Tasavvufta ve tarikatların özel terminolojilerinde, gizli hakikat, görünenin derinindeki anlam, ayet ve hadislerin öz olduğu maksadı gibi anlamlara gelir.
Tasavufta, dini kuralların ve şeriat hükümlerinin bir zahiri (dış) bir de batani (iç) anlamlar olduğu kabul edilmektedir. Batani ve zahiri yorumlar İslam tarihinde, özellikle tasavvufta en önemli tartışma konularındandır. Batıniliği ön plana çıkaranlardan ve asıl önemli olanın iç anlam olduğunu ileri sürenlerden bir kısmı şeraiti toptan red edecek kadar ileri gitmişlerdir. Bu yüzden, tasavvuf ile şer’i hükümler arasında hiçbir ayrılığın olmadığını söyleyen din bilginleri ve büyük mutasavvuflar her iki görüşün de dengeli olması gerektiğini hiçbir batıni görüşün şekil olarak bile şer’i hükümlere aykırı olamayacağını savunmuşlardır. Mutasavvuflar, batına önem vermekle beraber, zahiri de ihmal etmez ve küçük görmezler.
Çok sayıda alıcı, buna karşılık yalnızca ıkı satıcının oluşturduğu piyasa.
Düpol piyasası alıcılar bakımından tam rekabet piyasasına benzer bir yapıdadır. Firmalar ise alacakları kararlar açısından birbirine bağlıdırlar. Bu nedenle bir firmanın faaliyeti diğer firmanın kararından etkilenir.
Belli bir malın üretiminin sınırlı sayıda firma tarafından yapıldığı piyasa türü.
Bu tür piyasanın temel özelliği, firmaların kararlarının karşılıklı birbirine bağımlılık derecesinin yüksek olmasıdır. Oligopol piyasasında bir firmanın üretim ve fiyat konsunda vereceği herhangi bir karar, piyasadaki diğer firmaların davranış ve kararlarıyla yakından ilişkilidir bla bla bla
Çıkarları çatışan rakiplerin davranışlarına ilişkin çeşitli varsayımlar altında, ortak bir dengeye ulaşılıp ulaşamayacağını analiz eden kuram. İktisatta oligopol ve düopol koşullarında piyasa davranışlarını açıklamada önemli katkılar sağlanmış olan teori…
Sömüreye karşı ahlak ve edeple savaşan isimlerdendir. Gönlüm çarpar adını duyduğumda ve orta doğu ağlarken ah bir Gandhi daha yetişse derim... Selam olsun...
Bir cümleyle anlatmaya çalışsam herhalde 'huzur verici bir film' derdim. Sıkıcı olabilecek bu film, insanı transa sokan muzikleri, vals yapan görünteleri, güçlü oyunculariyla ve konusuyla sürükleyici bir eser haline getirilmiş. Kevin Spacey'nin oyunculuğu, kabuklarıyla muzu yemeyi bile iştahlı yapabilecek kadar güçlü. Tabi film Fantastik-Macera türüne girse de esas filmi oluşturan ana tema Yap-boz/Kurgudur (Puzzle/Fiction) yani 'sonunda ne olacak acaba' dedirten kategoriye giren fantazi ile bilim arasında mekik dokuyan filmdir.
DVD'sinin arka kapağında sema ayininden küçük resimleri görünce bilmeden aldığım bir belgeseldi.
İzlediğimde ise sanki tarlada çapa yaparken sanş eseri bir hazineyi bulmuşum gibi heycanlandım.96 dakika boyunca, dünya etrafında, Amerka Kıtası'ndan Türkiye'ye, Orta Doğudan Uzak Doğu'ya, muhteşem bir mistik gezi yaptım.
Belgesel dememek lazım çünkü ne bir yorum, ne tarih, ne de yer adları var. Gösterdikleri yerler rastgale değişiyormuş gibi gözükse de, bazen tekrarlayan, bazen kısa suren, bazen uzun suren görüntelerle sanki ayet ayet konulmuş gibi belli bir düzen içinde izleyeni şaşırttan ve ibret veren sahneler var.
İzledikçe dünya hakkındaki bilgilerimin az ve kısıtlı olduğunu anladım. Bu şaheser, hayatımda görmediğim yerlere götürüp, hayatım da bilmediğim insanlarla tanıştırdı ama ne bir söz ne de bir isim vardı. Sadece fonda kan dolaşımını kontol eden bir muzik vardı. İŞurası Hindistan, evet evet orası Peru deyip yorumlar yapsamda sonunda akıntıya kapılmışım gibi izledim...
Not: 1992 yapımı olan bu eserin sanırım 1998 yapımı olanıda varmış. Bu çağda da hazine avcılığı bir başka oluyor :)
Bir meselenin, bir sözün iç yüzü, içi, iç anlamı.
Tasavvufta ve tarikatların özel terminolojilerinde, gizli hakikat, görünenin derinindeki anlam, ayet ve hadislerin öz olduğu maksadı gibi anlamlara gelir.
Tasavufta, dini kuralların ve şeriat hükümlerinin bir zahiri (dış) bir de batani (iç) anlamlar olduğu kabul edilmektedir. Batani ve zahiri yorumlar İslam tarihinde, özellikle tasavvufta en önemli tartışma konularındandır. Batıniliği ön plana çıkaranlardan ve asıl önemli olanın iç anlam olduğunu ileri sürenlerden bir kısmı şeraiti toptan red edecek kadar ileri gitmişlerdir. Bu yüzden, tasavvuf ile şer’i hükümler arasında hiçbir ayrılığın olmadığını söyleyen din bilginleri ve büyük mutasavvuflar her iki görüşün de dengeli olması gerektiğini hiçbir batıni görüşün şekil olarak bile şer’i hükümlere aykırı olamayacağını savunmuşlardır. Mutasavvuflar, batına önem vermekle beraber, zahiri de ihmal etmez ve küçük görmezler.
Bir
yağmurda damla olayım,
gözlerden akan yaş…
sevgime sevgi ekleyim de
bir harfin olayım.
ateşte kıvılcım olayım,
yaradan akan kan…
çoşkuma çoşku katayım da,
bir harfine köle olayım.
rüzgardan, toprağa düşen tohum olayım,
alınlardan akan ter…
ne olursam olayım,
bir harfine layık olayım.
nizam,2003
Çok sayıda alıcı, buna karşılık yalnızca ıkı satıcının oluşturduğu piyasa.
Düpol piyasası alıcılar bakımından tam rekabet piyasasına benzer bir yapıdadır. Firmalar ise alacakları kararlar açısından birbirine bağlıdırlar. Bu nedenle bir firmanın faaliyeti diğer firmanın kararından etkilenir.
Belli bir malın üretiminin sınırlı sayıda firma tarafından yapıldığı piyasa türü.
Bu tür piyasanın temel özelliği, firmaların kararlarının karşılıklı birbirine bağımlılık derecesinin yüksek olmasıdır. Oligopol piyasasında bir firmanın üretim ve fiyat konsunda vereceği herhangi bir karar, piyasadaki diğer firmaların davranış ve kararlarıyla yakından ilişkilidir bla bla bla
Çıkarları çatışan rakiplerin davranışlarına ilişkin çeşitli varsayımlar altında, ortak bir dengeye ulaşılıp ulaşamayacağını analiz eden kuram. İktisatta oligopol ve düopol koşullarında piyasa davranışlarını açıklamada önemli katkılar sağlanmış olan teori…
başka biçim, varyant, değişik, değişiklik gösteren, farklı...
Sömüreye karşı ahlak ve edeple savaşan isimlerdendir. Gönlüm çarpar adını duyduğumda ve orta doğu ağlarken ah bir Gandhi daha yetişse derim...
Selam olsun...
Bir cümleyle anlatmaya çalışsam herhalde 'huzur verici bir film' derdim. Sıkıcı olabilecek bu film, insanı transa sokan muzikleri, vals yapan görünteleri, güçlü oyunculariyla ve konusuyla sürükleyici bir eser haline getirilmiş. Kevin Spacey'nin oyunculuğu, kabuklarıyla muzu yemeyi bile iştahlı yapabilecek kadar güçlü. Tabi film Fantastik-Macera türüne girse de esas filmi oluşturan ana tema Yap-boz/Kurgudur (Puzzle/Fiction) yani 'sonunda ne olacak acaba' dedirten kategoriye giren fantazi ile bilim arasında mekik dokuyan filmdir.
DVD'sinin arka kapağında sema ayininden küçük resimleri görünce bilmeden aldığım bir belgeseldi.
İzlediğimde ise sanki tarlada çapa yaparken sanş eseri bir hazineyi bulmuşum gibi heycanlandım.96 dakika boyunca, dünya etrafında, Amerka Kıtası'ndan Türkiye'ye, Orta Doğudan Uzak Doğu'ya, muhteşem bir mistik gezi yaptım.
Belgesel dememek lazım çünkü ne bir yorum, ne tarih, ne de yer adları var. Gösterdikleri yerler rastgale değişiyormuş gibi gözükse de, bazen tekrarlayan, bazen kısa suren, bazen uzun suren görüntelerle sanki ayet ayet konulmuş gibi belli bir düzen içinde izleyeni şaşırttan ve ibret veren sahneler var.
İzledikçe dünya hakkındaki bilgilerimin az ve kısıtlı olduğunu anladım. Bu şaheser, hayatımda görmediğim yerlere götürüp, hayatım da bilmediğim insanlarla tanıştırdı ama ne bir söz ne de bir isim vardı. Sadece fonda kan dolaşımını kontol eden bir muzik vardı. İŞurası Hindistan, evet evet orası Peru deyip yorumlar yapsamda sonunda akıntıya kapılmışım gibi izledim...
Not: 1992 yapımı olan bu eserin sanırım 1998 yapımı olanıda varmış. Bu çağda da hazine avcılığı bir başka oluyor :)
Bilgi için AK partinin anasayfasından yararlanabilirsiniz: www.akparti.org.tr