Bir çizgisi, yıllardır hiç ayrılmadığı bir fikri, bir düşüncesi, bir ideolojisi, bir inancı olan insanlarla bir araya gelmek, birlikte olmak, bu sadakatlerinden dolayı onlara saygı göstermek bizlere çok fayda ve katkı sunabilir.
Zihninizde o düşünce ya da fikri bir zemine oturtamasanız bile, kendi içinde tutarsızlıklar bulunsa bile, bir sistematiği olmasa bile yine de saygı duyulmalı çünkü "Böyle bir fikir var, bu fikri savunan birileri var, bu fikir her geçen gün kendini geliştirmekte ve benim de öğreneceğim yeni şeyler olabilir. Bu benim yeni şeyler öğrenmemde çeşitliliğimin artmasında bana katkı sunabilir" diye düşünülebilir. Hatta farklı fikirler, kendi fikrinizin sağlamlaşmasına da katkı sunabilir.
İnsanın etrafında ölse dahi dürüstlükten ayrılmayacak ve asla doğruları söylemekten çekinmeyecek bir telefon mesafesinde bir kaç tane dostu olmalı.
İnsanı regule edebilecek, insana reset atabilecek sığınabileceği sadık dostları olmalı. Bu dostlar öyle eş dost akraba konu komşu da olmayabilir. Uzaktan bir insan, bir esnaf, bir öğretmen, bir tanıdık vs. de olabilir. Burada mesele, aşırılıklarında, dalgalanmalarında seni normalize edebilmesi.
Şeffaflık ve dürüstlük, dünyanın en önemli meselesi. Bir insan dürüst olunca, şeffaf olunca söyledikleri acı gelse dahi, vicdan hiçbir zaman o insanı ademe mahkum edemez.
Dürüst insanın söyledikleri mutlaka yankısını bulur.
Bazen zihnimizde kurguladığımız, yada başkalarının bir şekilde kurguladığı şeyler tamamen yanlış olabilir. "Deniz tehlikelidir" --> "Yahu gir yüz bak insanlar yüzüyor", "Sen başaramazsın" --> "Neden başaramayasın, senin diğerlerinden neyin eksik? ", "Seviyorum ama gidemem, konuşamam, beni sevmez, yanlış anlar, beni iter" --> "Yahu sen git, konuş, anlat, çekinme, utanma, bekleme, vakit kaybetme, iş olacağına varır, olmayacaksa zaten onu hiçkimse olduramaz."
Aklımızın bir köşesinde her zaman dursun "Ya düşündüklerim yanlışsa, kendime yazık ediyorsam... "
İnsan hareket etmeli. Monotonluk durgun su gibi insanı kokuşmaya, bozulmaya sevk eder. Ordan oraya, ordan oraya insan gezmeyi, tozmalı, sevdikleriyle birlikte sürekli hareket halinde olmalı. Yeni yerler görmeli, yeni insanlar tanımalı. Yeni heyecanlar, yeni zevkler, yeni tatlar tatmalı ki farkındalığı artsın, uyanıklık halinde olsun, zihnini boşaltabilirsin, daha rantabl çalışabilsin, daha rahat düşünebilsin, daha sağlıklı daha mutlu olabilisin.
Bir çizgisi, yıllardır hiç ayrılmadığı bir fikri, bir düşüncesi, bir ideolojisi, bir inancı olan insanlarla bir araya gelmek, birlikte olmak, bu sadakatlerinden dolayı onlara saygı göstermek bizlere çok fayda ve katkı sunabilir.
Zihninizde o düşünce ya da fikri bir zemine oturtamasanız bile, kendi içinde tutarsızlıklar bulunsa bile, bir sistematiği olmasa bile yine de saygı duyulmalı çünkü "Böyle bir fikir var, bu fikri savunan birileri var, bu fikir her geçen gün kendini geliştirmekte ve benim de öğreneceğim yeni şeyler olabilir. Bu benim yeni şeyler öğrenmemde çeşitliliğimin artmasında bana katkı sunabilir" diye düşünülebilir. Hatta farklı fikirler, kendi fikrinizin sağlamlaşmasına da katkı sunabilir.
İnsanın etrafında ölse dahi dürüstlükten ayrılmayacak ve asla doğruları söylemekten çekinmeyecek bir telefon mesafesinde bir kaç tane dostu olmalı.
İnsanı regule edebilecek, insana reset atabilecek sığınabileceği sadık dostları olmalı. Bu dostlar öyle eş dost akraba konu komşu da olmayabilir. Uzaktan bir insan, bir esnaf, bir öğretmen, bir tanıdık vs. de olabilir. Burada mesele, aşırılıklarında, dalgalanmalarında seni normalize edebilmesi.
Güven, fırtınalı havalarda sığınılacak bir limandır ve aşktan önce gelir.
Güvenmediğin birinden villa almaktansa, güvendiğinden birinden kulube almayı tercih et.
Bekir Şahin
Asrın Filozofu :))
Şeffaflık ve dürüstlük, dünyanın en önemli meselesi. Bir insan dürüst olunca, şeffaf olunca söyledikleri acı gelse dahi, vicdan hiçbir zaman o insanı ademe mahkum edemez.
Dürüst insanın söyledikleri mutlaka yankısını bulur.
Bazen zihnimizde kurguladığımız, yada başkalarının bir şekilde kurguladığı şeyler tamamen yanlış olabilir.
"Deniz tehlikelidir" --> "Yahu gir yüz bak insanlar yüzüyor",
"Sen başaramazsın" --> "Neden başaramayasın, senin diğerlerinden neyin eksik? ",
"Seviyorum ama gidemem, konuşamam, beni sevmez, yanlış anlar, beni iter" --> "Yahu sen git, konuş, anlat, çekinme, utanma, bekleme, vakit kaybetme, iş olacağına varır, olmayacaksa zaten onu hiçkimse olduramaz."
Aklımızın bir köşesinde her zaman dursun "Ya düşündüklerim yanlışsa, kendime yazık ediyorsam... "
İnsan hareket etmeli. Monotonluk durgun su gibi insanı kokuşmaya, bozulmaya sevk eder. Ordan oraya, ordan oraya insan gezmeyi, tozmalı, sevdikleriyle birlikte sürekli hareket halinde olmalı. Yeni yerler görmeli, yeni insanlar tanımalı. Yeni heyecanlar, yeni zevkler, yeni tatlar tatmalı ki farkındalığı artsın, uyanıklık halinde olsun, zihnini boşaltabilirsin, daha rantabl çalışabilsin, daha rahat düşünebilsin, daha sağlıklı daha mutlu olabilisin.
Herşey bizim elimizde... Hayatı gökkuşağı misali renklendirmek te, bir çuval inciri berbat etmek te...
İşte böyle sevgili dostlar, günler bu şekilde gelip geçecek ardı sıra...
Geçse mi iyi, geçmese mi?
S/Ellerim Y/Tutsaydı Dİ/Ellerini
Yüreğin S/Karsaydı S/Vücudumu
S/Karılsaydın H/Gecemin D/Serinliklerine
B.Ş.