Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Erinç Türk
Erinç Türk

Yaşam , yaşamak içindir yaşlanmak için değil.

  • Sonra dedim ki09.12.2016 - 11:06

    sen ki ey asil ruh
    mevsimsiz açarsın
    güzeller güzeli çiçeğini..
    bilmez
    bilemez
    bilinmezliği kara yazı diyenler.
    yüktür der..
    sevi sevdayı
    aklı mantığı ruha yeğleyenler.
    hayat
    öyle bir şeydir ki..
    dağlar taşlar
    nehirler ırmaklar
    kalpler gönüller
    çapsız bakışla mavidir derler.
    oysa hayat..
    muhteşem bir gizdir
    çizgisiz
    kuralsız
    korunaksız
    sadece ruh özgürlüğünce
    değer bulur özenle yaşanır.
    efes//35... 9 aralık 2016

  • Sonra dedim ki01.12.2016 - 23:45

    düşüm değil bir düş olsaydın
    zamanda..
    kalbim böyle dağılırmıydı
    gönlüm şarkı düzermiydi
    bülbülle yarışırcasına
    artık ben zamana isyankarım
    ipeksi algılarla an lardayım.

    düşüm değil bir düş olsaydın
    ruhumda..
    duygusallığım böylesine
    şahdamarıma basarmıydı
    bastıkça şahlanırmıydı kan ile can.

    düşüm değil bir düş olsaydın
    gerçeğimde..
    geçmişi siler geleceği yazardım
    mavilikler üstünde kayışla
    gizemli doruklara..
    açtırırdım asi rüzgarlara karşı
    binbir renkli ruh çiçeklerini..
    dikerdim çağlara meydan okuyacak
    anıtsallığını gözlerimin boşluğunda.
    efes//35...1 Aralık 2016

  • Sonra dedim ki30.11.2016 - 15:39

    Kuş misali isen peşi sıra gelenin çoktur..Şahanca

  • Sonra dedim ki30.11.2016 - 15:36

    kara bulutlar çöktü akşamdan
    rüzgar kime kızdıysa olmuş fırtına
    vurdu kırdı döktü her ne varsa
    bir ben suskundum o anda

    belkide ben bende değildim..
    belkide çok istedim
    fırtına ekip rüzgar biçmeyi..
    ki fırtınadan korkup daha çok sokulmak sana
    rüzgardam üşüdükçe ısınmak için duldanda.

    kısacası.. çok ihtiyacım olduğu zamanda
    sana sen sen diye sarılmak
    sevmek mi sevdalanmak mı her neyse
    işte o, o andayım..hayata akışında.

    efes//35

  • serbest kürsü29.11.2016 - 13:43

    ağlıyordu bir can
    al yazmalı al yanaklı
    allar içinde bir kadın
    al yazması su damlıyordu
    kara toprakları eşerken
    döktüğü ter gibi..
    bu kez çok çok başkaydı
    gözleri mosmordu
    allı güllü giymiş
    gerdeğe giden gelin gibi..
    yalnız yaşamıştı
    yardımsızdı, şenliksizdi
    toprak dosttu..
    bir de mehmedi vardı
    o da cudi de al bayraktı
    dağ dere tepe ye konardı
    tavşan peşindeki şahan gibi.
    dua ederdi her an
    allaha ruhunu açarak
    mehmedimi geri gönder diye
    duası kabul olmuşta
    canlı cansız orasını şaşırmıştı
    umudu söndü
    gözleri döndü
    yıkılmadı..
    aksine direnci daha da arttı
    vatan için can verendi mehmedi..
    vatan namus ahde vefaydı
    al dı al kan yürüyen alnı
    mordu mosmor gözleri
    ve dudakları
    kavuşmak için gün saydı
    kadere yenik düştü
    tekerrürdü zaman
    yalnızdı..
    iyice yalnız kaldı.
    efes//35... 29 kasım 2016

  • Birine Seslenin23.11.2016 - 11:35

    Bir çiçeğin çekiciliği sadece renk ve kokudan ibaret değildir.
    Dur, sabırla bekle başında gözle, izle ve gerekirse incele..
    Yaşamı için nasıl ve nice direnişi var.. en başta zamana:
    Zaman öylesine geniş bir mevhumdur ki..
    Yetmez ve sığmaz saatlerin, günlerin, ayların, yılların içine.
    Zamanda her şey yürürlüktedir.. sosyal ve doğal olaylar başta.
    Çiçeğin zamana direnişi bir destandır başlı başına.
    Toprağa düşüş, genetik olgu, ortam, doğayı seçme hakkı yoktur.
    Uyum savaşı ile başlar yaşama, toprağı aşar iş kalır havaya suya.
    Sudur canına can katan, havadır güneşi ve yağmuru taşıyan.
    Doğasına vuruş yapanlara karşı savaştadır hep.
    İnsan, hayvan börtü böcek ve türlü çeşit kuşlar kurtlar.
    Sonramı inatla varoluş savaşında cazibesine cazibe katar.
    Renklerle, kokusuyla hatta dokusuyla varlığına.
    Ayaza kara buza baş kaldırır kardelence.
    Diken olur acıtır keskin dişlere sertlikle.
    Hele hovarda ellerin acımasızlığına karşı.
    Boynu bükük düşer yol kenarlarına süs vazolarına.
    Ama her şeye her koşulda direnir çiçek sen katkı vermesende.
    Efes//35 ….23 kasım 2016

  • Birine Seslenin23.11.2016 - 01:30

    Ben seslenemem nefesimi kesti bir nane molla..içmeseydim iyiydi ya. meret doğada yetişenin erkeği dişisi ayırt edilemiyormuş dediler.

  • serbest kürsü22.11.2016 - 02:04

    yollar mor menekşe kokusuyla kaplıydı
    yıldızlar cansız aysa yarımdı
    deniz melteme kanmış sessiz çağıldar
    dilim lal olmuş soru ve sorgulamadan
    anlaşılmaz bir serserilik var gecenin
    ıssız zifiri karanlıklarının sindiği yerde
    bir kukuman sesi geliryor uzaklardan
    ürkütüyor içimi titretiyor tenimi bedenimi
    bir sızı duyuyorum çok derinlerde
    arttıkça artıyor düşsel his algılarında
    bir sual, bir sual daha ve daha da
    üstüme göçen binanın sütunları
    altında inleyen bir kara kaba çocuk
    gözlerimi diktim cansız körpe bedene
    yarım bir sözcükle sessizce demokrasi
    diyerek geceye aşıp gökten düşene
    olanca şiddetiyle beynimin sövdüm
    hem de ağız dolusu... uzun uzun
    eridi ter olup bedenim sütun altında
    ah ıh bile diymedim körpeye saygıdan
    bir gümbürtü bir daha bir daha
    aha da patladı AB ve ABD demokrasisi
    yer demir gök bakır sarsıldıkça topraklar
    bir roket 17 lik delikanli fırlatışı hedefe
    umutların söndüğü andı İsa neslinde
    bir füze hemde balistik tehdit sörf yapan
    insan hakları soytarılığı ve saçmalığı
    kara propagandası eşliğinde medyada
    akan ve akacak kanları kutsadılar
    okyanus ötesinden Fetoşça haplarla
    artık nederse desin şovmenler karşısında
    aptal toplumlar ve cematçi kazmalar indikçe
    akıl üstüne kara toprak sererek zamana.
    efes//35...22 Kasım 2016

  • şu an ne dinliyorum19.11.2016 - 23:47

    Akustik bir mezar
    gök kubbe altında
    bir salyangoz kayganlığı hisler
    antik Fasalis in sokaklarında..

    etkin ve derin bir aşk
    akdeniz mavliğine esir
    taş lahitlere saklanmış bir giz
    korsan fenerine içten bakışla.

    avaz avaz çığlıklar
    ışıl ışıl deniz ve ay
    kıskanç yıldızlar..
    ölümsüz sevdalar.

    tutsak elim elinde
    lal olmuş dilim ilinde
    apollon figürü agorada
    taş bedenler arasında.

    kızgın tanrılar ve tanrıçalar
    atak üstüne atak düzenliyorlar
    dip dalgası ile vurgun yaparak
    antik tiyatroda ömür çalıyorlar.
    efes//35...20 Kasım 2016

  • serbest kürsü19.11.2016 - 11:24

    Anlatsaydın ya..
    Ruhuma dokunuşunu
    çiçeklerin, böceklerin
    ve dahi tuzlu bir akdenizin
    maviliğini, ruh okşayan ışıltılarını.

    yelken açarak ıssız koylarına
    masallar diyarına taş çıkartan
    sezgi ve hissedişle..

    Kızılkule nin burçlarından
    uçmalı düşler
    hissedişlerin erişebilirliğine.

    Ahmedek te salaş bir cafede
    üşüyen teni ısıtmak
    sıcacık bir çay içerek.

    Çığlıkları duymalı
    Kleopatra dan binbir
    renk ve sesli..

    Anlatsaydın ya..
    nasıl da bir histen düşe
    mekik dokuduğunu
    ruha kalem kelam olduğunu
    görmek yaşamak ve aşmak
    duvarlar ötesine
    senli sensizlikte.
    efes//35...19 Kasım 2016