Sevgisiz kalınca çatlar yarılır
Dört yandan yaş döker kimsesiz dağlar
Kara sevdasıyla derde karılır
İçin için yanar ve sessiz ağlar
Dağların bağrında yılan beslenir
Konuştukça eksilir insan
Gözü döndüğünde hırstan
Savrulur yardan yara
Ruh paramparça
Akıl çepeçevre yara
Yüz kara
Yalnız Allah gerçek ne varsa yalan
Bir dünya oyunu oyna oyalan
Bedelini öder zevkten pay alan
Birbirini siler artı eksiler
Ne kadar gülersen onca ağlarsın
Gözlerim kamaşır, güneş gözlerin!
Bakış, güzelliği nereden almış?
Tam sekiz cennete bir eş, gözlerin!
Nakış, özelliği nereden almış?
Gözlerin bir dantel, gözlerin oya
“Gitme! ” diyecektim, dilim varmadı
Gitmek uzaklara, salmak zor geldi.
Hiçbir iş yapmaya elim varmadı
Sensiz, nefes bile almak zor geldi.
Alışmışım, senin ayak sesine
Ne hallere geldi İslam âlemi
Heykel saç ektirse saçlanır mı ki
Kendine güldürdü cümle âlemi
Müslüman’ın bağrı haçlanır mı ki
Kimse kendisine yarar veremez
Bebek dünyaya gelmeden
Rızkı iniyor memeden!
Dişsiz diye, çiğnemeden...
Ona yetiştiren Rabbim!
Hazmı kolay, hem de ılık
“Sevme! ” demek kolay, sevme bakalım!
“Unut! ” demek kolay; kolaysa unut!
Haydi, yalnız Hakk’a Hakk’a akalım!
Vazgeç, tüm yollardan; doğru yolu tut!
Kolay mı, gönülden atmak sevdayı?
Onur BİLGE
İnsanlar; sevgiyi, sempatiyi ve sıcaklığı aldıklarını hissettikleri zaman, tuhaf bir ürküntüyle şımarıklık raddesinde naza çekmeye başlayıp geriye bir adım atarlar. O adımla açılan ara, sevgi kaynağının da gerilemesi, yok denecek kadar sönükleşmesi ile açılır. Zannederler ki ne yaparlarsa yapsınlar, o sevgi pınarı yanı başlarında çağıl çağıl akacak, hiç bitmeyecek, zemzem gibi sonsuza kadar...
Oysa sevgi, anında karşılık bekler. Sadakat ve saygıyla korunmak ister. Sevme sanatı, duygusal bir dansa benzer. Aşk, romantizm yüklü, aynı adımlarla, sarmaş dolaş, fısıl fısıl, doyumsuz bir ılıklıkla devam ederken, itina ile korunmalıdır. Bulmak zor, kaybetmek kolaydır. Zor olan; onu göz gibi korumak, yaşatabilmektir.
Onur BİLGE
Vahid ve Ehad esmalarını ayrı ayrı açıklamaya çalışmıştım. Şimdi Vahidiyet ve Ehadiyeti içeren Vahdaniyet hakkında yazmalıyım. Her zamanki gibi önce sözlük anlamına bakmalı, sonra ilgili ayetleri bularak üstünde düşünmeli, daha sonra da aldığım notlar yardımıyla en yalın halde, herkesin kolayca anlayabileceği şekilde kaleme almalıyım. Böylece Tenzihi ve Selbi Sıfatları tamamlamış olacağım. Zati ve Subuti Sıfatların anlaşılması daha kolay olacak. Doksan dokuz sıfat içinde onları ve benzerlerini işlemiştik.
Hangi isme geldiysek, bize konu ile alakalı bir olay yaşatılmış ya da anımsatılmış, o sıfat hayatımızın akışına göre bir şekilde tecelli etmişti. En anlaşılmaz sıfatlar, olaylarla safha safha açılmış, apaçık görebileceğimiz biçimde ortaya çıkarılmış, kolaylaştırılmıştı. Allah, idrak etmek isteyenlere sıfatlarını açıklıyor, sanki dikte ettiriyordu. En aciz kaldığımız anlarda İlahi yardım yetişiyordu. Yaşatan, hatırlatan, düşündüren, yazdıran aynı Zat’tı.




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra