Sıradanlıktan zafiyet geçiren aç kalmış duygu devinimlerine üst perdeden övgüler övgüler… içimde gezen hiçbir hücrede onlara yer bulamıyorum. O kadar da lavanta koltukları halde. Bu aymazlığı anlamak istemiyorum.
Çağlayıp coşmaktı yüreklice, ağlamak yerine uzanıp tutmaya bir gül için, eline diken battığında bile… yaşamak sorunsalını nefes nefese tırmanmak tepelere… ki, görebilmek kendinden büyük acıları. Aslı Birer
Kimmiş? kim değilmiş? Ölmüş zihinleri bir dolu yığın baştan aşağı, aşağıdan yukarı, hatta, sağdan sola, soldan sağa kara bir kaftan giyinmiş gibi gölgeleri yaprakların! Gölleri bulanmış çağlıyor şakır şakır hüzünlü bir buselik… Ne yana dönse çarpıyor eteklerine, yoksulluktan müptezel düşmüş, yitik çocuklar. Gülüşleri Ölü üstelik…
Hata insanlar içindi, o hatayı telafi etmek de yine insana aitti. Ayşe'nin babası da hatasını telafi etmeye çalışıyordu. Tabii karşı tarafın da affetmek ya da affetmemek gibi bir hakkı vardı... Birinci dereceden akrabalarınız da olsa kişilere yapılan her iyiliğin ve kötülüğün karşınızdakinde nasıl içselleştiğine siz karar veremezsiniz. Ayşe de kendisine ait olan bu hakkı kullanıyordu.
Köyünde babasının da yardımıyla inşa edilen okul neredeyse bitmek üzereydi. Ayşe geçirmiş olduğu bu kötü süreçte minik kedisi Mestan ona bu zorlu yolculuğunda yarenlik ediyordu. Artık okula başlamış hayata yeniden tutunmayı başarmıştı genç kız. Oldukça zorlu bir eğitim süreciydi, İlk yıllardaki almış olduğu teorik derslerde çok başarılı bir öğrenci olmayı da başarmıştı Ayşe... bu zorlu yolculuğu başarmış sayılırdı ve artık o intörn bir doktor olmuştu.
"Başarı gayrete tabiidir"
ve Ayşe hayallerinden asla vazgeçmedi onu istikrarlı oluşu ve hayata karşı dik duruşuyla kendinden başka kimseden beklentisiz olması başarıya uzanan yolculuğunda en büyük desteği olmuştu. Ama içinde bir yerlerde aşılması gereken hüzün duvarları olduğunu ve hayatı boyunca köklerine bir damla su bekleyen bir çocuk yaşayacaktı derinlerinde.
Özlem ve Hasret vardı baktığı yerlerde bir çocuğun büyürken tek ihtiyacı olan sevgiydi bulamadığı. Gözlerinden iki .inci tanesi düşüverdi avuçlarına o güzel gözlerini sildi ve...
"Beni bekleyen çok iş var" hadi kızım hadi aylaklığı bırak şimdi diyerek hayatını insanlara adadığı görevinin başına döndü.
Birgün gece nöbetinde köyü geldi aklına tüm cesaretini toplayıp...
"gideceğim! Bunu başaracağım gelip sizinle yüzleşeceğim! çocukluğumu sizden almak için geri geleceğim...
Siz hiç karşılık beklemeden bir şeyler yaparsınız ve hiçbir şey beklemeden çünkü o şeyi yapmak o insanın ihtiyacı olduğu için ve bunu gördüğünüz ve kayıtsız kalamadığınız içindir. Zaman geçer sizin yüreğinizle yaptığınız şeyi size metalaştırarak geri ödendiğini görüp üzülürsünüz. Aslında karşılığında yürekten bir gülümseme ya da küçücük düşünülmüş bir geri dönüştür sizin beklediğiniz karşılık. O an anlarsınız ki; yaptığınız kadar varsınız onların dünyalarında… Aslı Birer
Sıradanlıktan zafiyet geçiren aç kalmış duygu devinimlerine üst perdeden övgüler övgüler… içimde gezen hiçbir hücrede onlara yer bulamıyorum. O kadar da lavanta koltukları halde. Bu aymazlığı anlamak istemiyorum.
Ne yapmalı ki
papatyalar çiğnenmeden eriştirmeli bahara
Vaveylası göğü inletse soluk soluğa serçenin
Göğün kaşları çatılır mı?
görse ağlayan bebekleri
Yıkasa toprağı annelerin tuzlu yağmurları
Paklanır mı dersin bu yer bu dünyalar?
Aymaz başların kirli rüyalarında
"dystopia"
Çağlayıp coşmaktı yüreklice, ağlamak yerine uzanıp tutmaya bir gül için, eline diken battığında bile… yaşamak sorunsalını nefes nefese tırmanmak tepelere… ki, görebilmek kendinden büyük acıları.
Aslı Birer
?si=YjBZ5VzgLH024ZHc
Abdest tutar mı o acımasız yüzlerde
bir çocuk susuzluktan ölüyorsa
Kimin umrunda?
başın her gün bin defa secdeye varsa.
Aslı Birer
Kimmiş? kim değilmiş?
Ölmüş zihinleri bir dolu yığın
baştan aşağı, aşağıdan yukarı,
hatta,
sağdan sola, soldan sağa kara bir kaftan giyinmiş gibi gölgeleri yaprakların!
Gölleri bulanmış çağlıyor şakır şakır hüzünlü bir buselik…
Ne yana dönse çarpıyor eteklerine, yoksulluktan müptezel düşmüş,
yitik çocuklar.
Gülüşleri
Ölü üstelik…
Aslı Birer
?si=fAoyw5RQoK4e-p8-
Üstat demiş bir vakit…
Şimdi bir kıyı olsam Ege’de, yılların yorgunluğuna vursa serinliği, sonra silip süpürse deniz, ne var ne yoksa.
Aslı Birer
KARDELEN
Hata insanlar içindi, o hatayı telafi etmek de yine insana aitti.
Ayşe'nin babası da hatasını telafi etmeye çalışıyordu. Tabii karşı tarafın da affetmek ya da affetmemek gibi bir hakkı vardı...
Birinci dereceden akrabalarınız da olsa kişilere yapılan her iyiliğin ve kötülüğün karşınızdakinde nasıl içselleştiğine siz karar veremezsiniz.
Ayşe de kendisine ait olan bu hakkı kullanıyordu.
Köyünde babasının da yardımıyla inşa edilen okul neredeyse bitmek üzereydi. Ayşe geçirmiş olduğu bu kötü süreçte minik kedisi Mestan ona bu zorlu yolculuğunda yarenlik ediyordu.
Artık okula başlamış hayata yeniden tutunmayı başarmıştı genç kız. Oldukça zorlu bir eğitim süreciydi, İlk yıllardaki almış olduğu teorik derslerde çok başarılı bir öğrenci olmayı da başarmıştı Ayşe...
bu zorlu yolculuğu başarmış sayılırdı ve artık o intörn bir doktor olmuştu.
"Başarı gayrete tabiidir"
ve Ayşe hayallerinden asla vazgeçmedi onu istikrarlı oluşu ve hayata karşı dik duruşuyla kendinden başka kimseden beklentisiz olması başarıya uzanan yolculuğunda en büyük desteği olmuştu. Ama içinde bir yerlerde aşılması gereken hüzün duvarları olduğunu ve hayatı boyunca köklerine bir damla su bekleyen bir çocuk yaşayacaktı derinlerinde.
Özlem ve Hasret vardı baktığı yerlerde bir çocuğun büyürken tek ihtiyacı olan sevgiydi bulamadığı. Gözlerinden iki .inci tanesi düşüverdi avuçlarına o güzel gözlerini sildi ve...
"Beni bekleyen çok iş var" hadi kızım hadi aylaklığı bırak şimdi diyerek hayatını insanlara adadığı görevinin başına döndü.
Birgün gece nöbetinde köyü geldi aklına tüm cesaretini toplayıp...
"gideceğim! Bunu başaracağım gelip sizinle yüzleşeceğim!
çocukluğumu sizden almak için geri geleceğim...
15. Sayfa
Oysa sadece samimiyette gizliydi sadakat… aradığı papatyadaki fal değil, arıdaki saflığın güzelliğiydi, her göze nasip olmayan.
Aslı Birer
Ben yüreğimle, onlar gözleriyle dokundular…
Aslı Birer
Siz hiç karşılık beklemeden bir şeyler yaparsınız ve hiçbir şey beklemeden çünkü o şeyi yapmak o insanın ihtiyacı olduğu için ve bunu gördüğünüz ve kayıtsız kalamadığınız içindir. Zaman geçer sizin yüreğinizle yaptığınız şeyi size metalaştırarak geri ödendiğini görüp üzülürsünüz. Aslında karşılığında yürekten bir gülümseme ya da küçücük düşünülmüş bir geri dönüştür sizin beklediğiniz karşılık. O an anlarsınız ki; yaptığınız kadar varsınız onların dünyalarında…
Aslı Birer