Gururlanma insanoğlu;
Son durağın bir çukurdur.
Şimdilik ceplerin dolu,
İşlerin tıkır tıkırdır.
Mal mülk yalan, hayat bir düş
Köylere sözüm yok lakin
Şehirde kaybolmuş bayram…
Akıp gider sessiz, sakin
Nehirde kaybolmuş bayram…
Eski adetler, görgüler
Kırlangıç mı, kanarya mı, kumru mu?
Söyle hele neydi adı balığın…
Bünyamin Bey, komik bulma sorumu
Kuşa benziyordu tadı balığın…
Zannetme doymayan yalnız birisi
Her zaman doğru ol, eğri çubuğa
Bilirsin bir değer verilmez oğul!
Olgunlaş, tatlı ol, ekşi koruğa
Tilki bile gidip sarılmaz oğul!
Besmeleyle başla, sonra niyet et,
Karı buzu bile kavurur yazı
Güneşi dondurur kışı Bayburt’un..
Olmaz şeftalisi, muzu, kirazı
Kartoldur hayali düşü Bayburt’un..
Fazla biber, kabak üretmez tarla
At çamuru izi kalsın,
Başarının şartı budur.
Etik olmaz deme sakın,
En etkili sorti budur.
Hak, hukuk, töre, anane
Alem sanır çok şerefli bir görev
Uşağıma uşaklıktır BABALIK
Bu görevi ne kadar seversen sev,
Hakikatte salaklıktır BABALIK
Bir gün, beş gün değil her gün her saat
Dünya malı için dostlarla aram
Bozulursa delirmemek ne mümkün…
Alnımın çatına “enayi adam”
Yazılırsa delirmemek ne mümkün…
Gurbet elde üç kuruşluk huzurum,
Perhiz yapmamı tavsiye eden saygıdeğer Doktor Sıtkı Bey’e
Arz-u halimdir
Günde on lahmacun, beş- altı somun
Yemediğim zaman duramıyorum!
Bir tencere bozbaş, bol pilav olsun
Daha fazlasını aramıyorum!
Senelerce beklediğim sevgili,
Çıkıp geldin eda ile naz ile…
Unutmadı yaptığımız kavili,
Çıkıp karşıladım güler yüz ile…
Güzelsin; üç bin altı yüz beninle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!