Fırtınayla sığındığım liman
Biliyorum varlığımdan şimdi habersiz.
Biliyorum daralıyor zaman,
Naif ruhum benden, ben ruhumdan habersiz.
Ulaşmıyor bir limana artık gemi,
Gün olur ziyasıyla söner gözlerin,
Masmavi ufkunda aksine akar sular,
Mabedidir, mateminin artık arzular,
Gün gelir bir ışığa döner gözlerin.
Ve hatıralarla ıslanan kirpiklerinde,
Yarınlar filizlenmeden sarardı bu yıl,
Tersine döndü gördüğüm rüya,
Devrilen ağacın mahzun duruşunda şu an
Seni düşünüyorum.
Bu kışı da atlattı meczup, omzunda yamalı bohça
Üstelik yalın ayak.
Açılıverir ziyadesiyle bir perde,
Avuçların ay ışığına karşı durur,
Layemut bir sessizlik içinde kudurur,
Ölesi bir yalnızlık, yalnızlık her yerde.
Sonra derin, sessiz bir hatıra canlanır,
Eski resimler gibiydi solgun yüzün,
Güz eli değmemiş güller kadar güzel,
Baktığın her şeyde billurlaşan hüznün,
Aynada yüzün, mütemadiyen güzel.
Adı konmamış kuşlardı pencerende,
Eğreti dallar arasında yeşillenen bahar
Nazlı rüzgarlarla odama sürüklenen koku
Saklı rüyalarla dimağı alt üst eden uyku
Ah gençlik saadetiyle akla gelen ilkbahar.
Oydu bir güle hasret, hicranıyla öten bülbül
Dimağın dörtnala yalnızlıktır şimdi.
Yağan yağmurlardır saçların, bilirim!
Hatıralar bekleşir kapında her ikindi.
Hasretle çarpan yüreğindir, bilirim!
Ufkuna açılan penceremde her gün,
Kanıksamak hep zor olmuştu
Yadsınamaz o gerçeği.
Oysa anımsadıklarımla değil
Unuttuklarımla mutluydum.
Unutmak, baştan uca…
Unutmak en büyük nimet!
Ebedi bir baharı getirecek sana rüzgarlar,
Unutulmuş bir türküyü söylerken dudakları,
Dağılırken gök kubbede hüzün dolu bulutlar,
Bembeyaz gelinlikle kızlar, başlarında duvakları.
Duyacaksın zamanın bu kimsesiz akışında,
Ürkek ruhum duymayagörsün yağmuru
Ait olmadığı bu dünya ve bedende.
Öylesine berrak, öylesi dupduru
Nedir bu boşluk, bu yalnızlık hali bende?
Kırkikindilerle ıslanan toprak yolda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!