Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • ölüyorum sevgilim09.06.2007 - 02:33

    Pur dicesti, o bocca bella,
    Quel soave e caro sì,
    Che fatutto il mio piacer.

    Per onor di sua facella
    Con un bacio Amor t'aprì,
    Dolce fonte del goder, ah!

  • kült film09.06.2007 - 01:17

    'The Asphalt Jungle' (1950)

    John Huston

  • sen yine seni sev09.06.2007 - 01:05

    BWV 1002... Bourree...

  • sevgilinin dönüşü09.06.2007 - 00:56

    Don't Come Around Here No More
    Don't Come Around Here No More
    Don't Come Around Here No More
    Don't Come Around Here No More...

  • rüzgârın şarkısı09.06.2007 - 00:46

    Le vent dans la plaine...

  • öpmek09.06.2007 - 00:35

    '...bu defa da,tabiatın ortasındaki bu inzivalarımın bana verdiği bu taşkınlığı,ondan ayıramadığım başka bir heyecan,birdenbire karşıma çıkacak bir köylü kızını kucağıma alıp sıkmak arzusundan doğma bir heyecan karışırdı...Kendisiyle hiç alakası olmayan his ve fikir kaynaşmaları içinde ne sebeple doğduğunu bilemediğim bu arzunun gerçekleşmesinden çıkacak neticede o his ve fikirlerin hepsinden daha üstün bir hazza ereceğimi tahmin ederdim...Bununla beraber,o esnada his ve hayalimi coşturan şeyleri,kiremit damın pembe akislerini,yabani otları,o kadar gidip görmek istediğim Roussainville köyünü,o köyün ormanındaki ağaçları ve kilisenin çan kulelerini; bu yeni heyecandan ayırdedemiyordum; bunu,bütün o sevgilerden peyda olmuş bir aşk sanıyordum ve yelkenimi şişiren bu kudretli,meçhul ve müsait meltemin beni,tekrar onlara doğru itip ulaştırmaktan başka bir gaye gütmediğine inanıyordum...Bu suretle,bir kadına rasgelmek arzusu,tabiatın füsununa daha çok heyecan verici bir hassa ilave ettiği gibi tabiat da,bir kadının verebileceği mahdut zevke,benim hayalimden birçok tadlar katıyordu ve bana öyle geliyordu ki,bu ağaçların güzelliği,onun güzelliğidir ve bu ufukların ve Roussainville köyünün ve o yıl okuduğum kitapların ruhunu,bana en iyi teslim edecek olan onun busesidir...İşte,böylece,muhayyelem şöhret duygularımın temasıyla kuvvetlenerek,daha doğrusu bu duygularım,benim bütün hayali sahalarımı kaplıyarak arzum,artık bütün sedlerden aşıp taşıyordu...Onun içindir ki,tabiatın bağrında murakebeye dalıp kendimizden geçtiğimiz ve bütün itiyadlarımızın hükmünden kurtularak dış aleme dair mücerret mefhumları bir yana koyup içinde bulunduğumuz yerin orjinal ve şahsi hayatına yürekten inandığımız anlarda olduğu gibi arzumuzun çağırdığı kadını da,yalnız 'kadın' sözüyle hulasa edilen bir umumi tip olarak değil,bu toprağın tabii ve zaruri bir mahsulü telakki ediyordum...Zaten,ilk gençlik çağında,olgun adamların tam tersine,kendi mevcudiyetimle ilgili bulunmayan her şeyi,toprağı ve üzerinde yaşayan bütün insanları daha mühim,daha değerli,daha gerçek bir varlıkla canlı bulurdum...Toprakla insanları da birbirinden hiç ayırmazdım...Meseglise'in Roussainville'i,Balbec'i nasıl ve ne derece arzu edersem,Meseglise'li veya Roussainville'li bir köylü kadınla Balbec'li bir balıkçı kızını da öyle ister,o derece arzu ederdim...Yerin ve muhitin şartlarını kendi keyfime göre değiştirecek olsam,bu kadınların bana verecekleri haz gerekliliğini,bütünlüğünü yarıdan yarıya kaybeder ve benim buna inancımdan eser kalmaz diye korkardım...Paris'de Balbec'li bir balıkçı kızla veya Meseglise'li bir köylü kadınla tanışmak,kukaları plajdan uzakta; fujeri,ormanın dışında toplayıp bakmağa benzemez mi? Muhayyelemizin sarıp sarmaladığı şeylerden soyulmuş,yani kendi muhitinin dışına çıkarılmış bir kadının da bize vereceği zevk,bu kadar yavan ve yapma değil midir?
    Halbuki,Roussainville ormanında bir köylü kadınını kucaklayıp öpmeden bu ormanın derin güzelliğine ve gizli hazinelerine nüfuz etmenin imkanı yoktur...Dallarda yaprakların kafesi dışında tahayyül edemeyeceğim o kız,her kimse,bu yerde biten nebatlardan biridir; fakat,soyca hepsinden üstün olduğu için memleketin en halis tadını ve kokusunu ancak onun nescine yaklaşmakla alabiliriz...Bütün bunlar hayalimizden geçtiği sırada,başka başka kadınlarla tadılan hazzı,mücerret bir fikre çevirmek,yani bu başka başka kadınların hep aynı hazzın nöbet değiştiren aletleri olduğunu anlamak yaşından -daha uzun bir müddet için- çok uzak bulunuyor ve her kadının buselerinde başka türlü bir zevk tadacağımı tahmin ediyordum...Bu zevk,kafamızda,bir kadına yaklaşırken beslediğimiz niyetin ve önceden duyduğumuz helecanın sebebi kadar bile belirtilmemiş,ayrılmamış,düsturlaşmamıştır...Sadece,bir zevk duyacağımızı düşünürüz ve bunun adına kadının füsunu deriz; her şeyi ona mal ederiz; zira,bir aşkta,kendimize bakmayız,yalnız kendi benliğimizden dışarı çıkmak iseriz...Uzun uzun,gizliden gizliye beklediğimiz an gelince yanımızdakinin tatlı bakışlarını,tatlı öpüşlerini yalnız bize mahsus ihsanlar gibi telakki ederiz ve zevk ortağımıza karşı,yalnız bize hasrettiğini sandığımız bu nimetlerden,bu saadetlerden dolayı derin bir minnet ve şükran duyarız...'

  • sevgilinin dönüşü07.06.2007 - 06:42

    Arzular bir hayal oldu,baharımın gülleri soldu
    Gönlüm hicran,hasret,gamla doldu...

  • Herkes sevdiğini öldürür07.06.2007 - 01:58

    every breath you take...

  • gece yürüyüşü07.06.2007 - 01:53

    Op.19...

    No.6...

  • müjde nur topu gibi bir çocuğunuz oldu06.06.2007 - 22:28

    'Malice' (1993)

    Harold Becker