En çok beyaz yakalı kara önlüğü sevmiştim
Boynumda huzur bulduğum,
Medeniyet bildiğimiz
Hele göğüs cebimde, kırışık beyaz mendilim
Asil duruşu
Kendimle, belli bir yıla girmiştim
El değmemiş kaç hasretim içimde durur
Sokağımın dizilmemiş, parke taşları
Sulanmamış Lale Sümbüllerim
Ve, çok fazla viran olmuşluğum
Dolmayan eksik yanlarımla,
Eğer beni dinlersen gel bu sevdadan vazgeçelim.
Ne sen beni anlarsın
Ne de ben seni anlayabildim.
Vedası güzel günlerin hatırına, bir dileğim olacak senden.
Bak bi dinle.
İki koltuğumun arasın da
Kaç dostun derdiyle dertlendiğimi, bilir misin.
Belki, duymuşsundur.
Kaç namert sürüsü, arkamdan
Kendimi illegal bir sürünün haylaz kuzusu sanmıştım.
Ve ağlamanın ne önemi olacaktı bundan sonra
Ha kurşun yedim ağladım, ha acı bir söz söyleyip ağlattı.
Zaten göz yaşlarım iki kaş iki göz aralığı kadar yakınıma süzülecekti..
Gün, güne doymam..
Her zamansız vedanın
Bir kanlı bıçaklı limanı olurmuş
Deniz, dalga
Her fırtınaya yalakalık eden, rıhtım
Lodos ta kopmuş olabilir.
Merhaba.
Zeynep Hanım.
Seni hiç görmemiştim buralarda.
Hemen şu arka sokakta oturduğunu duydum
Çocukluğunda bu sokakta geçmiş dediler
Neresinden başlasam ki ?
Çocukluk nöbetimizdi elimizden giden
Her insan gibi bende doğarken ağlamışım,
Ekmeğe salça sürüp, derelerde oynamışım.
Bisiklet almak için, günlerce uyumamış
Çelik çömlek, beştaş oyun derken
Edep sunmak !
Gönül almak
Yaşlı bir insanın hatırını sorabilmek
Atalarımızdan bize kalan mirastı
Biliyoruz ki,
Yeni neslin hiç bilmediği karşılıksız bir ikramdı.
Her yeni bir güne başka ağlıyorduk
Güneşi kendi ellerimizle sıvamıştık gök kubbeye,
Gök meclisi göç edince, gölgelere
Kabuk bağlar dediler, yaralarımız
Doyuyorduk bu sözlere, özlem duyarak,
Mavi yüzlerden dökülen pembe sözcüklere,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!