Eğer beni dinlersen gel bu sevdadan vazgeçelim.
Ne sen beni anlarsın
Ne de ben seni anlayabildim.
Vedası güzel günlerin hatırına, bir dileğim olacak senden.
Duydun mu.
İki koltuğumun arasın da
Kaç dostun derdiyle dertlendiğimi
Duydun mu.
Kaç namert sürüsüyle
Kendimi illegal bir sürünün haylaz kuzusu sanmıştım.
Ve ağlamanın ne önemi olacaktı bundan sonra
Ha kurşun yedim ağladım, ha acı bir söz söyleyip ağlattı.
Zaten göz yaşlarım iki kaş iki göz aralığı kadar yakınıma süzülecekti..
Gün, güne doymam..
Her zamansız vedanın
Bir suçlu rıhtımı vardır.
Deniz, dalga belki,
Fırtınaya yalakalık eden
Çok şiddetli Lodos ta esmiş olabilir.
Merhaba.
Zeynep Hanım.
Seni hiç görmemiştim buralarda.
Hemen şu arka sokakta oturduğunu duydum
Çocukluğunda bu sokakta geçmiş dediler
Çocukluk nöbetimizdi elimizden giden
Her insan gibi bende doğarken ağlamışım,
Ekmeğe salça sürüp, derelerde oynamışım.
Bisiklet almak için, günlerce uyumamış
Çelik çömlek, beştaş oyun derken
Hiç kumbarada param olmamıştı
Her yeni bir güne başka ağlıyorduk
Güneşi kendi ellerimizle sıvamıştık gök kubbeye,
Gök meclisi göç edince, gölgelere
Kabuk bağlar dediler, yaralarımız
Doyuyorduk bu sözlere, özlem duyarak,
Mavi yüzlerden dökülen pembe sözcüklere,
Dostluk !
Sevgi, saygı
Ahde vefa,
Atalarımızdan bize kalan mirastı
Belki de,
Seninle bir yemeğe gittik diyelim.
İlk defa yüz yüze gelmişiz
Yemekler söylendi, sen aniden gitmen gerekti ve gittin
Ben ise senin gelmeni bekledim.
Bekledim, yemekler soğudu lokanta dolup boşaldı
Garsonların gözü hep bizim masanın üzerinde
Yine demir sürgülü kapılar kapanırken
Hasret kokan üç beş türkü dilimde
Bir nefeslik hayal kurup ta, sana gelmek vardı.
Öyle rahatlık canımıza değmezdi, pek işte
Karanlık düşünce geceye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!