Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ata Kızı
Ata Kızı

Sevemedim bir türlü, yaprağın ağacı terketmesini... Ata Kızı

  • aşk26.03.2023 - 12:21

    Denizinde girdaptır...

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?26.03.2023 - 11:02

    Kaç bahar, Kaç yaz daha kaldı acaba yaşanacak?

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?26.03.2023 - 10:57


  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?26.03.2023 - 10:40

    Kamış ses verince "ney" oldum sanır, ip gerilince "yay" oldum sanır, sarayda oturmakla "padişah" olmaz insan, aptal ata binince "bey" oldum sanır.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2023 - 23:36

    Zor olmalı kalpte firuze varken
    Beyoğlu taşına kanaat etmek.
    A.Birer


  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2023 - 21:06

    Umarım okursunuz

    Radyo İle Yayınlanan İlk Mevlit

    Sultanahmet Camii’nde dini bir merasim düzenlenmiş büyük ilgi görmüştü. Birkaç gün sonra Atatürk Hafız Yaşar Okuyan'ı çağırtıp,

    - Sultanahmet Camii’ndeki dini merasim çok güzel olmuş ve halkta çok ilgi göstermiş. Bunu daha büyük bir camide yapıp (radyo ile) bütün ülkeye dinletelim, ne dersiniz?” der.

    Hafız Yaşar:

    - Emredersiniz Paşam, der ve hazırlıklara başlar.

    Hafız Yaşar Okuyan'ın koordinesinde 1932 yılı Ramazanın 26. Kadir gecesi olan gecede, o zaman cami olan Ayasofya’da yapılacak mevlit için hazırlıklara başlar. Altı kişilik hafızlar grubu, Hafız Yaşar Okuyan, Hafız Burhan, Beşiktaşlı Hafız Rıza, Beylerbeyi Hafız Fahri, Muallim Hafız Nuri, Sultan Selimli Rıza olarak oluşur. Ayrıca, yirmi hafız daha seçilerek kadro tamamlanır.
    1932 yılı Ramazan ayının 26. gecesi okunan mevlidi, Hafız Yaşar Okuyan şu ifadelerle nakleder:

    “Akşam namazından sonra kapılar kapatıldı. İçerde ve dış avluda benzerine az rastlanılan bir kalabalık vardı. Ancak polisin yardımıyla müezzin mahfiline kadar gidebildik. Teravih namazını Hacı Faik Efendi kıldırdı. Namaz sırasında ilahi ve ayin-i şerif okundu. Hoparlörler caminin her tarafına konulmuştu. Bu dinî merasim Türkiye’den ilk defa radyo ile bütün dünyaya yayılıyordu. Sıra mevlide geldi. Yirmi hafız iştirakiyle okunan mevlit pek muhteşem ve ulvi oldu. Perde perde yükselen bu ilahî nağmeler Ayasofya Camii’nin cidarlarından Türkiye sathına ve bütün dünyaya yayılıyordu. Cemaat sanki büyülenmiş, hoş olmuştu. Hele muazzam cemaatin de iştirak ettiği o tevhit sadaları, insana havalanacakmış gibi bir hafiflik hissi veriyordu, bu ulvi ve ilahî nağmeleri Atatürk de radyosu başında dinliyordu. Ertesi akşam huzuruna çağıran Atatürk bana şunları söyledi:

    “Dinî merasimi radyodan takip ettim. Çok memnun ve mütehassıs oldum. Arkadaşlarınız hafız beyleri yarın akşam saraya iftara davet ediyorum. Kendilerini haberdar ediniz.

    Atamın bu paha biçilmez iltifatları hayatımın en büyük manevi servetidir. Ertesi akşam hafızlar saraya geldi. Üst katta muazzam ve mükellef bir iftar sofrası hazırlanmıştı. Atatürk de sofrada bizimle beraber iftar etmek lütfunda bulundular. İftardan sonra hafızlara ayrı ayrı Kur’an okuttular. Hepsi teker teker iltifatlarına mazhar oldular. Huzurlarından ayrılırken hafızları Seryaver Bey’in odasına götürmekliğimi emrettiler. Orada hafızlara iki yüzer lira ihsanda bulunuldu. Sonra yine Atatürk’ün emri ile hafızlar otomobillerle evlerine kadar götürüldüler.”

    Yine Vasfi Rıza Zobu hatıralarında Atatürk’ten bahisle anlatıyor: “…Kur’an’a da çok hürmeti vardı. Yanında üç hafız vardı: Hafız Yaşar, Hafız Hüseyin, Hafız Mehmet. Ben o hafızları, onun yanında Çankaya’da tanıdım. Saygıyla dinlerdi. ”

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2023 - 20:23

    Dahiler biraz delidir çünkü onlar yaptıkları işin hata payını çoğunlukla çok iyi hesaplarlar bu yüzden o kadar cesurdurlar...:) ama çoğunluk bunu göremeyebilir sadece cesaret olarak yorumlarlar. Oysaki sadece hesapta şaşacak kadar kısmını göze almıştır ve bu zarar kaybettiğinde içinde olduğu durumdan daha kötü olmayacak. Kazanırsa duruma göre katbekat refaha ulaşacaktır. Ya da Çanakkale zaferinde olduğu gibi hiçbir çıkış yolu kalmadıysa ölümü göze alır ve sadece kazanca yönelir sonuç ise dünya’ya mal olacak büyük zaferlere imza atarlar. İşte dahi olmak böyle bir deliliktir.

  • Turhan aGa'nın Mekanı (Atış serbest!)25.03.2023 - 20:10

    Neyi mi anlatmaya çalışıyorum?
    Onun siyasi kimliğinden ziyade insanı yanlarını ve yüreğinin ne kadar mütevazilikle yüceldiğini.

    Bir de Onbaşım Görsün

    Bir gün askeri bölgeye giderken otomobili bozuldu.
    - Yürüyelim, otomobil yapılınca arkadan gelsin, dedi.

    Atamızla arkadaşları yürüdüler. İlerden Mehmetçik bağırdı:

    - Dur. Kimsin?

    Durdular, Mehmetçik geldi:

    - Buralara Atamız gelecek. Geçmek yasaktır.

    Ata güldü:

    - İyi bak, Atatürk bana benzer mi?

    Mehmetçik baktı, gözleri parladı.

    - Benzemeye benzer ama, askerlik bu, bir de onbaşım görsün, dedi.


    H. BESLEYİCİ, Atamız ATATÜRK, s.116


    Devlet adamlığı ve lider olmak böyle bir şey işte:)

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2023 - 16:06

    Bizim Deliler
    26 temmuz 2020 atabey tarafından, posted in atabey yazıları
    Gâzi Mustafa Kemal Atatürk ile ünlü akıl ve ruh hastalıkları uzmanı Mazhar Osman Bey bir gün sohbet ederken söz dönüp dolaşıp deliliğe gelir. Atatürk, Mazhar Osman Bey’e sorar:

    — “Osman Bey, bu delilik nasıl bir şey?”

    Türkiye’nin ilk çağdaş (modern) ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin kurucusu olan dahası İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine de adını veren Prof. Dr. Mazhar Osman Usman, deliliğin ne olduğunu bilimsel olarak açıkladıktan sonra şöyle der:

    — “Gâzi Paşam, az da olsa herkeste bir parça vardır.”

    Atatürk, biraz da hayretle:

    — “Ne demek istiyorsun, bende de mi var?” deyince hoş sohbet ve -sağı solu belli olmayan Meriç Nehri’nin kıyısında doğup büyüdüğünden olsa gerek- sözünü esirgemeyen bir huya (mizaç) sahip olan Mazhar Osman Bey taşı gediğine koyar:

    — “Oo hooo.. Sizde herkesten bin beteri var. İçeride ve dışarıda dört iklim yedi cihana kafa tutmak akıllı adamın yapacağı iş mi?”

    Mazhar Osman Bey’in bu yanıtına, rahmetli Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün dakikalarca güldüğü söylenir.

    Şimdinin altı aylık kurstan sonra etraflarına şuursuzca kusmuk bulaştırmaya çalışan pişik/ koloklarına gelsin:))))

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2023 - 13:05

    Sahi acının rengi şeffaf değil miydi? Hani, hangi göze dokunsa, hangi tene değse o renge bürünür.