Ne olurdu ki
dünya silahı hiç tanımasa
Kurşun yerine, öfkesini çiçekle alsa
Hani gül at, elinde kokusu kalır ya
Kurşunun yerini çiçekler alsa
Namert yürekler değil de
kuşlar uçar
ağaçlar dallarına gönül koyar
yapraklar el sallar
güneş
nazlı yârimin yüzüne tutulur
Dağları kekik kokan memleketim
Ömrümün baharında dal gibi ayrı düştüğüm memleketim
Şafakla doğan her günle umudu da beraber getiren
Dağlarında karı eksik olmayan memleketim
harabe duygular tayfasındayım
gelsem
yıkasan gönül bahçende
çıkarsan karanlıkları gün yüzüne
umutlarım kırılgan
ne kadar istersin diye sormadan
yağmur yağar
güneş ısıtır
yoktur mevsimlerin ülkesi
nerede nasıl olacağının
Kurak yazların suya hasret tohumuyum
Yar ateşiyle tutuşmuş yanar yüreğim
Nereden geldin aya batırılmış gül yüzlüm
Dünyanın kötülüğüne çınar olmuş bedenim
Al desem alır mısın, bu canı nefesine katar mısın
Gönül bir urban, içine katık diye beni katar mısın
Kışı, boranı bol yerlerin kocaman yürekli çocuklarıydık
Elbiselerimiz ilk tazeliğiyle tenimize değmeden giyilirdi bizden büyük kardeşimizce
İlk hevesini alan eskitir sonra, sonrası bir küçüğü giyerdi itiraz etmeden
Ya sen:
Sana alınanları beğenmez üstelik mırın-kırın ederdin
konuşan
her şeyi biliyor mu sanıyorsun
gözlerini yum
kalbinle duy dünyayı
bütün kapıları kapa
geçmesin üzerinden
senden kaçarken
sen gelip bende çoğalıyorsun
bütün benler sana akıyor
kırılıyor duvarlarım
kirpiklerimin arasına düşüyorsun
körlük gözün görmediği olsun
sağırlık kulağın duymadığı ses olsun
güzel kelam dudakta kalsın
ne olursa olsun
olan yüreğe olmasın
kör demirlere durmasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!