Her yeni gün yeniden doğmak gibi, dün için geçmiş, yarın için, gelecek bu hesaba göre; sadece “bugün” yaşamak bir gün öyleyse. Geçmiş anı, gelecek belki de yok. Çünkü insan bunu bilmiyor. Evet böyle olmalı. Unutmamak gibi bir özelliğimiz olmasaydı geçmişimiz de olmazdı. Öyleyse beyin denen kayıt sistemiyle alakalı sadece bize hayatı bir bütün haline getirmek. Aslında hayat bir gün. Ve biz bu kadar kısa olan hayatımızı geçmiş ve gelecek düşüncesiyle boşa geçirebiliyoruz. Ertelenen her şey ziyanlık gibi şimdi böyle düşününce. Zamanı; yıl, ay, hafta, gibi dilimlere ayırmak ne kadar doğruydu acaba. Çünkü planlar hep buna göre yapılıyor. Düşünsenize hayat hep şans üzerine kurulmuş. Planlar yapıyoruz ama yaşayıp yaşamayacağımızı bilmeden.
İçimde şelaleler var coşkun ve hırçın ulaşmak ister gibi yeryüzündeki tüm topraklara. Ayaklarım aklıma ağır geliyor, herbir zerrem, herbir çiçeğine değer mi dersin, “dünyanın” insandan köprüler kurmalıyım hak diye diye herbir zümreye…
Rica ederim sizin gibi üstadın şiirlerini paylaşmaktan mutluluk duyarım. İzin verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederim. Hoş geldiniz her daim saygımla…
Ben bu buğday otlarını Daha önce de görmüş, seyretmiştim,İnce, narin ve her mayısta başağa yüklü gibi Bir başları vardı Ne var ki tohumları Ancak kendilerine benzer bir otu Yeniden var edebilmekten öte Bir işe yaramazlardı!Tahminen karıncaları yanıltırlardı en çok Bilmeden özden yoksun taneleri yüklenirler Taşırlardı yaz boyu Belki de ondandı sıcak geçen güzlerde Sıkça yuvalarından dışarı çıkıp Kışa kadar yiyecek aramaları.Bugün günlerden mayıs Buğday otları tam istim üstünde Hafiften sararmış başakları O ince belleri hala esnek Hala yeşil yaprakları.Kuzeyli rüzgârın önünde Güneyli eğilim açıları hiç değişmeden Birbirlerinin ters istikametine gitmeden Salınıp, dans ediyorlar.Öyle bir manzara ki Tahminen üç, dört adım karşılarında Dolgun başaklarıyla gerçek buğday deryası Tarlalar dolusu!Rüzgâra aldırdıkları bile yok Yaslanmışlar birbirlerine Ne yandan eserse essin Kucaklaşıyorlar!Başakların kimi kuzeye, kimi güneye Kimi de doğuya ya da batıya eğimli Anladım ki fırtınalarda bile Sarılıp birbirlerine Düşmüyorlar Eğilmiyorlar öne!Bugün günlerden mayıs, Günlerden hıdrellez Günlerden Deniz!Bir yanımda buğday otları O ince, o narin o her duruma Eğimli duruşları(!) Bir yanım dalga dalga Gök yeleli buğday ordusu!Çığ gibi iç içe, yüz yüze Biri kuzeye, diğeri güneye Biri doğuya, diğeri batıya Nereden çıkarsa çıksın fırtına Dirençleri yerinde, güçlüHer biri dik başlı bir/er Türk sanki!
korkma! kendin olmaktan, gözlere gerçekten bakmaktan, ruhundaki prangaları kırmaktan korkma! insanca yaşamaktan, kırık küpün içini görmekten, rüzgârın yaprağı savurup atmasından korkma! sen olmaktan, acıdan, tatlıdan, hayata dair ne varsa senin için hepsi de sakın korkma! yaşamak sanattır aslında, yaşamak sanattır şiir gibi işlemek havaya nefesini. dokumak zanaat ustası gibi ilmek ilmek hayatın içine fikirlerini, örmekten korkma! seni sen yapan yüreğinden sakın korkma.
Madem kayıt sistemi dedik, anılar dedik. O vakit bugün anılar günü olsun.
Her yeni gün yeniden doğmak gibi, dün için geçmiş, yarın için, gelecek bu hesaba göre; sadece “bugün” yaşamak bir gün öyleyse. Geçmiş anı, gelecek belki de yok. Çünkü insan bunu bilmiyor. Evet böyle olmalı. Unutmamak gibi bir özelliğimiz olmasaydı geçmişimiz de olmazdı. Öyleyse beyin denen kayıt sistemiyle alakalı sadece bize hayatı bir bütün haline getirmek. Aslında hayat bir gün. Ve biz bu kadar kısa olan hayatımızı geçmiş ve gelecek düşüncesiyle boşa geçirebiliyoruz. Ertelenen her şey ziyanlık gibi şimdi böyle düşününce. Zamanı; yıl, ay, hafta, gibi dilimlere ayırmak ne kadar doğruydu acaba. Çünkü planlar hep buna göre yapılıyor. Düşünsenize hayat hep şans üzerine kurulmuş. Planlar yapıyoruz ama yaşayıp yaşamayacağımızı bilmeden.
Bayıldım bu yoruma
İçimde şelaleler var coşkun ve hırçın ulaşmak ister gibi yeryüzündeki tüm topraklara. Ayaklarım aklıma ağır geliyor, herbir zerrem, herbir çiçeğine değer mi dersin, “dünyanın” insandan köprüler kurmalıyım hak diye diye herbir zümreye…
Ata kızı
Ne güzel bir dörtlük Sevgili Tuba
Günün de sen gibi güzel olsun…
Hayata fikirlerinizi d/okumaktan korkmayın…
Ata kızı
Rica ederim sizin gibi üstadın şiirlerini paylaşmaktan mutluluk duyarım. İzin verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederim.
Hoş geldiniz her daim saygımla…
GÜNLERDEN MAYIS
Ben bu buğday otlarını
Daha önce de görmüş, seyretmiştim,İnce, narin ve her mayısta başağa yüklü gibi
Bir başları vardı
Ne var ki tohumları
Ancak kendilerine benzer bir otu
Yeniden var edebilmekten öte
Bir işe yaramazlardı!Tahminen karıncaları yanıltırlardı en çok
Bilmeden özden yoksun taneleri yüklenirler
Taşırlardı yaz boyu
Belki de ondandı sıcak geçen güzlerde
Sıkça yuvalarından dışarı çıkıp
Kışa kadar yiyecek aramaları.Bugün günlerden mayıs
Buğday otları tam istim üstünde
Hafiften sararmış başakları
O ince belleri hala esnek
Hala yeşil yaprakları.Kuzeyli rüzgârın önünde
Güneyli eğilim açıları hiç değişmeden
Birbirlerinin ters istikametine gitmeden
Salınıp, dans ediyorlar.Öyle bir manzara ki
Tahminen üç, dört adım karşılarında
Dolgun başaklarıyla gerçek buğday deryası
Tarlalar dolusu!Rüzgâra aldırdıkları bile yok
Yaslanmışlar birbirlerine
Ne yandan eserse essin
Kucaklaşıyorlar!Başakların kimi kuzeye, kimi güneye
Kimi de doğuya ya da batıya eğimli
Anladım ki fırtınalarda bile
Sarılıp birbirlerine
Düşmüyorlar
Eğilmiyorlar öne!Bugün günlerden mayıs,
Günlerden hıdrellez
Günlerden Deniz!Bir yanımda buğday otları
O ince, o narin o her duruma
Eğimli duruşları(!)
Bir yanım dalga dalga
Gök yeleli buğday ordusu!Çığ gibi iç içe, yüz yüze
Biri kuzeye, diğeri güneye
Biri doğuya, diğeri batıya
Nereden çıkarsa çıksın fırtına
Dirençleri yerinde, güçlüHer biri dik başlı bir/er Türk sanki!
06.05.2022 Mustafa Bay
Kaleminiz hiç susmasın.
Hayata fikirlerinizi d/okumaktan korkmayın…
Ata kızı
korkma! kendin olmaktan, gözlere gerçekten bakmaktan, ruhundaki prangaları kırmaktan korkma! insanca yaşamaktan, kırık küpün içini görmekten, rüzgârın yaprağı savurup atmasından korkma! sen olmaktan, acıdan, tatlıdan, hayata dair ne varsa senin için hepsi de sakın korkma! yaşamak sanattır aslında, yaşamak sanattır şiir gibi işlemek havaya nefesini. dokumak zanaat ustası gibi ilmek ilmek hayatın içine fikirlerini, örmekten korkma! seni sen yapan yüreğinden sakın korkma.
Ata kızı :)