Bu gün on üç nisan benim doğum günüm
Kendimi sormayın bana tatsızım çok üzgünüm
Konuşmak zor bana kelimeler boğazımda düğüm düğüm
Ta Adem ile havva'dan soyu sürer bu yana
Hem savaşta,hem barışta gider iş başına
İster çocuk ister eş istersede doğuran ana
Saygı duyalım köz olmasınlar yana yana...
Az gittik uz gittik
Dere tepe düz gittik
Ritmlerin bozulunca
Geçti geldi bir gün muhakkak gelecek diye
Bitirdik bir ömrü verdik cismi toprağa hediye
Şimdi sorduk acaba niye geldik diye
İki ayaklıyken olduk dört ayak üzerine düşen kediye...
Merhaba uzay; merhaba yedi kardeşler burcu
Nasıl bilmeyiz görmeyiz nasıl sizde yaşam tarzı
Varmı kavgalı döğüşler varmı barışları arattıran?
Önceden yazılmış senaryo gibi daim oynanır kader
Belli bir zaman zarfına konacağız olacağız heder
Hiç uğraşma iş -güç ile ağzın çalışıyor zaten tartar
''Görünen köy klavuz istemez'' zaten hayatımız mantar...
Nice canlılar oluşmuş beyaz sarı siyah tene sahip
Karşı gelinmez yaratmış yaratmış bizi büyük sahip
Ayrı seçi yapanlar var buna mavi deniz mavi gök şahit
Beğenenlerede beğenmeyenlerede dünden toprak talip...
Gel birtanem gel gül yüzlüm gel.
Yürüyelim seninle el ele kol kola
Delelim sicimle örülen perdeyi birlikte..
Karışsın sevinç gözyaşımız o sicim perdeye...
Gel birtanem gel gül yüzlüm gel,
Sanki her çiçekten paylı paysız bal alan arı
Sanma zaten olmaz bu hayatta pek karı
Hesaplasa bir fayda sağlamaz zararda zararı
Kalır biçare, yalnız ağlar daim zarı zarı...
Ben ne yaptım ne ettim diye kalan tek cevapsız soru
Yaz güneşinin altında kızgın kebap sıcağında
Kış mevsiminin indirdiği acılarla karışık soğukta
Servis yapılan soğuk sıcak salatalı meze gibi
Tatsız tuzsuz aş gibi başa düşen taş gibi...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!