…
Sevdanla sarsılan dağın,
Uzakta kal, gelmek istemiyorsan
Sadece bir sıcak selamın yeter.
Bayramdan bayrama aranır insan
Çok değil iki çift kelamın yeter.
Nasılsa aklımdan çıkmıyor yüzün,
Nica imza atan beyler tanıdım,
Hepsi de “Hoşça kal deyip de gitti…
Ustalar, çıraklar, toylar tanıdım
Kalemi masaya koyup da gitti…
Benim devrim, benim günüm diyenler,
Onlarca senedir misafirimsin
Seni hiçbir yere salmadım inan…
Yüreğime astığım tek resimsin
Seni hiç oradan almadım inan…
Bazen seni ilk gördüğüm gündeyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!