Onur BİLGE
Vahid ve Ehad esmalarını ayrı ayrı açıklamaya çalışmıştım. Şimdi Vahidiyet ve Ehadiyeti içeren Vahdaniyet hakkında yazmalıyım. Her zamanki gibi önce sözlük anlamına bakmalı, sonra ilgili ayetleri bularak üstünde düşünmeli, daha sonra da aldığım notlar yardımıyla en yalın halde, herkesin kolayca anlayabileceği şekilde kaleme almalıyım. Böylece Tenzihi ve Selbi Sıfatları tamamlamış olacağım. Zati ve Subuti Sıfatların anlaşılması daha kolay olacak. Doksan dokuz sıfat içinde onları ve benzerlerini işlemiştik.
Hangi isme geldiysek, bize konu ile alakalı bir olay yaşatılmış ya da anımsatılmış, o sıfat hayatımızın akışına göre bir şekilde tecelli etmişti. En anlaşılmaz sıfatlar, olaylarla safha safha açılmış, apaçık görebileceğimiz biçimde ortaya çıkarılmış, kolaylaştırılmıştı. Allah, idrak etmek isteyenlere sıfatlarını açıklıyor, sanki dikte ettiriyordu. En aciz kaldığımız anlarda İlahi yardım yetişiyordu. Yaşatan, hatırlatan, düşündüren, yazdıran aynı Zat’tı.
Onur BİLGE
Muhalefetün li'l-havâdîs, hakkında da bir şeyler yazmak için araştırma yaptım. Önce sözlüğe baktım, sonra birkaç kitap karıştırdım. Bu sıfatın, Allah'ın sonradan olan şeylere muhalif olması, yani benzememesi anlamına geldiğini, zıddınınsa mümaselet yani benzemek olduğunu öğrendim. Zaten zat ve sıfatları bakımından birbirine zıt olan şeyler birbirlerine benzemezler.
Her yaprağa, her çiçeğe, her insana ayrı bir şekil veren Allah, yarattıklarının hiçbirine benzemez. Göz göze benzemez, ses sese benzemez. Farklı parmak izleri, farklı retinalar, avuç içleri… Her çiçeğe apayrı bir koku, her yiyeceğe bambaşka bir lezzet…
Aşkla akıl, bir yerde beraber oturamaz
Kendini kaybetmeden, yaşanır mı başkası?
Gerçeğin işgalinde, insan hayal kuramaz
Hem vurur, hem kavurur; yoktur aşkın şakası!
Antalyalı, yanık tenli kızım, ben.
Herkesin içinde bir yalnızım, ben.
Ulaşılamayan korkunç hızım, ben!
Şiir şiir koşan, bir Onur Bilge...
Onur BİLGE
Geldiğimizi yeni haber almış, küçük amcam; kalkmış gelmiş, dünya gözüyle bir daha göreyim onları, diye. Çok sigara içiyordu. Biri bitmeden birini yakıyor, uç uca ekliyordu. Sessizdi. Kimseye bir şey demezdi. Tek dert ortağı, sigarasıydı. Tam ciğerinden, sırtından vurdu! Kanser oldu.
Onu görünce, boynuna sarıldım. Gözlerim dolu olduydu. O da ağlıyordu. İçerisi kadın kız doluydu. Babam da öğretmen arkadaşına, vedalaşmaya gitmişti. Son gündü. Şöyle bir baş başa gezelim istedim. Belki son görüşmemizdi. “Hayır! ” demedi. Hazırdım zaten. Her zamanki gibi tepeden tırnağa beyazlar içindeydim. Çantamı aldım, çıktık.
Hayat damarlarım kesilmiş gibi...
Şu yorgun acıyı dindir, gel artık!
Ruhum, kılıçlarla deşilmiş gibi
Hasreti bir anda bitir, gel artık!
Kaşlarını bir gün aralayınca
Ben sevgiyi, gözlerinden öğrendim.
İçimi o duygu paralayınca
Aşkı, bir gönül erinden öğrendim.
Ömürler boyunca Hakk’ı ararız
Sevgiler ararız, aşkı ararız!
Allah’ı ararken, karanlıklarda
Çarpışıp, sarılan zavallılarız.
Rehberimiz Kur’an, işimiz kolay…
Dağıtır, ruhtaki bütün sisleri!
Her doğan yeni gün, yeni bir olay…
Zikirler temizler pis nefisleri!
Unuttum sanıyorsun, ben de öyle sanmıştım
Bitmeyecek sandığım bir nefrete kanmıştım
Sevgin ağır gelmişti, özlemlerle yanmıştım!
Anmıştım, anmıştım yâr, yedi yıl masalını!




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra