Aşağıdaki yazıyı okuyan herkese özellikle de dini bir partiye endeksleyen kimselere;. Din hiçbir partinin tekelinde değildir. Din kişilerin özgür iradesi, vicdanı ve Allah arasında olan ahlak yasasıdır. Siyaset dünyevi istekleri, kazançları, olan yönetim biçimleridir. Din ise uhrevidir. Kimse kimseyi dinsiz diye ayrıştıramaz buna hakkı da yoktur. Bu yüzden de laik yönetim biçimi uygun görülmüştür. Totalitarizm, hiçbir devlete şimdiye kadar fayda getirmediği gibi çok zarar vermiştir. İster dindar olalım, ister inançsız devletler için ilerleme gösterecek tek yöntem demokratik yönetim biçimidir.. Halklar için demokrasi ve akıl yürütme şeklidir. Der Ata kızı
Cehennemi Satın Alan Adam: Martin Luther. (1483 / 1546) Cehennem benimdir...
Bildiğiniz üzere Dini kullananların elinde oyuncak olduğu 1500'lü yıllarda kiliseler cennetten topraklar satıyor. Cahil halk ise, “ölünce cennette yerimiz hazır olsun” diye bu oyuna alet oluyordu, böylece papazlar ve kilise zenginleşiyordu..
Ancak herkes öyle değildi. Bunun bir kandırmaca olduğunu, cennetten toprak satın alınamayacağını söyleyen Martin Luther mahkemeye çıkarılmıştı. Yargı, o zamanlar da dini kullananların elinde oyuncaktı. Duruşma sırasında Martin yargıçlara seslendi;
“Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?” der..
Yargıçlardan biri sordu: “Cehennemi kim alır ki?”
Martin Luther “ben alıyorum, neyse parasını veriyorum” der. Bir araya gelen yargıçlar cehennemi Martin’e bedava verirler..
Duruşma sonunda Martin kapının önüne çıkar ve duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye seslenir :
“Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın, der..
Cehennem korkusu kaybolan halk böylece kilise baskısından kurtulmuştur. Bundan sonra halk özgür beyinlere sahip olmaya başladı ve Almanya aydınlanması 500 yıl önce böylece sıradan ve çok akıllı bir olayla başlamış oldu.."
Kimdin bilmiyorum hiç ilgilenmiyorum da ama ATA mı güzel anlatıyordun. bugün 19 Mayıs 1919 kurtuluş mücadelesinin başladığı gün. Bir şeyler yazman gerek Turhan aGa :))
Kardeşim, sana bu mektubu Ankara'da Kuyulu kahvede yazıyorum. Hep aynı Anadolu havalarını çalıyor gramofon kocaman bir boru çiçeğine benzeyen ağzıyla. Dışarda yağmur...
Mektepten istifa ettim. Cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle. Çocuklarımıza Türkçe okutmak, öğretmek, sevdirmek onlara dünyanın en diri, en taze dillerinden birini, kendi dillerini, güzel şey, büyük şey.
Fakat bu dilin insanları için çakmak çalmak cehpede daha büyük, daha güzel."
(NAZIM HİKMET RAN'ın "Kuva-yi Milliye Destanı" şiiri, Dördüncü Bap'tan)
Dedi: Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli . Paşa, Paşa...Devleti kurtarabilirsin!...
O vahdettin ki yaptıklarından pişman mıydı "Aldatıldığını mı anlamıştı" Diye düşündü, Sıyrıldı bu düşüncelerden Mustafa
Teşekkür etti vahdettin' e ayrıldı oradan Çünkü onu bekleyen "Türk milleti" vardı On sekiz kişiyle çıktı yola on altı mayısta Ayrıldı galata rıhtımından vatana aşkla
Vardı samsuna vapurun adı, "bandırma" şehirlerde İngiliz işgal kuvvetleri manzara hiçte hoş değildi 19mayıs 1919 da başladı mücadele
Kurtuluşun başlangıcıydı mücadelenin adı O' vizyonu çok büyük adamdı Hep ileriyi görür hep ileri bakardı Ve bugün de ümitle gençliğe armağandı
Atatürk “Gençler! "Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum" Ve “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”
Görebildin mi masum gözlerinde dile gelmeyen çığlıklarını?
ne kaldı ki; ülkenin bir köşesinde ölen adalet, diğer köşesindeki çocuğun boynunu büktürmesin.
Ata kızı
"Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalete tehdittir."
- Martin Luther
Aşağıdaki yazıyı okuyan herkese özellikle de dini bir partiye endeksleyen kimselere;. Din hiçbir partinin tekelinde değildir. Din kişilerin özgür iradesi, vicdanı ve Allah arasında olan ahlak yasasıdır. Siyaset dünyevi istekleri, kazançları, olan yönetim biçimleridir. Din ise uhrevidir. Kimse kimseyi dinsiz diye ayrıştıramaz buna hakkı da yoktur. Bu yüzden de laik yönetim biçimi uygun görülmüştür. Totalitarizm, hiçbir devlete şimdiye kadar fayda getirmediği gibi çok zarar vermiştir.
İster dindar olalım, ister inançsız devletler için ilerleme gösterecek tek yöntem demokratik yönetim biçimidir.. Halklar için demokrasi ve akıl yürütme şeklidir.
Der Ata kızı
Cehennemi Satın Alan Adam: Martin Luther.
(1483 / 1546) Cehennem benimdir...
Bildiğiniz üzere Dini kullananların elinde oyuncak olduğu 1500'lü yıllarda kiliseler cennetten topraklar satıyor. Cahil halk ise, “ölünce cennette yerimiz hazır olsun” diye bu oyuna alet oluyordu, böylece papazlar ve kilise zenginleşiyordu..
Ancak herkes öyle değildi. Bunun bir kandırmaca olduğunu, cennetten toprak satın alınamayacağını söyleyen Martin Luther mahkemeye çıkarılmıştı. Yargı, o zamanlar da dini kullananların elinde oyuncaktı. Duruşma sırasında Martin yargıçlara seslendi;
“Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?” der..
Yargıçlardan biri sordu:
“Cehennemi kim alır ki?”
Martin Luther “ben alıyorum, neyse parasını veriyorum” der. Bir araya gelen yargıçlar cehennemi Martin’e bedava verirler..
Duruşma sonunda Martin kapının önüne çıkar ve duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye seslenir :
“Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın, der..
Cehennem korkusu kaybolan halk böylece kilise baskısından kurtulmuştur. Bundan sonra halk özgür beyinlere sahip olmaya başladı ve Almanya aydınlanması 500 yıl önce böylece sıradan ve çok akıllı bir olayla başlamış oldu.."
Kimdin bilmiyorum hiç ilgilenmiyorum da ama ATA mı güzel anlatıyordun. bugün 19 Mayıs 1919 kurtuluş mücadelesinin başladığı gün. Bir şeyler yazman gerek Turhan aGa :))
Turhan aga bunu senin mekandan arakladım:))
Kardeşim,
sana bu mektubu
Ankara'da Kuyulu kahvede yazıyorum.
Hep aynı Anadolu havalarını
çalıyor gramofon
kocaman bir boru çiçeğine
benzeyen ağzıyla.
Dışarda yağmur...
Mektepten istifa ettim.
Cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle.
Çocuklarımıza Türkçe okutmak,
öğretmek, sevdirmek onlara
dünyanın en diri,
en taze dillerinden birini,
kendi dillerini,
güzel şey,
büyük şey.
Fakat bu dilin insanları için
çakmak çalmak cehpede
daha büyük,
daha güzel."
(NAZIM HİKMET RAN'ın "Kuva-yi Milliye Destanı" şiiri, Dördüncü Bap'tan)
“-Paşa, Paşa!
Diye duyuldu nidası Vahdettin'in
Dedi:
Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin!
Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli .
Paşa, Paşa...Devleti kurtarabilirsin!...
O vahdettin ki yaptıklarından pişman mıydı
"Aldatıldığını mı anlamıştı"
Diye düşündü,
Sıyrıldı bu düşüncelerden Mustafa
Teşekkür etti vahdettin' e ayrıldı oradan
Çünkü onu bekleyen "Türk milleti" vardı
On sekiz kişiyle çıktı yola on altı mayısta
Ayrıldı galata rıhtımından vatana aşkla
Vardı samsuna vapurun adı, "bandırma"
şehirlerde İngiliz işgal kuvvetleri
manzara hiçte hoş değildi
19mayıs 1919 da başladı mücadele
Kurtuluşun başlangıcıydı mücadelenin adı
O' vizyonu çok büyük adamdı
Hep ileriyi görür hep ileri bakardı
Ve bugün de ümitle gençliğe armağandı
Atatürk “Gençler!
"Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!
Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum"
Ve
“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir.
Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”
Bugün 19Mayıs 1919
Ne mutlu Türküm Diyene
ATA KIZI