Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu
Sordular ; İkide bir şeytandan Allah'a sığınıyoruz diyoruz Euzubilllahi mineseytanirracim Şeytan kim ? 4 kimlikle karşınıza çıkar şeytan 1- iblis onu herkes bilir.. Ondan daha kötüsü ikincisidir
2- nefs ..iblisten daha tehlikelidir insanın içindeki şeytandır nefs
3- kötü arkadaş ... mutlaka cehenneme götürür Tek çare kaçmak..
4- kötü din adamı...bu hepsinden daha tehlikelidir...diğerleri insanları tek tek cehenneme götürürken kötü din adamı yüzlerce binlerce on binlerce kişiyi cehennemlik eder
" Bize umutlu şiirler lâzım bu ara Çiçeklerden; Çocuklardan, Kuşlardan bahseden.. Hani diyorum şu şairler Hüzün yurduna hiç uğramasa Zaten gönül yorgun Gönül hasret Gelmek bilmeyen bahara.."
Bill Gates'e :"Bu dünyada senden daha zengini var mı?" diye sorulduğunda; -Evet benden daha zengini var, der. -Peki kim bu? diye sorduklarında; -Eğitimimi tamamlayıp Microsoft şirketini kurmaya karar aşamasında bir uçuş öncesinde Newyork havaalanındaydım. Birden gözüme gazete satıcısı ilişti. Elindeki gazetelerinin birindeki başlık ilgilimi çekti. Elimi cebime attım ama hiç bozuk param yoktu. Oradan uzaklaşmak üzere ayrılıyordum ki, siyahi genç birden atılarak: -Beyefendi buyurun gazete benden size hediye olsun, dedi. Ben de ona: -Elimde bozuk param yok, dedim. -Sana ben onu hediye ediyorum, dedi.
Bu olaydan 3 ay sonra yolcuğum aynı hava alanına denk geldi. Gözüm bir gazeteye ilişti. Elimi cebime attım ama yine de bozuk param yoktu. Aynı çocuk geldi: -Gazeteyi al, dedi. Ben de ona: -Oğlum geçen gün aynı durum yaşandı. Sen bu durumla her karşılaştığında insanlara gazeteyi hediyemi ediyorsun? dedim. -Tabi ki... Ben verdiğimde, tüm kalbimle veriyorum. Bu beni mutlu edip rahat kılıyor...
Bil Gates salondakilere der ki: -Bu cümle benim aklımı o kadar kurcaladı ki, acaba çocuk hangi mantık esasına ve hangi hissiyata göre böyle söylüyordu...
19 yıl aradan sonra... Ekonomik gücümün doruğuna ulaşıp, dünyanın en zengin adamı olduğumda... Bu genç delikanlının iyiliğinin karşılığını verebilmek için onu arayıp bulmaları için bir grup oluşturdum... Onlara: - Falan havaalanına gidin ve bana gazete satıcı siyahi genci bulun, dedim.
Bir buçuk ay aradan sonra bir yerde bekçilik yaptığını öğrendim... Ona bir davetiye gönderip ofisimde ağırladım. Ona: -Beni tanıyor musun? diye sordum. -Tabii ki sen Bil Gates'sin, herkes seni tanır. -Hatırlar mısın sen ufakken gazete satıyordun, bende bozuk yoktu ve sen bana gazeteyi hediye ettin. Bunu neden yaptın? -Belli bir nedeni yok. Yalnız birine karşılık beklemeden bir şey verdiğim zaman mutluluk duyuyorum ve beni rahat ve huzurlu kılıyor, dedi.
Ona dedim ki: -Sana iyiliğinin karşılığını vermek istiyorum... Dile benden ne dilersen..!" -Nasıl yani.! -Sana her istediğini vereceğim... Gülerken bana dedi ki: -Ne istersem onu mu, bu doğru mu? -Evet, ne istersen vereceğim... -Size teşekkür ediyorum beyefendi. Fakat hiçbir şeye ihtiyacım yok... -Bir şey istemen lazım, sana iyiliğinin karşılığını misliyle vermek istiyorum... -Sayın Gates, her şeyi yapacak gücün var ama benim iyiliğimin karşılığını veremezsiniz? -Ne demek istiyorsun? Nasıl olur da veremem.! -Seninle benim aramızdaki fark; ben sana yoksulluğumun doruğunda verdim, ama sen zenginliğinin doruğunda bana veriyorsun, bu da durumu telafi etmez... Ama yine de bunu düşünmeniz beni çok mutlu etti... Teşekkür ederim.
Bill Gates konuşmasına devam eder: -İşte o sözü kendisinin benden daha zengin olduğunu hissetmeme neden oldu... Çünkü en makbul verme şekli, senin ihtiyacın var iken vermendir... Çocuğun bana yaptığı da budur...En iyi iyilik de hiç bir karşılık beklemeden yapılan iyiliktir...
" Söylesene hâfız...
bizim sol yanımıza konan kuşlar,
hep hicrân mı taşır kanatlarında..?..."
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu
Atsız
Yağacak bir bulut gibi doluyum
Böyle ağlamaklı oluşum ondan...
Yürek var ya yürek
Ne garip bir yer ..
Öleni de orada
Yaşayanı da......
" Seninle yürümek isteyen
Ne adımlarını sayar
Ne de yolun uzunluğunu sorar
Aşkta böyle..."
Sordular ;
İkide bir şeytandan Allah'a sığınıyoruz diyoruz
Euzubilllahi mineseytanirracim
Şeytan kim ?
4 kimlikle karşınıza çıkar şeytan
1- iblis onu herkes bilir..
Ondan daha kötüsü ikincisidir
2- nefs ..iblisten daha tehlikelidir insanın içindeki şeytandır nefs
3- kötü arkadaş ... mutlaka cehenneme götürür
Tek çare kaçmak..
4- kötü din adamı...bu hepsinden daha tehlikelidir...diğerleri insanları tek tek cehenneme götürürken kötü din adamı yüzlerce binlerce on binlerce kişiyi cehennemlik eder
" Bize umutlu şiirler lâzım bu ara
Çiçeklerden;
Çocuklardan,
Kuşlardan bahseden..
Hani diyorum şu şairler
Hüzün yurduna hiç uğramasa
Zaten gönül yorgun
Gönül hasret
Gelmek bilmeyen bahara.."
Bill Gates'e :"Bu dünyada senden daha zengini var mı?" diye sorulduğunda;
-Evet benden daha zengini var, der.
-Peki kim bu? diye sorduklarında;
-Eğitimimi tamamlayıp Microsoft şirketini kurmaya karar aşamasında bir uçuş öncesinde Newyork havaalanındaydım. Birden gözüme gazete satıcısı ilişti. Elindeki gazetelerinin birindeki başlık ilgilimi çekti. Elimi cebime attım ama hiç bozuk param yoktu. Oradan uzaklaşmak üzere ayrılıyordum ki, siyahi genç birden atılarak:
-Beyefendi buyurun gazete benden size hediye olsun, dedi.
Ben de ona:
-Elimde bozuk param yok, dedim.
-Sana ben onu hediye ediyorum, dedi.
Bu olaydan 3 ay sonra yolcuğum aynı hava alanına denk geldi.
Gözüm bir gazeteye ilişti. Elimi cebime attım ama yine de bozuk param yoktu. Aynı çocuk geldi:
-Gazeteyi al, dedi.
Ben de ona:
-Oğlum geçen gün aynı durum yaşandı. Sen bu durumla her karşılaştığında insanlara gazeteyi hediyemi ediyorsun? dedim.
-Tabi ki... Ben verdiğimde, tüm kalbimle veriyorum. Bu beni mutlu edip rahat kılıyor...
Bil Gates salondakilere der ki:
-Bu cümle benim aklımı o kadar kurcaladı ki, acaba çocuk hangi mantık esasına ve hangi hissiyata göre böyle söylüyordu...
19 yıl aradan sonra... Ekonomik gücümün doruğuna ulaşıp, dünyanın en zengin adamı olduğumda... Bu genç delikanlının iyiliğinin karşılığını verebilmek için onu arayıp bulmaları için bir grup oluşturdum...
Onlara:
- Falan havaalanına gidin ve bana gazete satıcı siyahi genci bulun, dedim.
Bir buçuk ay aradan sonra bir yerde bekçilik yaptığını öğrendim... Ona bir davetiye gönderip ofisimde ağırladım. Ona:
-Beni tanıyor musun? diye sordum.
-Tabii ki sen Bil Gates'sin, herkes seni tanır.
-Hatırlar mısın sen ufakken gazete satıyordun, bende bozuk yoktu ve sen bana gazeteyi hediye ettin. Bunu neden yaptın?
-Belli bir nedeni yok. Yalnız birine karşılık beklemeden bir şey verdiğim zaman mutluluk duyuyorum ve beni rahat ve huzurlu kılıyor, dedi.
Ona dedim ki:
-Sana iyiliğinin karşılığını vermek istiyorum... Dile benden ne dilersen..!"
-Nasıl yani.!
-Sana her istediğini vereceğim...
Gülerken bana dedi ki:
-Ne istersem onu mu, bu doğru mu?
-Evet, ne istersen vereceğim...
-Size teşekkür ediyorum beyefendi. Fakat hiçbir şeye ihtiyacım yok...
-Bir şey istemen lazım, sana iyiliğinin karşılığını misliyle vermek istiyorum...
-Sayın Gates, her şeyi yapacak gücün var ama benim iyiliğimin karşılığını veremezsiniz?
-Ne demek istiyorsun? Nasıl olur da veremem.!
-Seninle benim aramızdaki fark; ben sana yoksulluğumun doruğunda verdim, ama sen zenginliğinin doruğunda bana veriyorsun, bu da durumu telafi etmez... Ama yine de bunu düşünmeniz beni çok mutlu etti... Teşekkür ederim.
Bill Gates konuşmasına devam eder:
-İşte o sözü kendisinin benden daha zengin olduğunu hissetmeme neden oldu...
Çünkü en makbul verme şekli, senin ihtiyacın var iken vermendir... Çocuğun bana yaptığı da budur...En iyi iyilik de hiç bir karşılık beklemeden yapılan iyiliktir...
" Yağmur başlayınca kaçtım,
Köz başında evime ulaştım,
Seninle öyle değildi oysa,
Bir zamanlar sırılsıklam ıslandım.."
Güllerde aradım
Yakan buseni....