Yüreğimde vatan aşkı yanarken
Ben aşktan, meşkten bahsedemem
Kendimi insanlığa adamışken
Ben aşktan, meşkten bahsedemem
Zorbalar masumları ezip sömürürken
Akşamüstü varsam sevgilinin hanesine
Sevinçten gül yüzü gülecek biliyorum
Veda için son defa görmek bahanesine
Gitme yanımda kal diyecek biliyorum
Ben ayrı kalamam gül yüzlü sevgiliden
Hele sür atını tepeye, bak gel hele
Koçyiğitler seferden döndümü
Çevirde suratını, yüzüme bak hele
Mustafa’mla, Ramazan’ım geldimi
Çocuklara Çanakkale’yi sorsaydım
Gönlümden tutulmuşum ben derde
Görüntüler silik, gözlerimde perde
Dertleşiriz, güle yanan, garip bülbülle
O figan eder, ben dinlerim, her seherde
Gülün haberi varmı bilmem, bülbülden
Çağırkan Adını almış Türkmen aşiretinden
Köye gelmişler familyalar, bir başka ilden
Kız alıp verdiler, akraba olup, yurt ettiler
Adap bilirlerdi öldüler, ayrılmadılar töreden
Kimler geldi, kimler geçti, koca köyden
Allah’ın resulünü çarmıha germişler
Havari’lerini, onun yerine koymuşlar
Her birisi, ayrı ayrı kitap yazmışlar
Allahın kelamına dahi ilave yapmışlar
Her Nebiye musallat, ebu cehiller, lehepler
Çınarcığa yaz geldi, etraf caf, caflı
Sokakta çocuklar, elleri oyuncaklı
Coşkun kafe’den manzarayı seyret
Osman! Haydi, yap bir yandan çarklı
Sahilde çeşit, çeşit yatlar sandallar
Adam yüzsüz
Sırıtarak yaklaştı
Sana bir şey söyleyeceğim
Ama sakın başkalarına söyleme
Benden öğrendiğini de kimseye deme
Dedi
Her önüne gelen, cenneti ister
İyi, çok güzel, ama
Hak etmek için, maharetini göster
Ey! Aziz İstanbul
Sinsi, sinsi hilelerin kurulduğu
Halka huzur yerine, zulüm sunulduğu
Arenalarında esir insanlarla, vahşi hayvanların boğuştuğu
Kölelerin parçalanmış cesetlerini hayvanların bölüştüğü
Zevki, sefası için, zalimlerin bu vahşete gülüştüğü
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!