Gönül kovanı yanar da süzülür.
Çöker omuzlar, bellerin bükülür.
Ne kahır ne dert saçların beyazı;
Bin pare içinde ömrün sökülür…
Sönük gözlerin, hayat bilmecesi.
Ebede giderken, visal ilinden
Dönülmez yollar, gönül menzilinden
Gidenleri hep bahtiyar olurlar
Gözden ötede o yari bulurlar
Hasretin ziyası dem vuruyorken
Ummanın içinde can kuruyorken
Ağlasın yâdımı tutan akşamlar
Bir sabah ansızın ölürüz ümra.
Heykeller üstüne karanlık damlar
Güller ülkesine yürürüz ümra!
Saplanır göğsüme bir zehir mızrak
Hicranın deva bulur da hüdadan
Sabır bir değirmen, akıl toz olur.
Ümidin ziya bekliyor ferdadan
Her lahza yüreğine balyoz olur.
Düşler bir bataklık, rüyalar uzak
Lahuti nurlar gibi bir ziyadır Lâyefna
Örümcek gözlerinde zindandır bu dünya!
Kefilim çocuklara, analara ve babalara
Çünkü hasretin doğurduğu;
Her kavuşanın beklediği bir bebektir Lâyefna.
Sünûhat kalbinde, taşan nigârın, hasretin
Bir bakış bir nefes yaşamak, öylece çetin
Canın, nicedir beklediği, hülyalı düşler
Bir serâb gibi, bencileyin, beni görmüşler...
Nur gibi esrârı... Düşüyor, yazgısı haktan
Gonca güllerin, açıp solduğu o yanaktan;
Sönmedi bağrımda suskun ateşin
Sulara küskün gönlüm seni bekler
Akılda hudut ister keşmekeşin
Yıldızlardan gözlerimde dilekler!
Sonsuzluğun kapısı bu son mihrak
Nice insanı yakanlar fırında
Kırımdır ölen, annenin karnında
Vietnam ve Hiroşima falında...
Adı sözde ermeni soykırımı...!
Cezayir'de fransız barbarlığı
Farkı yoktur çoğunun ölülerden
Nefes alıp verdiğine bakmayın
Hayatın eşek sırtı semerlerden
Sürdüğü iniş yokuşa bakmayın..
İnsan var hayvanlık ona münasip
Beste beste seslenirken ümide
Geçiyoruz hem ömürden git gide
Yeniler eskirken geçen seyirde
Yadın kalıyor sönmeyen hatırda...
*****
Sırrına bel bağladık adın saklı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!