*****ESSELAMÜN ALEYKÜM VATAN SEVERLER***** ---18--Mart Çanakkale Zaferinin 109. yılın da Vatan için canlarını feda eden Aziz şehitlerimizi Rahmet ve minnetle anıyoruz. ---Zaferin anlamı, Yüce Milletimizin birlik ve beraberlik içinde neler başara- bileceğinin bir göstergesidir. Zaferimiz Türk Ulusal Devletimize kutlu olsun... . Düşman Kuvvetleri, Ülke sathında Hemi de Hünkârın, Saray Tahtında Jurnalci-Gambazı, Saray katında Vatan Ahvalini, gördü Ordumuz. . Düşman Gemileri, geldi dayandı Çanakkale kükredi, kana boyandı Şehitlerin her biri, Yiğit-civandı Düşmanı Denize, sürdü Ordumuz. . Nice insanlar süngüye takıldı Köylerimiz yağma oldu yakıldı Binlerce yiğidin, kanı döküldü Bağrını kefenle, sardı Ordumuz. . Türkü-Lazı-Kürdü, omuz-omuza Düşmanı döktüler, mavi Denize Hürriyet dönüştü, Aya-Yıldıza Küffara dersini, verdi Ordumuz. . Çakıroğlu Yazdı, Getirdi Dile Göz yaşı çağladı, dönüştü sele Vatanım namustur, verilmez ele Ulusal birliği, kurdu Ordumuz... ----OZAN ÇAKIROĞLU-----
Muhterem, kimin haddine diyorsunuz ya, daha az önce izledim İzmit'te Zalimin biri, bir kadının suratını parçalanmış. Zat-i aliniz nerde yaşıyorsunuz bilemem, Bildiğim bir şey var, bu kadar Hilafet çığırtkanlığı yapılan bir ülkede Kadın hak- larından, kadın özgürlüğünden bahsedilemez. Dört kuma almak moda, Sübyanla evlenmek marifet, Berdelin ödül sayıldığı bir Memlekette yaşıyoruz. Muhterem sizin tespitiniz sosyal realistliktir, buna bir şey dediğimiz yok, ancak bir mavi hayalden ibaret....VESSELAM.
Türküler Değişti, Kalmadı Nota Uyaksız Kafiye, Redifsiz Kıta Beyan da bulundum, dediler hata Popcusu-rapcısı, dört nal gidiyor... ----OZAN ÇAKIROĞLU----
---Muhterem, Az gelişmiş toplumlar da, Kadın kendini bilemez. Çünkü her zaman olduğu gibi Erkek hegemonyası buna fırsat vermez. Ayrıca kominal toplum gelene- ğinden geldiğimiz için, öncelikle Kadın-kadına ket vurur. ---Yine bu sayfada bir kaç gün önce, Filiz hanım kardeşimiz şöyle demişti. **KADININ EN GÜZEL AKSESUARI ÇOCUKTUR** Eğer ki bu çağda bir Kadın alenen bunu savu- nuyorsa mensubu olduğu toplumun ne düzeyde gelişmişliğini gösterir. ---Bir hafta önce bir Erkek tarafından Kadınları oldukça küçük düşüren ve Atatatürk'ün Türk medeni kanununu hiçe sayan, Anadolu örfü kültürünü yerle bir eden bir isimle (( Burada adını zikretmekten hicap duyarım)) Site açıyor. Tepki gösteren Kadın sayısı ne yazık ki bir kişiden ibaret. gülermisin-ağlarmısın??? ---Daha düne kadar Feodal zihniyetler şöyle derlerdi. Kadının sırtından sopayı, Karnından sıpayı eksik etmeyeceksin. Biz böyle gelenekten geliyoruz. Bundan yüz yıl önce bütün insanlar Payı-tahtın kulları olduklarını biliyor ve inanıyorlardı. Yüce Mustafa Kemal Atatürk Misak-ı Milli sınırları içerisinde yaşayan bütün insanları Kula-kulluktan aldı, her birini saygın bir vatandaş yaptı. İşte buradan yürüyebiliyormuyuz??? Bütün mesele budur... ------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Tilki gibi kurnaz, olmamak lazım Kin-kibir-nefretle, dolmamak lazım Kimsenin Ahını, almamak lazım Vebal Kazanın da, pişer gidersin... ----OZAN ÇAKIROĞLU----
****CAMBAZ TİLKİ**** Kuyruğu Uzun, Marifeti Çoktur Kulaklar Tetikte, Bakışı Faktır Tavuk, Ördek Hindi ayrımı yoktur Kümesten-kümese koşar da gider. . Hep Geceden Yapar, Vurgun işini Horoz sesi duyunca, biler dişini Beleşe Getirir, Ekmek-Aşını Bey-Paşalar gibi, yaşar da gider. . Beğenmez zayıfı, sevmez topalı Dolaşır Her Yanı, Gözü Kapalı Dişisi Dominanttır, Eli Maşalı Gönülden gönüle. coşar da gider. . Nerde bir çiftlik varsa, orya kurulur Gözü hiç doymaz, her pilice vurulur Tazı-köpekten korkar, kaçar yorulur Kuyruğu Kamçılar, Uçar da Gider... -----OZAN ÇAKIROĞLU-----
******GÜNÜN EN ÖNEMLİ AKTÜEL HABERİ***** Sayın Şeyhülislam'ın Kızı Feyza ERBAŞ son model arabasının anahtarına ŞİİR yazmış. Amma ve lakin kuralsız, uyaksız ve redifsiz olmuş.... Yoksulu-öksüzü, Emeklisi, Garip-gurebası Oruçlarını kuru ekmek, pırasa soğanla tutuyorlar????? Gerisini yazmıyorum, çünkü siliyorlar....
******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ****** Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi yenisi olur mu??? Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de sohbet-muhabbet kalmış... Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü- yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK..... Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi, Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir..... Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda- sından geliyorum.....VESSELAM ----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----
*****ESSELAMÜN ALEYKÜM VATAN SEVERLER*****
---18--Mart Çanakkale Zaferinin 109. yılın da Vatan için canlarını feda eden
Aziz şehitlerimizi Rahmet ve minnetle anıyoruz.
---Zaferin anlamı, Yüce Milletimizin birlik ve beraberlik içinde neler başara-
bileceğinin bir göstergesidir. Zaferimiz Türk Ulusal Devletimize kutlu olsun...
.
Düşman Kuvvetleri, Ülke sathında
Hemi de Hünkârın, Saray Tahtında
Jurnalci-Gambazı, Saray katında
Vatan Ahvalini, gördü Ordumuz.
.
Düşman Gemileri, geldi dayandı
Çanakkale kükredi, kana boyandı
Şehitlerin her biri, Yiğit-civandı
Düşmanı Denize, sürdü Ordumuz.
.
Nice insanlar süngüye takıldı
Köylerimiz yağma oldu yakıldı
Binlerce yiğidin, kanı döküldü
Bağrını kefenle, sardı Ordumuz.
.
Türkü-Lazı-Kürdü, omuz-omuza
Düşmanı döktüler, mavi Denize
Hürriyet dönüştü, Aya-Yıldıza
Küffara dersini, verdi Ordumuz.
.
Çakıroğlu Yazdı, Getirdi Dile
Göz yaşı çağladı, dönüştü sele
Vatanım namustur, verilmez ele
Ulusal birliği, kurdu Ordumuz...
----OZAN ÇAKIROĞLU-----
Muhterem, kimin haddine diyorsunuz ya, daha az önce izledim İzmit'te Zalimin
biri, bir kadının suratını parçalanmış. Zat-i aliniz nerde yaşıyorsunuz bilemem,
Bildiğim bir şey var, bu kadar Hilafet çığırtkanlığı yapılan bir ülkede Kadın hak-
larından, kadın özgürlüğünden bahsedilemez.
Dört kuma almak moda, Sübyanla evlenmek marifet, Berdelin ödül sayıldığı bir
Memlekette yaşıyoruz.
Muhterem sizin tespitiniz sosyal realistliktir, buna bir şey dediğimiz yok, ancak
bir mavi hayalden ibaret....VESSELAM.
Türküler Değişti, Kalmadı Nota
Uyaksız Kafiye, Redifsiz Kıta
Beyan da bulundum, dediler hata
Popcusu-rapcısı, dört nal gidiyor...
----OZAN ÇAKIROĞLU----
Eski Ramazanın adı kalmamış
Sohbet-muhabbetin tadı kalmamış
Doğru fetva veren Kadı kalmamış
Takvalar yolundan şaşmış gidiyor...
----OZAN ÇAKIROĞLU----
Haşhaşi Papazı, Pazara çıktı
Dalkavuğun adı, yazara çıktı
Doğru sözün yolu, Mezara çıktı
Muhalif Arafta, Toz olur gider...
----OZAN ÇAKIROĞLU-----
---Muhterem, Az gelişmiş toplumlar da, Kadın kendini bilemez. Çünkü her zaman
olduğu gibi Erkek hegemonyası buna fırsat vermez. Ayrıca kominal toplum gelene-
ğinden geldiğimiz için, öncelikle Kadın-kadına ket vurur.
---Yine bu sayfada bir kaç gün önce, Filiz hanım kardeşimiz şöyle demişti. **KADININ
EN GÜZEL AKSESUARI ÇOCUKTUR** Eğer ki bu çağda bir Kadın alenen bunu savu-
nuyorsa mensubu olduğu toplumun ne düzeyde gelişmişliğini gösterir.
---Bir hafta önce bir Erkek tarafından Kadınları oldukça küçük düşüren ve Atatatürk'ün
Türk medeni kanununu hiçe sayan, Anadolu örfü kültürünü yerle bir eden bir isimle
(( Burada adını zikretmekten hicap duyarım)) Site açıyor. Tepki gösteren Kadın sayısı
ne yazık ki bir kişiden ibaret. gülermisin-ağlarmısın???
---Daha düne kadar Feodal zihniyetler şöyle derlerdi. Kadının sırtından sopayı, Karnından
sıpayı eksik etmeyeceksin. Biz böyle gelenekten geliyoruz. Bundan yüz yıl önce bütün
insanlar Payı-tahtın kulları olduklarını biliyor ve inanıyorlardı. Yüce Mustafa Kemal Atatürk
Misak-ı Milli sınırları içerisinde yaşayan bütün insanları Kula-kulluktan aldı, her birini saygın
bir vatandaş yaptı. İşte buradan yürüyebiliyormuyuz??? Bütün mesele budur...
------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Tilki gibi kurnaz, olmamak lazım
Kin-kibir-nefretle, dolmamak lazım
Kimsenin Ahını, almamak lazım
Vebal Kazanın da, pişer gidersin...
----OZAN ÇAKIROĞLU----
****CAMBAZ TİLKİ****
Kuyruğu Uzun, Marifeti Çoktur
Kulaklar Tetikte, Bakışı Faktır
Tavuk, Ördek Hindi ayrımı yoktur
Kümesten-kümese koşar da gider.
.
Hep Geceden Yapar, Vurgun işini
Horoz sesi duyunca, biler dişini
Beleşe Getirir, Ekmek-Aşını
Bey-Paşalar gibi, yaşar da gider.
.
Beğenmez zayıfı, sevmez topalı
Dolaşır Her Yanı, Gözü Kapalı
Dişisi Dominanttır, Eli Maşalı
Gönülden gönüle. coşar da gider.
.
Nerde bir çiftlik varsa, orya kurulur
Gözü hiç doymaz, her pilice vurulur
Tazı-köpekten korkar, kaçar yorulur
Kuyruğu Kamçılar, Uçar da Gider...
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
******GÜNÜN EN ÖNEMLİ AKTÜEL HABERİ*****
Sayın Şeyhülislam'ın Kızı Feyza ERBAŞ son model arabasının anahtarına
ŞİİR yazmış. Amma ve lakin kuralsız, uyaksız ve redifsiz olmuş....
Yoksulu-öksüzü, Emeklisi, Garip-gurebası Oruçlarını kuru ekmek, pırasa soğanla
tutuyorlar????? Gerisini yazmıyorum, çünkü siliyorlar....
******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ******
Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan
çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep
derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi
yenisi olur mu???
Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli
Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse
İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan
faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de
sohbet-muhabbet kalmış...
Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü-
yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler
oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda
değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu
dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK.....
Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi,
Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir.....
Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim
Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu
matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda-
sından geliyorum.....VESSELAM
----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----