Bazen bir kalbin kırıldığını hissetmek,
İçindeki fırtınanın ne kadar derin olduğunu anlamak gibidir.
Bir zamanlar hayatımızda olan,
Sonra kaybolan o insanlar gibi…
Belki de gerçekten gitmediler,
Bizi terk ettiler,
Toprak titrer, uyanır derinlerden,
Bir filiz doğar sessiz gecelerden.
Yağmur öper ilk kez narin bedenini,
Güneş sarar sıcacık ellerini.
Rüzgâr fısıldar ona sevdanın adını,
Bir gülüşün vardı, gökyüzünü kıskandıran,
Bir bakışın, baharı getiren kış akşamlarına…
Sana benzeyen rüzgârlar esti durmadan,
Savurdu beni, en derin sevdalara.
Gittin mi? Yoksa ben mi kaybettim yolu?
Beni her düşündüğünde,
Bir yıldız kayar içimde.
Her an, seni arayan bir yelkenli gibi,
Kaybolur karanlık denizlerde.
Ve ben, öylesine bir boşlukta kalırım,
Bütün duygularım sessizce kaybolur,
Her bir kayıp, beni biraz daha sarar,
Her bir kaybolan şey,
Yavaşça geçmişin yıpranmış anılarına dönüşür.
Gecenin koynunda gözlerimdeki yaşlar
Birer rüya gibi kayıp giderken,
Sabah olur, umutla bir yeni gün başlar.
Zaman, kaybolanları gösteren bir aynadır,
Bir yılanın kaybolduğu kuytular gibi,
Kaybettiğimiz her şeyin bir yeri vardır,
Ama yitirilen, sadece beden değil, ruhtur.
Gecenin karanlığında, senin yokluğun
Beni sarhoş ediyor; başkalarının gözlerinde
Gönlümün divaneliğiyle yüzleştim,
Bir tını vardı karşıma çıkarak,
Ruhumda yankı buldu,
O an defalarca tekrar ettim.
Edebî kaygılar bir yana,
Gecenin koynunda ince bir rüzgar eser;
Hatıraların sessiz fısıltısı,
Bir zamanlar yüreklere işlenmiş eski aşkların yankısıdır.
Her damla, geçmişin kırık aynalarında
Kaybolan benliklerin izlerini taşır.
Bir zamanlar kapanmış sandığım yaralar,
Hala kanıyor, gizlice akıyor.
Zamanla unutmuş gibi yaptım,
Ama her hatırladığımda içim sızlıyor.
Şarkılar, acılarımı fısıldıyor,
Yolunuz açık olsun, gençlerin yıldızı parlasın,
Her an bir adım daha ileriye, umutla yola düşsün.
Her işin bir yolu, her müziğin bir rengi var.
Bağcıca’dan gelen sesler, umutla dolu,
Sizleri izleyenler, gururla bakıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!