Hüznün kıyısında hafif serin bir gece,
Bağlanıyor bir iple peyderpey yıldızlar,
Ve ay her zamanki edasıyla parıldar,
Büyülenmiş gözlerle bakıyorken ece.
Gecenin şimale uzanan ellerinde,
Her yeni günle ben, bir parça daha eksiliyorum.
Duymuyor, görmüyorum
Ama hissedebiliyorum yapraksız ağaçları.
Zamansız ayrılıkları, zamanla daha iyi anlıyorum.
İnceldiği yerden kopuyor çoğu şey,
Değilse ben koparıp atıyorum,
Seninle eser her sabah günbatısı,
Hülyam seninle çöker üzerime,
Sana çıkar nedensiz tüm yollarım,
Ve hep sende yıkılır kurduğum köprü.
Şimdi bir güz rüyasısın,
Düşen her yaprakla hatırıma gelen.
Hele bir ayağa kalksın sıra dağlar,
Sular bir köpürsün.
Hele bir görünsün asa;
Bakalım kim ne denli Firavun,
Kim ne kadar Musa?
Düşüp, düşüncelerimin peşi sıra
Terennüm halinde bir şarkı söylesem
Bir lahza unutsam ve hiç düşünmesem
Sağalır mı acep içimdeki yara?
Yürüsem, yürüsem sahil boyu dalgın
Usul usul gerçekleşir her şey!
Boğazın karış karış düğümlenir.
Ruhun ılık ılık kanar,
Umudun, hayallerin…
Yerli yersiz uzanırken ellerin,
Yavaş yavaş olup biter her şey!
Açılıverir ziyadesiyle bir perde,
Avuçların ay ışığına karşı durur,
Layemut bir sessizlik içinde kudurur,
Ölesi bir yalnızlık, yalnızlık her yerde.
Sonra derin, sessiz bir hatıra canlanır,
Bizim de göğe erecek elbet başımız,
Vakti tamam olunca beklenen saatin.
Biten ömrün ile gelecek o vaadin,
Hem nede olsa hep otuzlarda yaşımız
Batmamak üzere doğacak artık güneş,
Dem ki bu alemde elbet bir gün nihayet
Açılır kapılar, göklere çekilir inayet,
Tutulur dilin, söylenmez olur nihavent,
An gelir, sen de acı bir hatıra olursun.
Belirir kırışıklar baktığın aynada,
Renksiz bir buhurla tütsülendi gözlerin,
Hayallere güller açtıran rengiyle,
Ruha huzur veren eşsiz ahengiyle,
Mahmur bir nurla büyülendi gözlerin,
Hüznünüm bakışıyla bilendi gözlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!