Günaydın Tuba hanım, yazınızı okudum çok haklı tarafları olduğunu söylemeliyim. Maalesef Siyonizm'in esiri olmuş "kandırılmış" kitle var görmezden gelinemeyecek kadar da çoğaldılar. bu bağlamda susmamak konuşmak gerekliliği de doğuyor. bir yandan da sizin vurguladığınız gibi ayrıştırmak için özel çaba harcayan bedhahlar da var. ırk ayrımı yapmak kadar insana yakışmayan, nefret söylemleriyle de dediğiniz gibi ayrıştırıcı tutumların artık tarihin tozlu sayfalarına hiç açılmamak üzere kaldırılmasını insan olarak çok istiyorum.( ayrımcılık çift taraflı Kürt asıllı insanlarımızda da kendilerinden olmayanı dışlamak gibi davranışları çok yaşadım) zıtlıklardan doğar bütünlükler tıpkı siyah ve beyazın birbirini tamamladığı gibi. bizler dünyanın yegane neşe kaynaklarıyız ve insan olarak ayrışmak kan dökmek değil bize gülmeler yaraşır diyorum..,
Hiç beceremedim üstat sahte gülücükler atıp, tatlı sözlerle insan kandırmayı, bu defa ıskaladın bir dahaki sefere öyle nişan al, vur ki hedefin can evim olsun.
Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan Ellerindeki paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında Erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş) Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin. Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin. Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin. Kuruyan su. Kuruyan uykusu. Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.
Geceme ay, demli karasında yıldızlar şeker tadında sırasını bekliyor zühre. İnce belli bir gecenin yarasında sevda gecenin yarısında ay benden, "ben" ay' dan aşıyor, bakışıyoruz ışıyoruz onunla derdimle demlenen demi zevkle içiyor iki dünya arası sevişmeler gümüş renkli arafta ruhla beden arası ne çok şey var içimde kök salıyor,
Ruhu bataklık dışı derya deniz demeyin sakın aymaz bu millet yalancının mumu yatsıya kadar!
Uzun zamandır dinlemiyordum
Yol gösterdim köre Bastı geçti üstüme:))
bu da benden literatüre geçsin ANA sözü
(kör mecaz anlamda kullandım)
"Ben bu denizde boğulurum dedi balık" dedim, patladı kitap :))) hakkımı isteyeceğim...
reklam kabul edilir:)))
Günaydın için geç oldu biraz tünaydın olsun Mehmet bey.
sizden de güzel sözlerinizi bekleriz
Günaydın Tuba hanım,
yazınızı okudum çok haklı tarafları olduğunu söylemeliyim. Maalesef Siyonizm'in esiri olmuş "kandırılmış" kitle var görmezden gelinemeyecek kadar da çoğaldılar. bu bağlamda susmamak konuşmak gerekliliği de doğuyor. bir yandan da sizin vurguladığınız gibi ayrıştırmak için özel çaba harcayan bedhahlar da var. ırk ayrımı yapmak kadar insana yakışmayan, nefret söylemleriyle de dediğiniz gibi ayrıştırıcı tutumların artık tarihin tozlu sayfalarına hiç açılmamak üzere kaldırılmasını insan olarak çok istiyorum.( ayrımcılık çift taraflı Kürt asıllı insanlarımızda da kendilerinden olmayanı dışlamak gibi davranışları çok yaşadım) zıtlıklardan doğar bütünlükler tıpkı siyah ve beyazın birbirini tamamladığı gibi. bizler dünyanın yegane neşe kaynaklarıyız ve insan olarak ayrışmak kan dökmek değil bize gülmeler yaraşır diyorum..,
Hiç beceremedim üstat sahte gülücükler atıp, tatlı sözlerle insan kandırmayı, bu defa ıskaladın bir dahaki sefere öyle nişan al, vur ki hedefin can evim olsun.
Ata kızı
Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan
Ellerindeki paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında
Erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş)
Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin.
Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı
Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin.
Eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin.
Kuruyan su.
Kuruyan uykusu.
Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.
Murathan Mungan
Geceme ay, demli karasında
yıldızlar şeker tadında sırasını bekliyor
zühre. İnce belli bir gecenin yarasında sevda
gecenin yarısında ay benden, "ben" ay' dan aşıyor,
bakışıyoruz ışıyoruz onunla
derdimle demlenen demi zevkle içiyor
iki dünya arası sevişmeler gümüş renkli arafta
ruhla beden arası ne çok şey var içimde kök salıyor,
... ...
ata kızı
Bir gün birisi sormuştu; sizce acının rengi ne?
Dedim ki; olsa olsa şeffaftır hangi bedene girse o renge bürünür.