Neyi ıslatacak bilmem bir masumun göz yaşı, kurumuş kalpleri mi? Ayıpsız Aşikare Yağmur misali Mesele ağlayabilmek mi korkmadan Yoksa tutabilmek mi sıcacık bir eli Gözü kapalı. Kuruyan topraklara; Ağlamalı o vakit hep birlikte avaz avaz ağlamalı, Ayıpsız Aşikare Yağmur misali
Bir yığın enkaz sanki yürekler Feryat figan bülbül! Çiğnenen bahçede gül Derbeder! Anne; yavrum, diye afet ile cenk eder Yavrusu ana diye ah, eder! Aslı Birer
İflah olmaz insan yanlarım ağrıyor, ağrıyor baktıkça. Baktıkça altı balçıktan döşeli gösterişli asfalt yollara. Etrafında, şuursuzca her yanı sarmış makicikler, “yangın yerinde” Aslı Birer
Sahte bakışlardan taşan karanlığı çok iyi bilirim ben. Bilirim saçlarından ördükleri demir parmaklıkları, sahte bakışlarını bilirim, dinlerim, duyarım ya sen, duyabilir misin sustuklarımdan? Gördüğüm melun yüzlerin karanlık tomurcuklarının gözümden nasıl düştüğünü? Aslı Birer
Olabilir siyasette böyle işler beyinli ya da beyinsiz faaliyetler ileriki zamanlarda göreceğiz hep birlikte salatayı kim karıştıracak. Masadan salatayı yemeden kalkıp sonra bir köşesinden dişlemek için oturmakta beynin işlevselliğini gösteriyordu sanırım(!) Beynin işlevselliğini göreceğiz MR çekildi sonuçları beklemek daha akıllıca afaki konuşmanın tedaviye faydası yok. İyimser düşünüyorum sadece. Zamanı gelince kendilerine sorarız nedenleri niçinleri.
O gün eve taziye için gelenlerin arasında ikiz kız kardeşler vardı, onları ilk defa görüyorduk aileden hiç kimse tanımıyordu onları. Önce kendilerini tanıttılar sonra Ömer ile birlikte hikayelerini anlatmaya başladılar, onlar anlattıkça içimde merhamet ağacının bütün dalları yeşermeye başlamıştı o hiç yaprak dökmeyecek her mevsim yeşil kalacak zeytin ağacı gibiydi. Bir gün bizim pehlivan ders esnasında öğrencisinin üzgün olduğunu fark eder: Söyle bakalım Ömer bey motivasyonunun düşmesine neden olan dert nedir? anlatırsan dinlerim. Der ve ensesine hafifçe dokunup kendisine doğru çeker. Ömer anlatmakta bir sakınca görmemiş olacak ki hocasına anlatır tüm yaşadıklarını. Amcam yıllar önce vefat etmişti on yıl kadar oldu. İki kızı vardı, eşi amcam öldükten sonra başka şehire gitti. Kızlardan birini bize bıraktı diğerini yanında götürdü. İlk yıllarda iletişimimiz devam etti birkaç defa da ziyaretlerine gittik. Daha sonra yengem evlendi babamı kaybettik o ara uzunca onlardan haber alamadık. Aradığımızda ise hiçbir yerde bulamadık sanki yer yarıldı içine girdiler bulamadık. Aylar sonra sabit telefonumuzu aradı yengem kızı yetimhaneye verdiğini söyledi ve bir daha haber alamadık ondan. Yanımızda kalan kardeşi Sibel çok üzülüyor her gün ağlıyor bulamıyoruz bu yüzden üzgünüm diyerek derdini anlatır. O günden sonra pehlivan aileyle diyaloğa girer bütün bilgileri toparlar tanıdığı hatrı sayılır herkesin yardımını ister neredeyse bir yıla yakın sürenin sonunda diğer kız kardeşi bulurlar. İki kız kardeşi kavuşturur pehlivan ve o gün iki kıza buluşma hediyesi birer çift küpe hediye eder. Öldüğünü duyduklarında Ömer’den kendilerini cenazesine getirmesini isterler. Hikayelerini anlatırken gözlerinden yüreğime taşan vefayı görmek tarifsiz bir duyguydu...
Yaşamak, anladım ki: Nazımın dediği gibi zeytin ağacı dikmekti hiç ölmeyecekmişsin gibi...
Neyi ıslatacak bilmem bir masumun göz yaşı, kurumuş kalpleri mi?
Ayıpsız
Aşikare
Yağmur misali
Mesele ağlayabilmek mi korkmadan
Yoksa tutabilmek mi sıcacık bir eli
Gözü kapalı.
Kuruyan topraklara;
Ağlamalı o vakit hep birlikte avaz avaz ağlamalı,
Ayıpsız
Aşikare
Yağmur misali
( insan topraksa hani)
“Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?”
Nazım Hikmet Ran
Bir yığın enkaz sanki yürekler
Feryat figan bülbül!
Çiğnenen bahçede gül
Derbeder!
Anne; yavrum, diye afet ile cenk eder
Yavrusu ana diye ah, eder!
Aslı Birer
İflah olmaz insan yanlarım ağrıyor, ağrıyor baktıkça.
Baktıkça altı balçıktan döşeli gösterişli asfalt yollara.
Etrafında, şuursuzca her yanı sarmış makicikler, “yangın yerinde”
Aslı Birer
Sahte bakışlardan taşan karanlığı çok iyi bilirim ben. Bilirim saçlarından ördükleri demir parmaklıkları, sahte bakışlarını bilirim, dinlerim, duyarım ya sen, duyabilir misin sustuklarımdan? Gördüğüm melun yüzlerin karanlık tomurcuklarının gözümden nasıl düştüğünü?
Aslı Birer
Olabilir siyasette böyle işler beyinli ya da beyinsiz faaliyetler ileriki zamanlarda göreceğiz hep birlikte salatayı kim karıştıracak. Masadan salatayı yemeden kalkıp sonra bir köşesinden dişlemek için oturmakta beynin işlevselliğini gösteriyordu sanırım(!)
Beynin işlevselliğini göreceğiz MR çekildi sonuçları beklemek daha akıllıca afaki konuşmanın tedaviye faydası yok.
İyimser düşünüyorum sadece. Zamanı gelince kendilerine sorarız nedenleri niçinleri.
Pehlivan 6
O gün eve taziye için gelenlerin arasında ikiz kız kardeşler vardı, onları ilk defa görüyorduk aileden hiç kimse tanımıyordu onları.
Önce kendilerini tanıttılar sonra Ömer ile birlikte hikayelerini anlatmaya başladılar, onlar anlattıkça içimde merhamet ağacının bütün dalları yeşermeye başlamıştı o hiç yaprak dökmeyecek her mevsim yeşil kalacak zeytin ağacı gibiydi.
Bir gün bizim pehlivan ders esnasında öğrencisinin üzgün olduğunu fark eder:
Söyle bakalım Ömer bey motivasyonunun düşmesine neden olan dert nedir? anlatırsan dinlerim. Der ve ensesine hafifçe dokunup kendisine doğru çeker.
Ömer anlatmakta bir sakınca görmemiş olacak ki hocasına anlatır tüm yaşadıklarını.
Amcam yıllar önce vefat etmişti on yıl kadar oldu. İki kızı vardı, eşi amcam öldükten sonra başka şehire gitti. Kızlardan birini bize bıraktı diğerini yanında götürdü. İlk yıllarda iletişimimiz devam etti birkaç defa da ziyaretlerine gittik. Daha sonra yengem evlendi babamı kaybettik o ara uzunca onlardan haber alamadık. Aradığımızda ise hiçbir yerde bulamadık sanki yer yarıldı içine girdiler bulamadık. Aylar sonra sabit telefonumuzu aradı yengem kızı yetimhaneye verdiğini söyledi ve bir daha haber alamadık ondan. Yanımızda kalan kardeşi Sibel çok üzülüyor her gün ağlıyor bulamıyoruz bu yüzden üzgünüm diyerek derdini anlatır.
O günden sonra pehlivan aileyle diyaloğa girer bütün bilgileri toparlar tanıdığı hatrı sayılır herkesin yardımını ister neredeyse bir yıla yakın sürenin sonunda diğer kız kardeşi bulurlar. İki kız kardeşi kavuşturur pehlivan ve o gün iki kıza buluşma hediyesi birer çift küpe hediye eder.
Öldüğünü duyduklarında Ömer’den kendilerini cenazesine getirmesini isterler. Hikayelerini anlatırken gözlerinden yüreğime taşan vefayı görmek tarifsiz bir duyguydu...
Yaşamak, anladım ki: Nazımın dediği gibi zeytin ağacı dikmekti hiç ölmeyecekmişsin gibi...
Aslı Birer