50. Yıl Şiiri
Hodri meydan çekiyordum yıllara,
Sayı çoğaldıkça işler değişti…
Dev kayalar döker oldu yollara,
Eski ufak tefek taşlar değişti…
Perhiz yapmamı tavsiye eden saygıdeğer Doktor Sıtkı Bey’e
Arz-u halimdir
Günde on lahmacun, beş- altı somun
Yemediğim zaman duramıyorum!
Bir tencere bozbaş, bol pilav olsun
Daha fazlasını aramıyorum!
Dünya malı için dostlarla aram
Bozulursa delirmemek ne mümkün…
Alnımın çatına “enayi adam”
Yazılırsa delirmemek ne mümkün…
Gurbet elde üç kuruşluk huzurum,
Fatih Sultan İstanbul’u alarak
Pırıl pırıl bir çağ açmadı demek (!)
Ulubatlı o gün şehit olarak
Bu fani alemden göçmedi demek (!)
Ne imparatorluk kurdu ne devlet
Uzakta kal, gelmek istemiyorsan
Sadece bir sıcak selamın yeter.
Bayramdan bayrama aranır insan
Çok değil iki çift kelamın yeter.
Nasılsa aklımdan çıkmıyor yüzün,
Gelen vurur giden vurur darbeyi,
Şu yalan dünyada gülmez garipler!
Ses etmez içine atar her şeyi,
Dayı kapısını çalmaz garipler!
Sanma dertlerini ele götürür,
Deli dolu akışınla,
Bendimi söker geçersin…
Hiddet yüklü bakışınla,
Gönlümü yıkar geçersin…
Sevdanla sarsılan dağın,
Havalanıp durma gafil,
Hele bir dön halına bak…
Akıbetin farklı değil,
Yerde yatan ölüne bak…
Fayda vermez emmin, dayın
Her şeyi bilirim diyen ey gafil.
Cahil olma, biraz da haddini bil.
Kitapları çiğnemeden yutanın
Cür'eti artıyor, hürmeti değil.
Nica imza atan beyler tanıdım,
Hepsi de “Hoşça kal deyip de gitti…
Ustalar, çıraklar, toylar tanıdım
Kalemi masaya koyup da gitti…
Benim devrim, benim günüm diyenler,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!