ERCİYES E YILDIZLAR YAĞIYOR
Erciyese yıldızlar yağıyor, seyrediyor gülen ay ve yakalı güneş.
Çocuklar, gece çocukları yarıyor çığlıkları.
Yokluğun derin yaralar gibi ve kurduğum cümleler yetim. Ezberlerim karıştı, düşlerimde kırıklıklar oluştu ve Kayseri sırrını bıraktığım memleket, Erciyes hazin sevdam oldu.
Hayatımın anlam müjdesi ve yedi harften oluşan buzdan taç. Cam kenarlarında yürürken Kayseri sen masallarda anlat. Kahramanlar türet benden ve secdeye düşen başlarda beni anımsat. Ruhum sancılara doydu, acı çekmekte gölgemin feri..
Bu şehri kuşattığında düşsel oyuncağım,
Yalnızım ben, kırılgan sonbahar yaprağı gibi.
Yüreğimin en kuytu illerinde iken tan zamanı
Gözyaşlarının çepeçevre kuşattığı şehrimin, sevdaya açılan sokaklarına düşen dua yapraklarından, yasin mecmuaları yaptım ve iki dua arası boşluğu sana ayırdım belki Kasımı bana yazarsın diye...
Kasım ayaklarımdan kayarken dua misali, hala seni anıyorum ve hala seni sayıklıyorum. O dualarımı darmaduman eden, şehrimin suskunluğu avuçlarımı dolduruyor tıka basa. Ben sessizliğe koşuyorum sevgili. Dört duvarına ilahilerin sindiği mabedime koşuyorum. Çok uzaklardan bana yoldaş cümleler yetişiyor ve sevdanı giyiniyor o sessiz düşlerimin ülkesi. Hiç bir şey bu kadar mı yabancı hissetmez kendini. Ben sana dair yüreğimi parçalarken kağıtlara, aldığım soluk ve duyduğum çığlık sana hala akraba…
Ey başıma cehennemi salan aşk!
Gece yarıları sızım sızım sızlamaktayım.
Çıldıran aklıma mukayet ol,
Ey! benim en güzel elvedam.
Ayrılıklara dayanmazdı yüreğim sen olmasaydın
Fikrimce ben seni hayal etmiştim.
Dağ bayırlarında açan gül neki yanında.
Toroslarda ceylan varmış sürüsüne bereket.
Bakabilirmi senin baktığın gibi,
İçimdeki ateşe kibrit çakabilirmi.
Gaziantep semalarını kuşatmışken akşam, ayazlanan vücudum ağrıtıyor başımı. Coğrafyalarda adıma yalnızlık denmiş, kırık aynalarda iki kişiyim ben. Cümleler hep isyan, devrim öncesi ihtilal havası gibi. Biliyorum sen yoksun, anladım ki hiç olmadın, dudaklarım terk edilmiş şehirlerin mülteci çocuklarının suya hasretliği, ekmeğe köleliği gibi dudaklarına serap kaldı.
Eyüb' ün ayaklarına sarılır gibi sarıldım senin ayaklarına, bu kutsiyete inanmıyormusun..! Büyüttüğüm cümlelerim hala her gece ismail misali adaklanır unuttuğum ismine, tek hecelik bir cümle bile kurmadınmı hala bana ve hala bana... yok kalsın istemiyorum, yırtılsın dudaklarım, dökülsün ayaklarımın altına yeminlerin ve ezilsin yalan arası cümlelerin.
Anmayacağım seni ve vadedilmiş topraklarımın balçıklarına hiç bulaşmayacak bedenin. Olma bunuda kabul ediyorum ve yine gidiyorum ama bu sefer sunduğun ateşi içmeye değil o ateşte yanmaya gidiyorum. Varlığın kefenlemişti beni, yokluğun yatırdı musallaya.
GAZ ODALARINDA UNUTULMUŞ HÜCRELERİM
Yüreğimin derin yarıklarından,
Oluk oluk akan kanı kabullenen acılarım, konuş!
Hicaz bestelerde uyuşmuşlukların unutturuyor aşkı...
Farkındamısın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!