yine alaycı üç kez güldün,
üçüncüsünde dudaklarında beyaz paslı çizgiler
ve gözlerinde yer çekimine yenik hatlar var.
kaç kez daha ağzın, alaycı seyirecek yukarılara...
beni alaşağı eden, tepeden bakmaların.
sözde lafı gediğe oturtmaların.
Ankara garının griliğinde bekliyorum
Elimde fermuarı bozuk valizim
Çıka geliyor mavi tren tozlu matlığıyla
Pulmanın yağlı camından bakıyorum
Sivri Afyon tepelerinin yalnızlığına
GENETİK MUTSUZ.
Yazılmamışı nasıl yazabilirim sana ?
Sahibin zincirlerinden tutmuş,
Sen boynu bükük bir Helena,
Özgür olmanın bedeli şuursuz teslim oluşlar olmuş,
neticesini öğrenmemeliyim kararının,
sende saklı kalsın gizi.
ucuz bahaneler sıralayarak
sağa sola burkma soktuğun bıçağı.
hasretse bahtıma çıkan; hasret çekeyim,
acıtacaksa; acı çekeyim.
Bu karanlıkta karanlık bir gölge geziniyor
Gölgenin sahibi yok ortalıkta
Gölge yaratacak ışıkta
Bu karanlık hayra alamet değil
Hayır gölge ne alaka
Belli belirsiz bir ışık yokken ortada
Bana o dişlek bakışının heyecanı
Öykün anlatılır bu cüretli sevdanı
Bir gönül almanın isim halisin sen
Güzel kadının başlayan kelamı eliften
Ve kendinden geçmiş bana gelen
Yürü derken ayaklarımı felç eden
Ağaç suyla güzelleşir,
Domates güneşle,
Böceği çiçeğin cömertliği besler,
Çiçeği kelebeğin rengi.
Kuruludur tuzaklar
Sözleri yüreğimizde dostum
Her bir acı söz alev topu
Bakmaz oldu artık, güzel gözlü
Sinemde sevda ezelden gizli
Söyleyemem ah çeker dururum
Kalbimde bir ateştir ; közlü
Dert dert üstüne gelir çaresiz
yaslamış insan tasasına başını
tasalarından tasarılarını ıskalamış hayatın
mevcut hayatın faşizan baskısı
çökertmiş iyice kamburunu
bir küfe dolusu keder
ağzını burnunu yamulttuğu vasıfsız hamallar kadar
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!