Hani erken inerdi karanlık, Hani yağmur yağardı inceden, Hani okuldan, işten dönerken, Işıklar yanardı evlerde, Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken, Mevsimler kimseyi dinlemezken... Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken, Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken, Hani oyunlar tükenmemişken, Henüz kimse bize ihanet etmemiş, Biz kimseyi aldatmamışken, Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken, Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden, Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti.
Son videoyu aç ve herbir yazılanı öyle oku. Kadını oku, çocuğu oku, atamı oku, gurbeti oku en çok. Ayın şavkına denizimdeki yakamozları nasıl astığımı oku. Güneşle birlikte susacağım merak etme, “ama oku” müziğimle birlikte oku...
Atamın çocukları , Başı örtük, başı açık atamın yadigarları saygıdeğer kadınları. İffeti aklında bilen, aklını iffet bilen! Atamın başı örtük, başı açık yadigarları saygıdeğer kadınları... Aslı Birer
Uyuduk da rüyamı görüyoruz Nasıl bir kıyım bu? Ruhlar kıyımı, insan kıyımı! Lanet bir dengesizlik sarmış her yanı Afrikalı çocuk açlıktan kemikleri sayılırken Avrupalı çocuk, “ obezite” den muzdarip Günü, ayı, yılı, yılları vurdum harmana Bir arpa boyu yol alamamışız. Ah, Mandela; “ ben özgürlük İçin çok yol yürüdüm, yüksek bir tepeye tırmandıktan sonra, fark ettim ki; daha tırmanacak çok tepe var”
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Murathan Mungan
Gecenin hüzünlü özleyişlerinden insin gündüzüne, gökyüzünü kaplayan “sitareler “
Müziğin ritmiyle. Viola sarsın gün ışığını, günün ritmine uyandır ruhunu da bütünleşsin hücrelerinde notalar. Şimdi hazırsın. Güneş’e...
en güzel serüvenlerimizin gemilerini yaktık
perişan ayaklarımızda yağmur sesleri çılgın
saçlarımızdan kaçan dağınık ordulardık
gözlerimizde paslı kilitler huysuz
öperken korkunç
sağır dudaklardık
sağır dudaklarımızla uzun soluklu yağız atlardık
yağıyorduk korkusuz
Murathan Mungan
Son videoyu aç ve herbir yazılanı öyle oku. Kadını oku, çocuğu oku, atamı oku, gurbeti oku en çok. Ayın şavkına denizimdeki yakamozları nasıl astığımı oku. Güneşle birlikte susacağım merak etme, “ama oku” müziğimle birlikte oku...
Atamın çocukları ,
Başı örtük, başı açık atamın yadigarları saygıdeğer kadınları.
İffeti aklında bilen, aklını iffet bilen!
Atamın başı örtük, başı açık yadigarları saygıdeğer kadınları...
Aslı Birer
Hangi birini anlatayım ortalık dallı budaklı sarmaşıklarla kaplanmış.
Seni kimler attı yangınlara? Kimler bıraktı biçare umutlarını.
Gülüşün kadardı dünya, dünyayı; gamzelerinden taşan, dudaklarına düşen izdüşümleriydi yaşanır kılan.
Kadın!..
Aslı Birer
Uyuduk da rüyamı görüyoruz
Nasıl bir kıyım bu?
Ruhlar kıyımı, insan kıyımı!
Lanet bir dengesizlik sarmış her yanı
Afrikalı çocuk açlıktan kemikleri sayılırken
Avrupalı çocuk, “ obezite” den muzdarip
Günü, ayı, yılı, yılları vurdum harmana
Bir arpa boyu yol alamamışız.
Ah, Mandela;
“ ben özgürlük İçin çok yol yürüdüm, yüksek bir tepeye tırmandıktan sonra, fark ettim ki; daha tırmanacak çok tepe var”