Karı buzu bile kavurur yazı
Güneşi dondurur kışı Bayburt’un..
Olmaz şeftalisi, muzu, kirazı
Kartoldur hayali düşü Bayburt’un..
Fazla biber, kabak üretmez tarla
Köylere sözüm yok lakin
Şehirde kaybolmuş bayram…
Akıp gider sessiz, sakin
Nehirde kaybolmuş bayram…
Eski adetler, görgüler
Kırlangıç mı, kanarya mı, kumru mu?
Söyle hele neydi adı balığın…
Bünyamin Bey, komik bulma sorumu
Kuşa benziyordu tadı balığın…
Zannetme doymayan yalnız birisi
Alem sanır çok şerefli bir görev
Uşağıma uşaklıktır BABALIK
Bu görevi ne kadar seversen sev,
Hakikatte salaklıktır BABALIK
Bir gün, beş gün değil her gün her saat
Her zaman doğru ol, eğri çubuğa
Bilirsin bir değer verilmez oğul!
Olgunlaş, tatlı ol, ekşi koruğa
Tilki bile gidip sarılmaz oğul!
Besmeleyle başla, sonra niyet et,
Sözün ucu hakikaten sivridir
Dokunmasın ona buna dikkat et…
Hoş olmayan dilin bencil tavrıdır
Farkımız ne sana- bana dikkat et…
Soğukluk, serinlik kışta güzeldir,
Saç ağarmış, belin bükülmüş deme,
Sen sadece seni gören gözü gör…
Yaprağın kuruyup dökülmüş deme,
Gönlümdeki baharı gör, yazı var…
Sakın ha üstüme tedbirsiz varma,
Nica imza atan beyler tanıdım,
Hepsi de “Hoşça kal deyip de gitti…
Ustalar, çıraklar, toylar tanıdım
Kalemi masaya koyup da gitti…
Benim devrim, benim günüm diyenler,
Gelen vurur giden vurur darbeyi,
Şu yalan dünyada gülmez garipler!
Ses etmez içine atar her şeyi,
Dayı kapısını çalmaz garipler!
Sanma dertlerini ele götürür,
Deli dolu akışınla,
Bendimi söker geçersin…
Hiddet yüklü bakışınla,
Gönlümü yıkar geçersin…
Sevdanla sarsılan dağın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!