Kardeşim,
Tecrübe sert bir öğretmendir,
öyle kara tahtaya
“bugün şunu öğreneceğiz” diye yazmaz,
gelir bir sabah
cebinden hayatı çıkarır
önüne koyar insanın.
Al bakalım! der,
çözebilirsen çöz.
Bir yanında ekmek kuyruğu,
bir yanında seçim sandığı,
bir yanında susmuş analar,
bir yanında
meydan meydan bağıran nutuklar...
Ve sınav başlar!
Kardeşim,
kimi kalemini kaybeder,
kimi vicdanını,
kimi de daha sınav başlamadan
cevap anahtarını cebine koyar.
Sonra çıkar kürsüye,
“milletimiz müsterih olsun” der.
Oysa milletin müsterihliği
çoktan sobanın külünde kalmıştır.
Çünkü bu memlekette
bazı adamlar
yangını çıkarıp
itfaiyeci kılığına girer.
Bazıları
duvarı yıkıp
üstüne “imar” tabelası asar.
Bazıları da
halkın cebinden aldığı parayla
halka sadaka dağıtıp
bunu lütuf diye anlatır.
Tecrübe bilir bunları, kardeşim.
Tecrübe
kravatın düğümünden anlamaz insanı,
ayakkabının çamuruna bakar.
Bir politikacının
kaç defa “halk” dediğine değil,
halkın sofrasında
kaç lokma ekmek yediğine bakar.
Kaç kere
“millet” diye bağırdığına değil,
milletin derdini
kaç kere gerçekten dinlediğine...
Çünkü meydanlar kalabalıktır kardeşim,
ama hakikat
kalabalık sevmez.
Hakikat
bir bakkalın veresiye defterinde,
bir emeklinin boş cüzdanında,
bir öğrencinin
gece yarısı yanan lambasında,
bir işçinin
çatlamış avuçlarında oturur.
Ve susar.
Öyle bir susar ki
duymayana
gök gürültüsü bile az gelir.
Biz çok sınav gördük, kardeşim.
Kömür karası geceler gördük,
depremde yıkılan duvarlar,
selde sürüklenen evler,
işsizliğin pas tuttuğu kapılar gördük.
Her felaketin ardından
aynı cümleyi duyduk:
“Gereken yapılacaktır.”
Ne çok “yapılacaktır” biriktirdik
şu memleketin mezarlığında!
Kimisi söz verdi,
kimisi sözünü unuttu.
Kimisi koltuğa oturdu,
koltuk büyüdü,
adam küçüldü.
Kimisi
iktidarı devlet sandı,
devleti kendisi sandı,
milleti de
alkışlayanlardan ibaret.
Ama hayatın öğretmeni
öyle torpil bilmez.
Bir gün
ödevini önüne koyar insanın.
Ne koruma vardır yanında,
ne makam,
ne mühür,
ne makam arabası...
Yalnızsındır.
Ve sorar:
“Sen kimin yanında durdun, kardeşim?”
İşte asıl soru budur.
Zengin sofralarında
çatal bıçak şakırtısı mıydın?
Yoksa gece vardiyasından çıkan
işçinin cebindeki
üç beş liranın hüznü mü?
Kürsülerde yükselen
alkışlardan mı yanaydın?
Yoksa
alkışlayacak gücü kalmamış
suskunların tarafından mı?
Çünkü tarih
alkış seslerini unutabilir.
Ama
aç bırakılan çocuğun
midesinden yükselen gurultuyu
unutmaz.
Toprağa düşen işçinin adını
unutmaz.
Ananın kapıda bekleyişini
unutmaz.
Bir ülkenin
sessizce yaşadığı utancı
unutmaz.
Tecrübe sonra ders verir, kardeşim.
Ama dersin kitabı pahalıdır.
Kimi bir evlat kaybederek öğrenir,
kimi bir dostu yarı yolda bırakarak,
kimi de
kendi kurduğu tahtın altında
ezilerek...
Hayat
kimseye bedava diploma vermez.
Bugün
kendini dev aynasında görenler,
yarın aynanın kırık parçalarında
kendi yüzünü arayabilir.
Çünkü zaman
çok eski bir kuyudur;
kim taş atarsa atsın
yankısı kendine döner.
Ve hiçbir makam
ölümü erteleyemez.
Hiçbir servet
vicdan satın alamaz.
Hiçbir saray
insanın içindeki yıkıntıyı
duvarla örtemez.
Ey memleket!
Sen ne büyük sınavlardan geçtin, kardeşim.
Ama hâlâ
bir çocuğun gözlerinde
sabahın ışığı var.
Hâlâ
bir işçi
ekmeğini ikiye bölüp
arkadaşına uzatıyor.
Hâlâ
bir kadın
yıkılmış evinin önünde
“yeniden kurarız” diyor.
Hâlâ
bir genç
çantasına umut koyup
yola çıkıyor.
Demek ki bitmedi ders.
Demek ki
kara tahtada hâlâ
yazılmamış bir cümle var:
İnsan, insana rağmen değil;
insan, insanla çoğalır.
Ve gün gelir
sınav kâğıtları toplanır.
Kürsüler boşalır.
Bayraklar rüzgârda kalır.
Koltuklar sahiplerini unutur.
Makam arabalarının sirenleri susar.
O zaman
öğretmen gelir yine.
Saçları ak,
elleri nasırlı,
gözleri memleket kadar yorgun...
Ve sorar:
“Dersini aldın mı, kardeşim?”
Eğer aldıysan
başını kaldırırsın.
Yok aldıysan...
Aynı sınav
yeniden başlar.
Çünkü tecrübe sert bir öğretmendir:
Önce sınav yapar,
sonra ders verir.
Ama hayatın en acı tarafı şudur:
Dersi anlamayanlara
aynı sınavı
bir milletçe tekrar ettirir.
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 14:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!