Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Wolf Son
Wolf Son

@ FEEL ME IN YOUR HEART @

  • wolfson28.11.2022 - 14:02

    " Acemi bahçıvan, gülün celladı olurmuş, ..."

  • wolfson28.11.2022 - 12:55

    " EY benim iyimser hallerim,
    Çabuk aldanışlarım,
    Alttan alışlarım.
    Hatayı hep kendimde buluşlarım,
    Değmeyecekleri kafama takışlarım.
    Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım.
    Herkesi, insan yerine koyuşlarım.
    Hepinize Elveda...
    Artık ben kimsenin,
    Hiç kimsesi olmayacağım....."

    Nazım

  • wolfson28.11.2022 - 12:33

    " Kalp kırmayı, gönül yıkmayı umursamıyor.

    ve sonra kalkıp imandan bahsediyor insan..."

  • wolfson28.11.2022 - 10:35

    çok meşgulüm bu aralar...
    yalnızlığın romanını yazıyorum....
    kimsenin duyamadığı sözcüklerle...
    kimsenin okuyamadığı harflerle...
    kimsenin beni anlamasınıda beklemiyorum...
    umut denen kuşu kafesten kaçıralı çok zaman oldu...
    kafam boş.. yüreğim boş... ellerim boş..
    gönül köşküm tarumar....
    onca kalabalığın içinde biçareyim..
    kimsesizim.. gereksizim..
    eskiden şiirler yazardım aşk kokan..
    sitem anlatan.. buram buram özlem tüten..
    şimdi herşeyini kumar masasında kaybetmiş kumarbaz gibiyim.........wolfson 2013

  • wolfson28.11.2022 - 10:30

    " bir güneş yanaşıyor ufuklarıma
    açıyor kapılarınıi
    İniyor yolcuları tek tek
    ışıl ışıl
    bir tek sen olmuyorsun içlerinde
    benim beklediğim sen..
    işte o an ben
    henüz hareket etmiş olan
    gecenin arkasına asılıp
    seni özlemeye gidiyorum....

    bir bulut yanaşıyor gözlerime
    açıyor kapılarını
    iniyor yolcuları tek tek
    damla damla
    bir tek sen olmuyorsun içlerinde
    benim beklediğim sen..
    işte o an ben
    hüzün gemilerine binip
    senı özlemeye gidiyorum....

    bir rüzgar yanaşıyor yüreğime
    açıyor kapılarını
    iniyor yolcuları tek tek
    efil efil
    bir tek sen olmuyorsun içlerinde
    benim beklediğim sen..
    işte o an ben
    içimdeki fırtınaya tutunup
    seni özlemeye gidiyorum....

    bir gece yanaşıyor düşlerime
    açıyor kapılarını
    iniyor yolcuları tek tek
    renk renk
    bir tek sen olmuyorsun içlerinde
    benim beklediğim sen..
    işte o an ben
    kabusların içine karışıp
    seni özlemeye gidiyorum....

    geldiğinde yoksam eğer
    inmiyorsam ellerine yanaşan dokunuşlardan
    bil ki
    seni özlemeye gitmişim....

    ne zaman dönerim bilmem...."

  • wolfson28.11.2022 - 10:27

    " Bana doğrultulan,En güzel silahtı gözlerin.
    Zaten onlarla başlamadı mı
    Bana olan seferin?
    Talan ettin gecelerimi,
    Uykularım tedirgin.

    Bedenimin başkentini
    Canımın taa içini
    Zavallı yüreğimi,
    Bir bakışla fethettin.
    Başka nerem kaldı ki
    Bayrağını dikeceğin?

    Ellerimin,
    Ellerinde titrediğini
    Sende hissetin.
    Artık sevin!
    Sana yenildim...."

    E.akduman

  • wolfson28.11.2022 - 10:25

    "Gelişin ne hoştu,tam da sevgilerden umudu kesmişken yüreğim
    Bir kaçışmıydı sana gelişim yoksa bir yol mu vardı beni sana
    getiren,rüzgarın ve yıldızların tarif ettiği
    Geceleri içtiğim yakutun ekşimsi tadında,acı bir çığlık gibiydi denizi
    bırakışım,acı ve ekşinin karışımında dağlara kaçışım
    Dönüşüm ne hoştu,rüzgarın tenime çarpan ılık sesinde,sevi hacizleriyle
    yıpranan aşk kelimesini unutan sözlerimde
    Rüzgarın şarkısını duyduk,gökyüzünün dağlarla öpüşmesini gördük,bin ışık
    saçan buğulu gözlerinde

    Öyle bir baktıki gözlerin gözlerime,içinden içime akan denizin tuzlu yeşil
    renginde,bakışların hayat,gülümsemen nefesti soluğunu kaybetmiş bedenimde
    Bir doğuşmuydu sana gelişim, içimde ölen çocuğun hayat sesinde yoksa
    türkülerin bilmediğim notalarımıydı,dağların eteği,denizlerin çok ötesinde
    Gün batımında güneşin veda valsinde
    Gelişin ne hoştu,rüzgarın yüzüme çarpan ılık sesinde,kendinden bir haber
    özünü kaybetmiş ölüm gibi sağır özlerimde
    Yıldızların kaymasını umduk,rüzgarın şarkısını duyduk,bin ışık saçan
    buğulu gözlerinde

    Yorulmuştu adamın bacakları yönü olmayan anlamsız
    yolculuklardan,bekliyordu kadın içinde geleceklerin ya da gideceklerin
    kaygısı olmadan
    Bir oluşmuydu sana gelişim,ruhumda var olmayı bekleyen düzensiz mısraların
    şiirinde yoksa perilerin mis kokulu çiçeğimiydi cennet çocuklarının
    dillerindeki masalların birinde
    Kutup yıldızının dolunayı sımsıcak öpüşünde
    Sevişin ne hoştu,rüzgarın tenime çarpan ılık sesinde,içimizde yanan kor
    ateşin umut dolu,sıcak közlerinde
    Dağların yanlız yüzünde aşkı bulduk,rüzgarın sesini duyduk,yağmur gibi
    küçücük ellerinde,bin ışık saçan buğulu gözlerinde....."

  • wolfson28.11.2022 - 09:26



    Ben seyyidim.
    Yani bu demektir ki Türk değilim.
    Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse,
    üç Türk kalsa, biri ben olurdum.

    İki Türk kalsa, gene biri ben olurdum.
    Son Türk kalsa da o gene ben olurdum.

    Çünkü Türkler olmasa, bugünkü mânâda islâmiyet olmazdı."



    Nakşibendi yolu büyüklerinden
    Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdular ki:

    “Başkale’deki medresemde, 20-30 talebe okutuyordum.

    Talebenin yiyip içmesi, elbiseleri, bütün masrafları hep bana aitti.
    Bir gün ders veriyordum, kapı açıktı,
    içeri gayet temiz giyinmiş bir bey geldi.

    Selam verdi ve dersi dinledi, Ders sonunda yanıma gelip,
    (Efendim, kaç talebeniz var? Hangi kitapları okutuyorsunuz? Hangi kitaplara ihtiyacınız var?) diye sordu.

    Ben de lazım olan birçok kitap ismi verdim, Hepsini teker teker not aldı.
    Eğitimle ilgili bütün ihtiyaçlarımı deftere yazdı.

    Biraz sonra veda edip gitti,
    Konuşması gayet nazik,
    elbisesi gayet muntazam ve temiz olduğundan, bunun bir İstanbul beyefendisi olduğunu anladım.

    O söylemeyince ben de kim olduğunu soramadım,
    Birkaç ay geçti, unutmuştum.
    Bir gün medreseye postacı geldi.
    (Size birkaç sandık geldi, postaneden alabilirsiniz) dedi.
    Gittim, iki sandık kitap dolu idi.

    Kitapları, sandıkları aldım, o günün şartlarında hayvana bindirdim,
    Medreseye getirdim.
    Sandıklar açılınca, bir de baktımki sandığın içinde iki ay önce isimlerini yazdırdığım kitaplar bulunuyordu.

    Üzerinde bir kağıt vardı.
    (Halife-i müslimîn
    Sultan Abdülhamid Han’ın hediyesidir) yazılıydı.”

    .

  • wolfson28.11.2022 - 08:13

    ...Saklı gizli bir aşk'tı
    Kimine göre yasak
    Kimine göre günah'tı
    Ama adı üstündeydi
    ''Aşk''tı...
    Bütün kuralların üzerinde
    Bütün çılgınlığıyla yaşanacaktı
    Ağaçtan koparılmış
    O kırmızı elmanın cezası
    Düşünülemezdi artık
    Isırılacaktı.......

    Isırdık....
    Anamızın örekesini gördük......

  • wolfson28.11.2022 - 08:00


    Herkes kendi yarasını tamir derdinde
    Kimisi söz yarası
    Kimisi aşk yarası
    Nefs kendine bakmaz
    Suçlu hep karşıdakidir

    Yarası derin olan gururunu ezer
    Her gece affetmek için binbir bahane arar.
    Affedeyimde ruhum mutmain olsun der
    Bir beklenti için değil
    Duramaz bir vesileyle yazar
    Kuru bir teşekkür cümlesi
    Affetme isteğini öldürür
    Bilir ki o hala nefs muhasebesi yapmamış
    Açtığı yaranın ömür boyu süreceğinin farkında değil...