Babamın Tarlası Şiiri - Hasan Edemen

Hasan Edemen
4

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Babamın Tarlası


BABAMIN TARLASI
I. BÖLÜM – Dünyanın Kıyısındaki Ev

Dünyanın kıyısındaydı evimiz.
Kardeşlerim, annem, babam yaşardık.
O vakitler ağrıyı, sızıyı bilmezdim.
Biri öldüğünde “öldü” derdim,
Savaşları oyun sandığım yıllardı.

II. BÖLÜM – Dağın Eteğindeki Ev

Yüksekçe bir dağın eteğindeydi evimiz.
İnsanlara uzak, kurda kuşa yakındık
Akşam olunca zifiri bir karanlık inerdi
Hafif bir esinti yaprakları okşardı
Uzun yaz gecelerinde mutluyduk.

III. BÖLÜM – Duvarları Çatlak Ev

Evimizin çatısı akardı, mutfağı rutubet kokardı
Çatlak duvarlarından mutluluk sızardı yazları
Sonbaharda yağmura, kışın tipiye tutulurdu.
Rüzgâr ıslık çalardı duvarların çatlaklarından.

IV. BÖLÜM – Evimiz

Bahçemiz incir ve narenciye kokardı.
Babam, evimize "Anadolu" derdi.

Oyunlar oynardık,
Ben nar, kardeşim incir, öteki portakal olurdu.
Bahçemiz Akdeniz'e dönerdi.
O vakitler her anneyi Anadolu sanırdım.

V. BÖLÜM – Gökyüzünün Koynunda Evimiz

Uçsuz bucaksız bir gökyüzü dururdu evimizin üstünde.
Uzak dağların ardından başlar
güneşin doğduğu yerde açılır, battığı yerde kaybolurdu.
Evimiz gökyüzünde uçan bir serçeydi.
Yazın ağaçların gölgesinde,
Kışın karın ve tipinin içinde.
Ama hep aynı yerde dururdu,

-gökyüzünün koynunda küçük bir serçe.-

VI. BÖLÜM – Babamın Korkuları

Bazen gökyüzünü kara bulutlar kaplardı
Ardından bir fırtına kopardı.
Babam tarlasına bakardı
Başakların yere yatmasından korkardı.

Sevdiği kadının ölümünü izlerdi o vakit
“Anneniz öldü” derdi çocuklarım.
Kırılan her başak için.

VII. BÖLÜM – Babam

Sesi dağdan ovaya yayılırdı.
Anneme şarkı söyler gibi içten...
Yakasındaki kirden,
alnındaki terden utanmazdı.

Çatlak ellerini saklamazdı
Topraklar kadar sert bakardı
esmer ve çatallanmış gözleri.
Dudakları yıllardır öpülmemiş gibiydi.

Olduğu gibiydi babam,
Tek derdi yaz günlerinin kısalığı,
Tek korkusu annemden önce ölmekti.

VIII. BÖLÜM – Babamın Mutluluğu

"Herkes kendi dünyasının bilgesi,
Başkasının dünyasının cahilidir.
Kimse bilmez başkasının sancısını
Acıyı en iyi onu yaşayan bilir."

Önündeki çaydan yudumlarken.
Bunları söylerdi.

Sonra tarlasına bakardı, bir de bana.
Başını bir taşa bırakır,
Öğle güneşinde yatardı.

Dünya o vakit tarlamızdan ibaretti.
Babam insanların en güçlüsüydü.
Saye en güzeliydi kadınların.

IX. BÖLÜM – Ek olmak

Yürürken ceylan gibi sekerdi Saye.
Peşinden bakışlar düşerdi.
Olmadık düşünceler dolardı aklıma.
uykularım kaçardı.
Sözcüğün sonundaki ek gibiydi,
ne vakit adı anılsa anlamım değişirdi.
O günler büyümeyi istediğim zamanlardı.

X. BÖLÜM – Sayeli Kuş Olunca

Sayeli düşler kurardım
Babam şarkılar söylerdi.
Sesi gökyüzüne çarpar
Dünyanın en güzel nağmesi olurdu.
Babamın tarlasında çalışırken
Öğle güneşinin altında...
Saye’nin kuş olduğu yıllardı.

XI. BÖLÜM – Zamanın Durduğu Zamanlar

Çok eskidendi.
Zaman henüz bölünmemişti aylara,
mevsimlere.
Parmak hesabı, gölge hesabıydı her şey.
Yönler yıldızlarla bulunur
Güneş döner, dünya dururdu.

Alfabe dört harften ibaretti:
(S - A - Y - E.)

XII. BÖLÜM – Aşkın Görkemi

"Annen güzel kadındı" derdi babam.
Bir gelinciği anlatır gibi anlatırdı.
Aklımın kuytusundan Saye geçerdi.
O zamanlar hiçbir şey sıradan değildi
Sevmek, görkemli bir başkaldırıydı.

XIII. BÖLÜM – Babamın Beklentileri

İnsan doğduğu yere benzerdi
Babam da öyleydi.
Ellerinde toprak,
Bakışlarında güneş vardı.
Sabahın serinliğiyle uyanır
Yeniden rüyaya dalardı.

"Bu gün de biterse, geriye ne kalır ki " derdi.

Günleri sayardı
Giderken, severken, beklerken...
Bir gün kaç hasret ederdi
En iyi babam bilirdi.
Gözleri yol tutar, beklerdi.

XIV. BÖLÜM – Saye Üzerime Yağsa

Bulutlara takılırdı aklım
Saye bir bulut olsa
Gelip babamın tarlasına yağsa...
Ya da ben bulut olsam
rüzgâra kapılsam
Ardından sürüklensem,
yağsam,
yere düşsem, dağılsam.

XV. BÖLÜM – Babamın Tarlası

Babam erkenden uyanırdı,
Güzel bir kadına gider gibi hazırlanırdı.
Sabah güneşi alnında
Yüzü yanardı.
Kokusunu rüzgâr taşırdı.
Bir de tarlası vardı, evden uzak.

Yazın başaklar olgunlaşırken
Kuşlar sürüyle gelirdi.
Tellerde dizilirlerdi,
Tesbih taneleri gibi.
Babam, çocuğu gibi severdi
Biri kuş ölünce “Çocuğum öldü” derdi.

O vakitler dünya pembeydi
Gökyüzü mavi
Tarlalar sarı,
Babam umutluydu.

XVI. BÖLÜM – Sarı Saçlı Kadınlar

Babam tarlanın ortasında bağırdı
Sever gibi, çağırır gibi...
Ay inerdi koynuna
Çıplak, gümüş tenli
Sarı saçlı bir kadın olurdu.
Severdi yaşamak gibi
Karanlıkta yanında olan
Korktuğunda sarılan...

Her şey vakti gelince giderdi.
Bu da tanrının yazgısıydı.
Sonra düşler kurardı,
Ambarda buğday çuvalları,
Başını koyduğu bir yastık olurdu.
Uyurdu,
Yaşananlar
Hiç yaşanmazdı aslında

XVII. BÖLÜM – Babamın Düşleri

Gece merhametliydi.
Babam koynunda uyurdu.
İnce bir sızı gibi yayılırdı karanlık
Bir melodiydi başakların arasında.
Uğuldar dururdu gecede
Çekirgeler eşlik ederdi.

Ah babam,
Erken yaşta ölecek ne vardı.
Tarlasına doymadan
Pembe düşler bitmeden
Yıldızlara sarılmadan...

XVIII. BÖLÜM – Babamın Kadınları

Başaklar babamın sarı saçlı kadınlarıydı.
Ay ışığında ışıldayan
Her biri dans eden bir kadın.
Gece boyunca uzanan
Toprağa yaslanan
Ovada sapsarı.
Tüm insanlığı doyuran.

XIX. BÖLÜM – Kuşların Özgürlüğü

Babamın tarlasında kuşlar vardı.
Gecenin gölgesi kadar karanlık
Göğüsleri alaca, sarı
Sanki Saye'nin gözleri.
Ay ışığında konuşur gibiydiler.

Yavruları yuvada bekleyen
Binlercesi tarlaya inlerdi.
Uzanıp sırtüstü,
Heybesinden beslenirlerdi dünyanın.

Babam nöbetini tutardı
Düşlerine sarılıp uyumadan
Gökyüzü sonsuzdu
Bulutlar, kuşların yurduydu.
Uçaklar uçmazdı,
Duman olmazdı o vakit.
Yağmur yağardı
Babamın tarlası başak verir, hür olurdu.
Kuşların ölmediği zamanlardı.

XX. BÖLÜM – Devrimci Gelincikler

Tarlada gelincikler olurdu,
Saye gibi...
Al al dururlardı başaklar arasında
Sıcacık, taze, dirençli.
Başaklar kadar hür ve coşkulu
Boyun eğmemiş kadınlar kadar duygulu
Bir anne kadar sevgi dolu.
Babamın tarlasında bekliyorlardı
Bir devrime hazırlık yapar gibi.

XXI. BÖLÜM – Babamın Ağrıları

Bir tek taş atmadan, kuşları kovmadan
“Burası onların vatanı.” derdi.
Gece başaklara sarılır,
Rüzgarla konuşurdu.
Sevişirlerdi gece boyu
Herkes mutluydu o vakit.
Babam, başaklar, kuşlar...

Sonra yavaşça çekildi hayattan,
Kesildi yemeden içmeden
Bilinmedik ağrılar sardı bedenini.
Bir sabah uyandı,
Giyindi
Saçlarını taradı.

"Bugün öleceğim.” dedi.

Kimse inanmadı
Kuşlar bile.
Akşam olmadan babam öldü.

XXII. BÖLÜM – Annemin Sevdası

Annem, babamın ilk sevdası.
Ağlayıp sızladı
Dokunurken çatlak ellerine babamın
“Pamuk gibi.” derdi.

Ah annem,
Ne çok sevdin sen.
Ne çok korkardın
“Babanız erken ölecek.” diye.

Başına geldi korktuğun.
İşte öldü
Ve gömüldü.

XXIII. BÖLÜM – Sonsuz ve Sıradan Acılar

İşte öldü babam.
Tüm gücümü aldığım adam
Basit ve sıradan
Her şeye gücü yeter sandığım.
O değil mi bana bu sonsuz acıyı yaşatan.

XXIV. BÖLÜM - Saye Yağmur Olsa

Bir bulut geçti tarlanın üzerinden,
Yağmadı.
Rüzgâr esti hafiften,
Kimse konuşmadı.

Anladım
Bazı şeyler hiç gelmez,
Bazı insanlar hiç gitmez.

Babam toprağa karıştı,
Saye yağmur olup yağdı.
Babamın tarlasında sarı kadınları vardı.

Hasan Edemen
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 09:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!