Ben en çok Yağmur yağmaya başladığında Yüzüme düşen Damlaların serinliğinde Hüzünlenirim Seni özlediğimde Sebepsiz gözyaşlarım Gelir aklıma, Bir de Akşam karanlığı Çökmeye başladığında Hüzünlenirim Yanık bir türkü gibi Yokluğun düşer dilime İçime çöker yalnızlığım Sol yanım sızlar sensizlikten Bir de Yanık keman sesinde Hüzünlenirim Sesin düşer kulaklarıma Yanık, yanık tüter tenimde Seni seviyorum deyişin..........................................
O uzak... O eski... O giden yüzyılların... Birinde kaldı ruhum. Bundandır... Edep, zerafet ve masumiyet dışındaki... Her şeye uyumsuzluğum........................................
Kuyudayım.. Karanlık bir kuyuda.. Ben düştükçe derinleşen.. Dipsiz bir kuyuda.. Çarpa çarpa duvarlarına.. Düşüyorum durmadan.. Düşüyorum.. Duyulmuyor çığlığım..
Seni görüyorum.. Gülüyorsun gözyaşlarıma.. Ellerimi uzatıyorum..
Ağla! Ben de ağlarım Gözyaşlarım özlemine az kalır. buralarda nem var. Nem varsa sende kalır Ben büyürüm, içimdeki haylaz çocuk uslanır Ve günler geçer, Herkes gider, Pistler boşalır. Sahnede bir ben , bir kurtlar, bir de klasik dans kalır...............................
Ağzımın tadı yoksa, Hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, Buluttan nem kapıyorsam, İnan hep güzel gözlerinin hasretindendir.................................
Yine döndüm gecenin kalbinden kalbimde kör kuşlar şehre bakan pencereyim ben hayatın dışına düşüyor gölgem. Gölgem ki hem ben hem başka biri, ama kim, Gölgem ki aslında gövdem. Ey! Saklı sözlerin büyüsüyle büyüttüğüm suret, Durgun ve duru bir gölge görsen de ruhumu, Tesellisiz bir kederdim bir vakit bir vakit humma ve muamma sessizlik bir vakit Yine döndüm gecenin kalbinden kalbimde kör kuşlar -bazen bir çocuk ağlar ya içimde sabaha kadar- başını dayamış gecenin dizlerine odam şehre bakan pencereyim ben hayatın dışına düşüyor gölgem. –Sahi anne! Sen hiç cocuk olmuş muydun eskiden?
şakanın zamanı değil ey gönül
kırgınım kendi içime
başka 'bir nisan'a kalsın delilik
şimdi yolum,
yalnızlık göçüme........................
Ben en çok
Yağmur yağmaya başladığında
Yüzüme düşen
Damlaların serinliğinde
Hüzünlenirim
Seni özlediğimde
Sebepsiz gözyaşlarım
Gelir aklıma,
Bir de
Akşam karanlığı
Çökmeye başladığında
Hüzünlenirim
Yanık bir türkü gibi
Yokluğun düşer dilime
İçime çöker yalnızlığım
Sol yanım sızlar sensizlikten
Bir de
Yanık keman sesinde
Hüzünlenirim
Sesin düşer kulaklarıma
Yanık, yanık tüter tenimde
Seni seviyorum deyişin..........................................
O uzak...
O eski...
O giden yüzyılların...
Birinde kaldı ruhum.
Bundandır...
Edep, zerafet ve masumiyet dışındaki...
Her şeye uyumsuzluğum........................................
Kuyudayım..
Karanlık bir kuyuda..
Ben düştükçe derinleşen..
Dipsiz bir kuyuda..
Çarpa çarpa duvarlarına..
Düşüyorum durmadan..
Düşüyorum..
Duyulmuyor çığlığım..
Seni görüyorum..
Gülüyorsun gözyaşlarıma..
Ellerimi uzatıyorum..
Kayboluyorsun...............................................
Bir melodinin notaları arasında sıkışmış gibi ruhum,
sen görmüyorsun,
can çekişiyorum.....................................................
Ağla!
Ben de ağlarım
Gözyaşlarım özlemine az kalır.
buralarda nem var.
Nem varsa sende kalır
Ben büyürüm, içimdeki haylaz çocuk uslanır
Ve günler geçer,
Herkes gider,
Pistler boşalır.
Sahnede bir ben
, bir kurtlar,
bir de klasik dans kalır...............................
Ağzımın tadı yoksa,
Hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokmalar,
Buluttan nem kapıyorsam,
İnan hep güzel gözlerinin hasretindendir.................................
Bu gece ellerim bile dilsiz
Konuştukça zehir yeşili,
Sustukça zifirden karanlık..........................
Yine döndüm gecenin kalbinden kalbimde kör kuşlar
şehre bakan pencereyim ben
hayatın dışına düşüyor gölgem.
Gölgem ki hem ben hem başka biri, ama kim,
Gölgem ki aslında gövdem.
Ey! Saklı sözlerin büyüsüyle büyüttüğüm suret,
Durgun ve duru bir gölge görsen de ruhumu,
Tesellisiz bir kederdim bir vakit
bir vakit humma ve muamma
sessizlik bir vakit
Yine döndüm gecenin kalbinden kalbimde kör kuşlar
-bazen bir çocuk ağlar ya içimde sabaha kadar-
başını dayamış gecenin dizlerine odam
şehre bakan pencereyim ben
hayatın dışına düşüyor gölgem.
–Sahi anne! Sen hiç cocuk olmuş muydun eskiden?
Boş konuşanlara karşı susup,
kuşları dinlemeyi tercih ettim.
Biri lâfügüzaftı.
Diğeri huzur...................................