Gregor’un eski işlevselliğini yitirmesi onun ailesinin gözünde büyük bir yük haline gelmesine neden olur. Babası ise en başından beri Gregor’a karşı sert ve mesafeli bir tutum sergiler. Gregor artık çalışmadığı için ona karşı öfke beslemeye başlar. Gregor'un dönüşümü sadece fiziksel değildir. Ailesinin ona karşı sevgisinin koşullu olduğunu gösteren bir metafordur. O artık eve para getirmediği için ailesince göz ardı edilmeye başlanır. Burada, yani dönüşüm adlı eserde Kafka’nın vermek istediği mesaj şudur: Aile içindeki bağlar bile bireyin işlevselliğine bağlıdır. Birey kendisini yarayışlı yapan yetileri yitirdiğinde çevresince değersiz bir varlık olarak görülür.
Bir toplumsal hadisenin belirleyici nedeni onu önceleyen olaylar içerisinde aranmalıdır. Bireysel bilinç durumlarında değil! Tarihsel gelişim süreçleri hesaba katılmalıdır. (Emile Durkheim)
Bu yıl beş kazananın seneye altıyı, daha sonraki sene için ise yediyi hedeflemesi ego için fırsat, benlik için tuzaktır. Neden olmasın deyip zenginlik hayalleri kuran şahıs, huzursuzluğun bedenine sinsice girdiğini fark edemez. İnsanın en büyük zaafıdır paranın yörüngesine kolayca girmek.
Evet pek aziz dostum. Dünya ölümden geçilmiyor. Kol geziyor her tarafta. Rastladığım her çitin üzerinde oturuyor ölüm. Her ağacın ardında dikilip duruyor. Duvarlarla çevirmişsiniz etrafınızı. Yatakhaneler, şapeller, kiliseler inşa etmişsiniz kaç para! Melek her pencereden izleyip gülüyor oysa! Tek tek her birinizi öyle yakından tanıyor ki! Gece yarısı pencere önlerinde onun kahkahasını işitiyor, isimlerinizi zikrettiğini duyuyorsunuz. Mezmurlarınızı söyleyin istediğiniz kadar. Mihrapta o canım mumlarınızı yakın. Akşam dualarınızı, sabah dualarınızı yapın. Şifalı otları toplayıp laboratuvarınızda biriktirin. Rafları kitaplarla tıka basa doldurun. Perhiz yapıyor musun dostum? Uykularını haram ediyor musun? Merak etme! Yuvanı yapacak ölüm meleği! Kemiklerine varıncaya dek soyup soğana çevirecek seni! Yine de koş sevgili dostum. O dağılıp gidecek kemiklerini bir arada tutmaya bak yine de! Ah o kemikler, o mide, o beyin. Hepsi de bırakıp gitmek istiyor bizi. Şeytanın malı olmak istiyorlar. (Hermann Hesse- Narziss ve Goldmund)
Özgür bir toplumda farklı fikirler, farklı inançlar, farklı ideolojileri savunmak, benimsemek suç değildir. Farklılığın olduğu yerde renklilik, ahenk vardır. Herkes aynı düşüncelere sahipse, herkes aynı inanca sahipse, herkes aynı bakış açısıyla yaklaşıyor ise olaylara, o toplulukta birey bulunmamaktadır. O bölgede bireyler değil, sadece itaat eden kuru kalabalıklar var demektir. İnsan denen varlığı belli kalıpların içine hapsetmek, x düşüncenin değişmez olduğunu savunmak ve herkesi de aynı yolda yürümeye mecbur etmek en büyük hatadır, insanlara vurulan en büyük darbedir. Medeniyet, farklı olanların farklılıklara rağmen iç içe yaşayabilmesidir. Hiçbir dinin, hiçbir düşüncenin tekelinde olmamaktır medeniyet. Parmak izlerinin farklı olması gibidir düşüncelerin, inançların farklı olması! Eğer kişi, farklılığını gizleme zorunluluğu hissediyorsa, omzunda baskı hissediyorsa orada özgürlük değil, bir tür kölelik hakim demektir.
Eskiden internet günlük hayattan bir tür kaçıştı. Şimdi ise artık günlük hayatın ta kendisi!
Gregor’un eski işlevselliğini yitirmesi onun ailesinin gözünde büyük bir yük haline gelmesine neden olur. Babası ise en başından beri Gregor’a karşı sert ve mesafeli bir tutum sergiler. Gregor artık çalışmadığı için ona karşı öfke beslemeye başlar. Gregor'un dönüşümü sadece fiziksel değildir. Ailesinin ona karşı sevgisinin koşullu olduğunu gösteren bir metafordur. O artık eve para getirmediği için ailesince göz ardı edilmeye başlanır. Burada, yani dönüşüm adlı eserde Kafka’nın vermek istediği mesaj şudur: Aile içindeki bağlar bile bireyin işlevselliğine bağlıdır. Birey kendisini yarayışlı yapan yetileri yitirdiğinde çevresince değersiz bir varlık olarak görülür.
Uçması için ona kanatlar verin. Dönmesi için nedenler vermiş olursunuz. (Ursula Le Guin- Mülksüzler)
En dolu yaşamlar, gidilmemiş yollardan gidenlerin veya kendi yolunu bizzat açanların yaşamıdır.
Toplu olarak inanmanızı salık veren her söylem bir icattır. (Guy Debord)
Bir toplumsal hadisenin belirleyici nedeni onu önceleyen olaylar içerisinde aranmalıdır. Bireysel bilinç durumlarında değil! Tarihsel gelişim süreçleri hesaba katılmalıdır. (Emile Durkheim)
Bu yıl beş kazananın seneye altıyı, daha sonraki sene için ise yediyi hedeflemesi ego için fırsat, benlik için tuzaktır. Neden olmasın deyip zenginlik hayalleri kuran şahıs, huzursuzluğun bedenine sinsice girdiğini fark edemez. İnsanın en büyük zaafıdır paranın yörüngesine kolayca girmek.
Eleştirel düşünme, kişinin kendi önyargılarının köküne kuşku tohumu ekmesini sağlar.
Evet pek aziz dostum. Dünya ölümden geçilmiyor. Kol geziyor her tarafta. Rastladığım her çitin üzerinde oturuyor ölüm. Her ağacın ardında dikilip duruyor. Duvarlarla çevirmişsiniz etrafınızı. Yatakhaneler, şapeller, kiliseler inşa etmişsiniz kaç para! Melek her pencereden izleyip gülüyor oysa! Tek tek her birinizi öyle yakından tanıyor ki! Gece yarısı pencere önlerinde onun kahkahasını işitiyor, isimlerinizi zikrettiğini duyuyorsunuz. Mezmurlarınızı söyleyin istediğiniz kadar. Mihrapta o canım mumlarınızı yakın. Akşam dualarınızı, sabah dualarınızı yapın. Şifalı otları toplayıp laboratuvarınızda biriktirin. Rafları kitaplarla tıka basa doldurun. Perhiz yapıyor musun dostum? Uykularını haram ediyor musun? Merak etme! Yuvanı yapacak ölüm meleği! Kemiklerine varıncaya dek soyup soğana çevirecek seni! Yine de koş sevgili dostum. O dağılıp gidecek kemiklerini bir arada tutmaya bak yine de! Ah o kemikler, o mide, o beyin. Hepsi de bırakıp gitmek istiyor bizi. Şeytanın malı olmak istiyorlar. (Hermann Hesse- Narziss ve Goldmund)
Özgür bir toplumda farklı fikirler, farklı inançlar, farklı ideolojileri savunmak, benimsemek suç değildir. Farklılığın olduğu yerde renklilik, ahenk vardır. Herkes aynı düşüncelere sahipse, herkes aynı inanca sahipse, herkes aynı bakış açısıyla yaklaşıyor ise olaylara, o toplulukta birey bulunmamaktadır. O bölgede bireyler değil, sadece itaat eden kuru kalabalıklar var demektir. İnsan denen varlığı belli kalıpların içine hapsetmek, x düşüncenin değişmez olduğunu savunmak ve herkesi de aynı yolda yürümeye mecbur etmek en büyük hatadır, insanlara vurulan en büyük darbedir. Medeniyet, farklı olanların farklılıklara rağmen iç içe yaşayabilmesidir. Hiçbir dinin, hiçbir düşüncenin tekelinde olmamaktır medeniyet. Parmak izlerinin farklı olması gibidir düşüncelerin, inançların farklı olması! Eğer kişi, farklılığını gizleme zorunluluğu hissediyorsa, omzunda baskı hissediyorsa orada özgürlük değil, bir tür kölelik hakim demektir.