birşey var bu havalarda beni sarhoş eden kırların yeşilinde denizin mavisinde hep sen martının kulak tırmalayan çığlığında ağdaki balığın çaresiz çırpınışında sen................................................
ve ben sensizliğin hain törpüsünde o martı ve balıktan farksızım...............................................
Dünya gördü... Bizi boğazladılar... Tutma göz yaşlarını. Onur da ağlar, birak yıkansın gök yüzü, işte şafaktayız yine, çırılçıplak ve mavi............................................
Her şeyi öylesine yapabilirsin bazen. Ama bir kalbe, Ve bir hayata öylesine dokunamazsın. Vebali ağır olur...................................................
Ben kimsesizliği seni tanıyınca anladım, Badem gözlerin toprağım oldu, Sevginle filizlendim, Dikkat et Sözlerin kürek kürek, Mezarımı kazmasın..................................
Kırkından sonra aşk; Ömrü yollarda geçen iki insanın bir yere yerleşme arzusudur... Artık pembe panjurlu ev değil, Iki mavinin arasında, yeşil küçük bir bahçe hayalidir... Bir fincan kahve ve kitap kokusudur... Yatakta değil, ruhunda sevişme zamanıdır... Sevgili olduğunuz için değil, Yanındayım demek için elele tutuşma güdüsüdür... Kırkından sonra aşk; Yorgunluğunu örtecek birinin şefkatli elleridir... Şişeyi kafaya dikmek değil, Şarabı kadehten yudumlamanın keyfidir... Gençlikten kısa, Boşa geçen zamanlardan uzundur....................................................
Ağlamak.....
ruhun kanama şeklidir
sargısı yok
çaresi yok
sebebi var sadece................................
birşey var bu havalarda
beni sarhoş eden
kırların yeşilinde
denizin mavisinde hep sen
martının kulak tırmalayan çığlığında
ağdaki balığın çaresiz çırpınışında
sen................................................
ve ben
sensizliğin hain törpüsünde
o martı ve balıktan farksızım...............................................
bereket versin,ki
gökyüzünün tapusu yok,
herkes bakabilir.
Bulutlara kimse el koyamaz,
hayal kurma hürriyeti var.........................
Ölünce zaten unutulacaktık,
İnsanlar acele etti.............................................
Dünya gördü...
Bizi boğazladılar...
Tutma göz yaşlarını.
Onur da ağlar, birak yıkansın gök yüzü,
işte şafaktayız yine,
çırılçıplak ve mavi............................................
Her şeyi öylesine yapabilirsin bazen.
Ama bir kalbe,
Ve bir hayata öylesine dokunamazsın.
Vebali ağır olur...................................................
Ben kimsesizliği seni tanıyınca anladım,
Badem gözlerin toprağım oldu,
Sevginle filizlendim,
Dikkat et
Sözlerin kürek kürek,
Mezarımı kazmasın..................................
Kırkından sonra aşk;
Ömrü yollarda geçen iki insanın bir yere yerleşme arzusudur...
Artık pembe panjurlu ev değil,
Iki mavinin arasında, yeşil küçük bir bahçe hayalidir...
Bir fincan kahve ve kitap kokusudur...
Yatakta değil, ruhunda sevişme zamanıdır...
Sevgili olduğunuz için değil,
Yanındayım demek için elele tutuşma güdüsüdür...
Kırkından sonra aşk;
Yorgunluğunu örtecek birinin şefkatli elleridir...
Şişeyi kafaya dikmek değil,
Şarabı kadehten yudumlamanın keyfidir...
Gençlikten kısa,
Boşa geçen zamanlardan uzundur....................................................
İçim tıka basa sessizlik dolu,
Sanki herkesin yalnızlığını yemiş gibiyim......................................
oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim.
dağınık,
hesapsız,
yaralı...
çok yaralı..............................