Yaşam envai renklerle,
Bana göz kırparken, kesme yolumu.
Ben yaşama dolu dizgin akarken,
Çevirme yönümü ölüm.
Senden gizlediğim hangi yüzüm,
Benden esirgediğin sözü yuttu ki?
Gözlerimdeki hangi bakış ihanet etti bana?
Neyin sırrını aşikar etti ayna?
Hangi göz akıttı nazarını henüz acarlanmış mutluluğa?
Ey mabedim!
Anlat bana hüzün çocuk;
Gökkuşağı var mı senin ülkenin semalarında?
Hani yağmur sonrası güneş ışınlarının buhara değmesi var ya,
Hani salıncak kurar ya gökyüzüne
Ve dünyadaki tüm güzel renkleri katıp haresine,
Tahtında oturur bir sultan edasıyla.
Karanlıktan korkma çocuk!
İlk mekanın karanlıktı, şerbetlisin ilk günden.
Say ki anne karnındasın her karanlığa itildiğinde.
Kirli yüzleri görmezsin hiç değilse.
Karanlıktan korkma çocuk!
Ben doğduğum gün,
Havva Adem'i kandırıyordu günahları hiçe sayarak.
Ben doğduğum gün,
Tanrı İsa'yı kutsuyordu babasızlığıyla.
Bedeviler Hira dağında,mucize bekliyordu.
Biz insanoğluyuz,
Adem'den bu yana,
Ne çok tüketiyoruz?
Büyürken çocukluğumuzu,
Yaşarken ömrümüzü,
Her yeni günde
Her an aklımdasın sevgili;
Varamadığım, göremediğim, saramadığım, dokunamadığım.
Şu yer,şu gök,şu umman yokluğunla inlerken,
Ruhlarımız iki kadim dost gibi,
Bir nehrin kenarında,
Bir dağın eteğinde,
Geçti gecenin kasveti, sıtması, kâbusu,
Kapandı karanlığın kapısı,
Yelken açtım gün deryasına,
İlerliyorum demir atmak için gün ortasına.
Açtım gözlerimi hasret kokan bahar sabahına,
Ne zaman yalnız kalsam,
Hüzün alır eline zafer bayrağını.
Müsade istemeden,
Geçip yüreğimde oturur.
Sallar bayrağı bir sağa-bir sola,
Hakimiyetini kutlar sözümü dinlemeden.
İnsanlar dünyaya çırılçıplak gelirler. O gizemli dünyadan bu aşikar dünyaya gelince; bir tek deri altına yazılmış iki satır yazı ile gelirler. Bu yazıda imla yoktur; silinmez bir mürekkep, kırılgan bir kalemle yazılmıştır. Ünlem- var oluşuna, soru işareti- hayatın akışına, virgül- yol ayrımlarına, nokta ise musallaya kazınmıştır…
Doğduğu günden ölüme hazırlar insanoğlunu. Kulağına okunan ezan cenaze namazının tedariğidir. Doğduğu günden biliniyorsa her şeyi ve herkesi bırakıp arkasına dönmeden çekip gideceği, hiç ölmeyecekmiş gibi donatılması '' neden,'' diye bir soru gelebilir aklınıza? Ama hayır! Kadere kurbanlar lazım. Kader, sahnesini insanlar üzerinde kurar ve doğduğu anda perde açılır…
İnsana,ayak verilir yürüsün diye, el verilir tutunsun diye, göz verilir görsün diye, akıl verilir her şeyi bilsin diye, sezgi verilir anlasın diye ve yürek verilir sevsin diye. Bütün bunlar ve bir çok şey toplanır bir ömürde, ama anahtarlar bir başka elde. Kimin hayatını yaşıyoruz biz? Kime itaat ediyoruz biz? Anahtarları tutanlar kendilerini tanrı ilan ederler kendi nezdinde. Benim bir tek yaradanım var. ''Ol'' deyip de olduran, bedenime ruh, damarlarıma kan sığdıran, türlü nimetleri ayaklarıma seren…




-
Kasım Akçay
-
Fulya Aras Koca
Tüm YorumlarDünyada bir tane Hayat Hanım olsaydı kahrı çekilirdi Nimet Hanım ,o kadar çekilmez hayat hanımlar var ki!
"Nedir şu hayattaki en büyük kazanım?" sorusunun benim için cevabı hep aynı olmuştur. Dost. Evet hayata olabilecek en büyük kazanım dosttur efendim. Canının yanına candaş olacak bir dost, ki böylesinin değeri bin ömre bedeldir. O dost ki haldaşındır, sırdaşındır, ruhunun ve dimağının doygunluğudur, ...