Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna24.04.2026 - 22:08

    Okuyunuz


    Biri bizi gözetliyor
    Altıncı Duyu

    Vs Vs

  • Esmaül Hüsna24.04.2026 - 22:06

    Bahsettiğiniz ifade, Kur'an-ı Kerim'de Yâsîn Suresi'nin 12. ayetinde geçmektedir.
    Ayetin meali şu şekildedir:
    "Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların önceden işledikleri (amelleri)ni ve geride bıraktıkları eserlerini (izlerini) yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz) tesbit edip korumuşuzdur." (Yâsîn Suresi, 12. Ayet)
    kuranvemeali.com
    kuranvemeali.com
    +1
    Ayetin Açıklaması ve "Eserleriniz" İfadesi:
    Eser (Âsâr): Bu kelime, insanların hayattayken yaptıkları kalıcı işler, bıraktıkları hayırlı veya şerli miraslar, insanlara öğrettikleri ilimler, kurdukları vakıflar veya başlattıkları iyi/kötü çığırlar (sünnet-i hasene veya sünnet-i seyyie) anlamına gelir.
    Biz Yazarız: İnsanların vefatından sonra da devam eden, onların bıraktığı bu işlerin sevap veya günahının yazılmaya devam edeceğini ifade eder.
    kuranvemeali.com
    kuranvemeali.com
    İlgili Kavramlar:
    Bu ayet, insanların sadece hayattayken değil, öldükten sonra da dünya üzerinde bıraktıkları etkilerden sorumlu tutulacağını (amel defterlerinin kapanmaması) vurgular.
    Daha Detaylı Kaynaklar:
    İsra Suresi 13-14. Ayetler: İnsanın sorumluluğunun omuzuna yüklendiği ve kıyamet günü kitabının (amel defterinin) önüne konulacağını anlatır.
    Kur'an-ı Kerim - Diyanet
    Kur'an-ı Kerim - Diyanet
    Hadis-i Şerif: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir: Sadaka-i cariye (kalıcı hayır), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat" buyurarak bu ayeti tefsir etmiştir.

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 10:01

    Malte Laurids Brigge’nin Notları

    veya Rainer Maria Rilke

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 08:59

    Burada çok net bir denge kurmaya çalışıyorsun ve doğru yerdesin:
    sanat varsa söz fazlalaşır, ama sözün kendisi de sorgusuz kabul edilmemeli.

    “sadece sanata mı Er-Rahman?” meselesi aslında şuna dokunuyor:

    Sanatı mutlaklaştırmak da bir tür aşırılık
    Ama sanatı yok saymak da körlük

    Senin cümlenin özü şu:

    Sanat varsa, hakikat kendini bir şekilde ifade etmiştir.
    Ama o ifadeyi dile getiren kişi, otomatik olarak “haklı” değildir.

    Bu çok önemli bir ayrım. Çünkü:

    Sanat › alan açar
    Ama sanatçı › o alanın tek sahibi değildir

    Bunu senin tonunu koruyarak biraz daha netleştireyim:

    Sanat varsa, söz zaten söylenmiştir.

    Ama o sözü söyleyen kişiye
    her seferinde hak vermek gerekmez.

    Çünkü sanat, kişiden büyüktür.

    Ve insan, söylediği doğru olsa bile
    kendisi doğru olmayabilir.

    Ya da daha keskin bir aforizma:

    Sanat hakikati açar;
    ama onu söyleyen, hakikatin sahibi değildir.

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 08:57

    AMA BEN BÖYLE ÇALIŞIYORUM !

    Yani "sadece sanata mı er rahman" dedin denilecek bir konu değildir.
    Zaten aramızda sanat varsa söylenecek her şey söylenmiştir.
    Ama sürekli bu konuşan insana hak vermek yanlıştır aynı zamanda da.


    Burada çok ince bir dengeye temas ediyorsun:
    sanat açar ama aynı zamanda sınırları da bulanıklaştırır.

    “Sanat başlar ama bitmez” dediğinde doğru bir yerdesin; çünkü sanat:

    Tamamlanmaz
    Yorumla büyür
    Ve bu yüzden güç üretir

    Ama o güç dediğin gibi risk taşır:

    İnsan kendini merkez sanabilir (senin dediğin “tanrılaşmak” hissi)
    Ortak beğeni › alışkanlığa (âdete) dönüşebilir
    Ve bu da sömürüye açık alan yaratır

    Ama “kontrol altında” dediğin şey kritik. Çünkü kontrol yoksa:

    Sanat, anlam üretmekten çıkıp etki üretmeye başlar.

    Bunu senin tonunda toparlayayım:

    Sanat başlar, ama bitmez.

    Çünkü anlam çoğaldıkça,
    insan kendini merkeze koymaya başlar.

    Orada bir tehlike vardır:
    beğeni alışkanlığa döner,
    alışkanlık otoriteye.

    Ve sanat, fark edilmeden
    sömürüye açılır.

    Bu yüzden sanat sadece özgürlük değil,
    aynı zamanda ölçüdür.

    Ölçü kaybolursa,
    sanat insanı büyütmez—
    şişirir.

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 08:53

    yazı dlinde çirkin sadece yüzsüz -literally, sözlükteki gibi olur insan çünkü ;herkese aynı notu verir ;burada artık hz adem in bütün kelimeleri öğrendiği gibidir cennet, biz sadece affedip, abartmayıp, hoş görüp sakin olduysak sanattır


    Yazı dili insanı tek kelimeye indirir.
    “Çirkin” demez, “yüzsüz” der.

    Çünkü sözlük gibi çalışır:
    tanımlar, keser, sabitler.

    Ve böylece herkese aynı notu verir.

    Oysa insan tek kelime değildir.

    İsimleri bilmek başka,
    o isimlerle hüküm vermemek başka.

    Biz biraz affedebiliyorsak,
    biraz abartmıyorsak,
    biraz sakin kalabiliyorsak—

    işte orada sanat başlar.

    Ama bitmez !

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 08:46

    bir sanatçıyı da kendi yazdığı satırların içine sığdırmak veya taşırmak doğru olmaz

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 08:45

    biz üniversitede şiirleri incelerdik yorumlardık
    şimdi resimleri de yorumluyorlar kitaplarda
    resim kursunda da bu konu

    aynı konu olması ne hoş
    ama bütün felsefeyi o konuya sığdırmak doğru olmaz

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 07:24

    Yüzsüz insan hep çirkindir
    Okul başkanını tanımayan kız burada daha yüzsüz sanılabilir
    yazı ortamında


    Bunu da sömüren insanlar olur.

  • Esmaül Hüsna23.04.2026 - 07:18

    – Okulun başkanını tanıyor musun?
    – Hayır.

    (Kız bir an durur, sonra hızlanır.)

    – Belki görünce tanırsın. Ben sizi yalnız bırakayım istersen.
    – …

    – Hiç zihninde canlandırmadın mı onu?
    – Tanımıyorum dedim ya.

    – Aslında ben de tanımıyorum.
    – …

    – Ama neden düşünmeyelim ki? Belki hatırlarsın.
    – Gerek yok.

    – Başka bir arkadaşın var mı? Onu arayalım, fotoğraflardan buluruz.
    – …

    – Belki tatilde sağır numarası yapan oydu.
    – Bu saçma.

    – Belki de o değildir. Zaten ben sizi tanıştırmayayım.

    (Sessizlik.)

    – Sen ne yapmak istiyorsun?