Kavşakta yol vermeyen kamyon şoförü tepemi attırdı. Tepem atınca çok kötü olurum, dağıtırım ortalığı. Yine öyle oldum. "İn lan aşşaa!" diye patlattım naramı. İndi.
Keşke inmeseydi. Veya bana çarpan kamyon olsaydı keşke. Adam Orta Anadolu Boks Grubu Ağır Siklet finalistiymiş meğer...
Neyse, uzatmaya gerek yok, düne göre iyiyim, yarın taburcu olacam. Sen nasılsın?
Tepeden tırnağa karizmayım... Daha doğrusu, annem öyle diyo; "oğlum benim, bi taane" diyo. Konuya komşuya "oğlunun karizması"nı anlatıp duruyo. Peh peh peh!
Babam da bişeyler demek istiyo ama dili dönüp de karizma diyemediğinden "oğlumun tabancası" diyo ve orda tıkanıp kalıyo.
Neymiş bu oğlumun tabancası, bi araştırayım dedim, karşıma rahmetli Namık çıktı, hani şu Ankaralı Namık vardı ya, işte o... Ve şuymuş oğlumun tabancası :
?si=B3jJLyVwkVg0UgO6
İşte böyle... Eee, sen nasılsın? Yok mu bişe, imaç dengişikliği falan?.. Anlaşıldı, yok! Neyse, çalış, senin de oLAr.
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti. ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele, iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra, içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte bıraktın, unuttum, unutuldum.
Ben cıgaramın dumanıyım... Sen neyisin?
Kavşakta yol vermeyen kamyon şoförü tepemi attırdı. Tepem atınca çok kötü olurum, dağıtırım ortalığı. Yine öyle oldum. "İn lan aşşaa!" diye patlattım naramı. İndi.
Keşke inmeseydi.
Veya bana çarpan kamyon olsaydı keşke.
Adam Orta Anadolu Boks Grubu Ağır Siklet finalistiymiş meğer...
Neyse, uzatmaya gerek yok, düne göre iyiyim, yarın taburcu olacam. Sen nasılsın?
Sırıtma lan !
İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar. * Madeleine de Scudéry
Antik Evora'ya bir dans,
Loreena McKennitt
?si=YemTkC7TKg5NWXHv
İçinde adın olmayan bir "of" bile çekmedim...
Kafatasına hapsolmuş bir beyin nasıl düşünebilir ki?..
* Bir Delinin Hatıra Defteri,
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Kendimin tanrısıyım...
Sen benim nemsin?
Tepeden tırnağa karizmayım...
Daha doğrusu, annem öyle diyo; "oğlum benim, bi taane" diyo. Konuya komşuya "oğlunun karizması"nı anlatıp duruyo.
Peh peh peh!
Babam da bişeyler demek istiyo ama dili dönüp de karizma diyemediğinden "oğlumun tabancası" diyo ve orda tıkanıp kalıyo.
Neymiş bu oğlumun tabancası, bi araştırayım dedim, karşıma rahmetli Namık çıktı, hani şu Ankaralı Namık vardı ya, işte o... Ve şuymuş oğlumun tabancası :
?si=B3jJLyVwkVg0UgO6
İşte böyle...
Eee, sen nasılsın? Yok mu bişe,
imaç dengişikliği falan?.. Anlaşıldı, yok! Neyse, çalış, senin de oLAr.
Ben hiç kimseyim, sen kimsin?
Sen de mi hiç kimsesin?
Bir çift ettik desene!
Söyleme! İlan ederler bilirsin!
Ne sıkıcı birisi olmak!
Ne sıradan, bir kurbağa gibi
Adını söylemek haziran boyunca
Sana hayran bir bataklığa...
* Ben Hiç Kimseyim! Sen Kimsin?
Emily Dickınson (Yıldırım Türker çevirdi)
uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
ben kıyıda ıssız bir ev,
ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik,
az ilerde turuncu bir şamandıra,
içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle
durgun suya vurdum.
bir siyah beyaz kare içinde,
hepsi hepsi bir hatıra işte
bıraktın, unuttum, unutuldum.
* Ağrı, Birhan Keskin