Sahi neydi insanı, insandan koparan? Esaretin en büyüğü değil miydi ufukta görülmeyen o engin deniz? Sen deniz, o deniz, ya biz..? İdeolojilerde bencillik; ben olma hırsı, asırlardır insanlığı adım adım çöküşe götüren kör bir düğüm olduğu gibi, insanın karanlığıdır aslında. Ve karanlık olan ise ideolojilerin getirdiği değerler değil! Eksik yanlarının kabul edilmeyişidir. Ve cehalet: sadece okumamak değil bu karanlığın içinde anlamamanın ve bencilliğin pençesinde kalmak, kaybolmak ve kaybetmektir de ayrıca. İşte körü körüne inanmak “yobazlık.” Bu sadece din için geçerli değil her ne inancı olursa olsun körü körüne bağlılık, beraberinde saygıdan yoksun bir topluluğun oluşmasına neden olur. Asırlardır insanın insandan kopuşunun başlıca sebebi de bu bağımlılıktır. Hiç farketmeden kendi inancımızı savunacağız ve haklı çakacağız ve inancımızı “ben” savaşına dönüştürürken karşımızdaki insana ( birbirimize) çizgiyi aşıp nasıl da sınırlarını ihlal ettiğimizi hiç umursamayız. Ve bu yarış maalesef hiçbir kazananı olmadan kayıplarla sonuçlanır.
Her zaman savunduğum bir şey var; saygıyla yapılan her şey müsbet sonuçlar verir. Her ne düşünceye sahip olursanız olun, herkesin düşüncesine önem veren saygılı bir mizacınız olsun. Çünkü bu duruş ancak yeterli olgunluğa erişmiş birey olmayı başarmış insanlarda mevcuttur. Bunun için öncelikle “öz saygı” kazanılmıştır ki başkalarına da saygı gösterilebilsin.
En güzel derdimdi yalnızlık, öyle güzel bakardı ki gözlerimin içine içine, sanki derinlerime iniyordu sessiz sedasız… keşfini bekleyen kendimi bulduğum, en güzel derdimdi. Uzunca kirpiklerimi kırpmadan beklemek…sanki gözbebeğimden uçup karışacaktı mavim maviye. Ata kızı
Doğruluk, fedakarlık, manevi temizlik hastalığı… Haksızlığın, yalanın, riyanın, hasılı bütün hastalıkların ve zaafların müthiş bir düşmanıdır.
-Şu halde bu hanımın kasabada bir çok düşmanları olacak. Maarif müdürü kesik kesik gülerek cevap verdi: -Orası öyle…
Reşat Nuri Güntekin Acımak romanından.
“Zehra hanım” idealist ve oldukça hakkaniyet sahibi bir muallimedir. Ve onun hakkında geçen bir diyalog.
Okumayan varsa tavsiye olunur. Bazı insanlar küçük hesaplar peşinde koşmazlar ve onların yanında kalabilmek zordur. Dostları olabilmek ise çok az insana nasip olur. Herkesin çıkarsız gerçek dostluklar yaşaması dileğiyle. Ata kızı
Araştırmacılar Batı Afrika Moritanya'nın Taoudeni Havzası'nda bulunan Sahra Çölü'nde 1,1 milyar yıllık taşlarda pembe pigmentler keşfetti. Bu da parlak pembenin jeolojik kayıtlardaki en eski renk olduğu anlamına geliyor.
Düşlerimin tinsel bahçesi; Çitsiz, dikensiz “Parlak pembe,” Bulutlar pamuk Toprak, şeker pembe Irmağı, abı hayat Çiçekler “töz” pembe Arılar, pembe beyaz Ata kızı
Gittikçe büyüyüp her şeyi içine alan
daireler gibi yaşamaktayım hayatımı.”
Rilke
Ay, karanlık:)
Sahi neydi insanı, insandan koparan? Esaretin en büyüğü değil miydi ufukta görülmeyen o engin deniz? Sen deniz, o deniz, ya biz..? İdeolojilerde bencillik; ben olma hırsı, asırlardır insanlığı adım adım çöküşe götüren kör bir düğüm olduğu gibi, insanın karanlığıdır aslında. Ve karanlık olan ise ideolojilerin getirdiği değerler değil! Eksik yanlarının kabul edilmeyişidir. Ve cehalet: sadece okumamak değil bu karanlığın içinde anlamamanın ve bencilliğin pençesinde kalmak, kaybolmak ve kaybetmektir de ayrıca. İşte körü körüne inanmak “yobazlık.” Bu sadece din için geçerli değil her ne inancı olursa olsun körü körüne bağlılık, beraberinde saygıdan yoksun bir topluluğun oluşmasına neden olur. Asırlardır insanın insandan kopuşunun başlıca sebebi de bu bağımlılıktır. Hiç farketmeden kendi inancımızı savunacağız ve haklı çakacağız ve inancımızı “ben” savaşına dönüştürürken karşımızdaki insana ( birbirimize) çizgiyi aşıp nasıl da sınırlarını ihlal ettiğimizi hiç umursamayız. Ve bu yarış maalesef hiçbir kazananı olmadan kayıplarla sonuçlanır.
Her zaman savunduğum bir şey var; saygıyla yapılan her şey müsbet sonuçlar verir. Her ne düşünceye sahip olursanız olun, herkesin düşüncesine önem veren saygılı bir mizacınız olsun. Çünkü bu duruş ancak yeterli olgunluğa erişmiş birey olmayı başarmış insanlarda mevcuttur. Bunun için öncelikle “öz saygı” kazanılmıştır ki başkalarına da saygı gösterilebilsin.
Ata kızı
…ve ne kadar da çok gelincik var içimizde baharı bekleyen…
Dillendirdikçe açan, açtıkça etrafına fayda sağlayan ne çok gelincik var.
Ata kızı
En güzel derdimdi yalnızlık, öyle güzel bakardı ki gözlerimin içine içine, sanki derinlerime iniyordu sessiz sedasız… keşfini bekleyen kendimi bulduğum, en güzel derdimdi. Uzunca kirpiklerimi kırpmadan beklemek…sanki gözbebeğimden uçup karışacaktı mavim maviye.
Ata kızı
Gece gökyüzüne bakarken bazıları boğulur sonsuz boşluğun darkında, bazıları kanat açar ay ve yaldızlara…
Ata kızı
Bakmak ayrı, görmek apayrı be üstat.
Dedim denize:)
Hiç beceremediğim şeylerden biri:)
Doğruluk, fedakarlık, manevi temizlik hastalığı… Haksızlığın, yalanın, riyanın, hasılı bütün hastalıkların ve zaafların müthiş bir düşmanıdır.
-Şu halde bu hanımın kasabada bir çok düşmanları olacak.
Maarif müdürü kesik kesik gülerek cevap verdi:
-Orası öyle…
Reşat Nuri Güntekin
Acımak romanından.
“Zehra hanım” idealist ve oldukça hakkaniyet sahibi bir muallimedir. Ve onun hakkında geçen bir diyalog.
Okumayan varsa tavsiye olunur.
Bazı insanlar küçük hesaplar peşinde koşmazlar ve onların yanında kalabilmek zordur. Dostları olabilmek ise çok az insana nasip olur. Herkesin çıkarsız gerçek dostluklar yaşaması dileğiyle.
Ata kızı
Pembe rengin bulunuşu
Araştırmacılar Batı Afrika Moritanya'nın Taoudeni Havzası'nda bulunan Sahra Çölü'nde 1,1 milyar yıllık taşlarda pembe pigmentler keşfetti. Bu da parlak pembenin jeolojik kayıtlardaki en eski renk olduğu anlamına geliyor.
İmiş.
Düşlerimin tinsel bahçesi;
Çitsiz, dikensiz
“Parlak pembe,”
Bulutlar pamuk
Toprak, şeker pembe
Irmağı, abı hayat
Çiçekler “töz” pembe
Arılar, pembe beyaz
Ata kızı
Valla o kaçacağını düşünmüyorum sadece daha fazla konuşmak istemiyor olmalı:) siz de artık kürsünüze dönün bence.