Sessiz çığlıkları ancak geceleri başını yastığa basıp ağlayanlar duyar.Gecenin sessizliğinde ağlamak ancak haklıyken kendine saygısından dolayı susana yakışır.Gözlerin morarana kadar ağlarsın bir bakmışsın sabah olmuş bir saatlik uykuyla dışarda görenler çok uyudun sanır kim ne bilsin kendini bilmezin birinin ağlattığını.Kendi katıksız arafına mı yansam,değersizleştirip ötelediği diğer noktaya mı yansam.Diyor ya şair ağlasam sesimi duyarmısın mısaralarımda.Ben ağlasam ağlıyorum diye sinirlenen gülen o kadar çok kişi var ki ,ama bırakıp gidemeyecek kadar da bi çareyim .Sabah güneşi dogsa bana deseki bitti selamete erdin yine de diyemem şükür.Arkamda bıraktiklarım ne olacak derim .Yani yine sevinemem.Bilmem nedendir sevinsem hep buruk kalıyor,ağlasam buruk .Herşeyim yarım kalmak zorundamı.Dışa dönük olsam kıvrak içe dönsem kapanık ,deger bilene denk gelememem benim kaderimde .Yıldızım barısmadı mutlulukla ,mükemmeliyetçi olmakla insanca yaşamak arasında dağlar kadar fark var oysaki.Kendimi geliştirmek istemem ,kendime değer katmam sonucu yaşanan hüsranlar yetmez gibi enkazını gine ben toplamak zorundayım diyen yok çünkü sen değerlisin yok çünkü değerli olduğumu hissettiren.Dünya değil aslında insanlar acımasız ,duyarsiz.Her an düşünmekten kendimi alamıyorum konuşunca dinleyeceklermi konuşurken laf kalabalığı yapacak mıyım böyle değilken beni bu duruma getirenler ne yapiyor.En uç noktadayım yine akşam oldu ve yastığım bekliyor ...
Pişmanlık olduğu kanısına yaş ilerleyince fark ettim acı gerçeklerle yüzleşmek her sevene nasip olmuyor .işi arsızlığa vurup deli gibi sevmek diyesim var ama dedim ya pişmanlık..
Valizime sığmayan hayallerim vardı,çocuksu gülüşüm masum öpüşlerim vardı.Ellerim hiç bukar titremedi gözlerim buğulanıp kalbim üşümedi .Söz vermiştim oysa kimseye inanmayacaktım ne sevecek nede aşık olacaktım.Oldu işte saç tellerime kadar ateş değmeden yana yana hemde kavruldum .....Nasıldırki kör olmak aşka
Sessiz çığlıkları ancak geceleri başını yastığa basıp ağlayanlar duyar.Gecenin sessizliğinde ağlamak ancak haklıyken kendine saygısından dolayı susana yakışır.Gözlerin morarana kadar ağlarsın bir bakmışsın sabah olmuş bir saatlik uykuyla dışarda görenler çok uyudun sanır kim ne bilsin kendini bilmezin birinin ağlattığını.Kendi katıksız arafına mı yansam,değersizleştirip ötelediği diğer noktaya mı yansam.Diyor ya şair ağlasam sesimi duyarmısın mısaralarımda.Ben ağlasam ağlıyorum diye sinirlenen gülen o kadar çok kişi var ki ,ama bırakıp gidemeyecek kadar da bi çareyim .Sabah güneşi dogsa bana deseki bitti selamete erdin yine de diyemem şükür.Arkamda bıraktiklarım ne olacak derim .Yani yine sevinemem.Bilmem nedendir sevinsem hep buruk kalıyor,ağlasam buruk .Herşeyim yarım kalmak zorundamı.Dışa dönük olsam kıvrak içe dönsem kapanık ,deger bilene denk gelememem benim kaderimde .Yıldızım barısmadı mutlulukla ,mükemmeliyetçi olmakla insanca yaşamak arasında dağlar kadar fark var oysaki.Kendimi geliştirmek istemem ,kendime değer katmam sonucu yaşanan hüsranlar yetmez gibi enkazını gine ben toplamak zorundayım diyen yok çünkü sen değerlisin yok çünkü değerli olduğumu hissettiren.Dünya değil aslında insanlar acımasız ,duyarsiz.Her an düşünmekten kendimi alamıyorum konuşunca dinleyeceklermi konuşurken laf kalabalığı yapacak mıyım böyle değilken beni bu duruma getirenler ne yapiyor.En uç noktadayım yine akşam oldu ve yastığım bekliyor ...
Ateş
Toprak
Nefes
Her iyiyim demek bir yaranın işareti bense hep çok iyim diyenlerdenim
En zoruda çaba harcadıkça degersizleştirilmen.Vazgeçemediğinden değildir ,sebeplerin vardır....
Sevene kadar iyi olup sevdikten sonra bağrı yanan toprak gibi edince insanları sevmiş olmuyoraun bidaha sevmemek için ant içtiriyorsunuz
Nesli tükenen hayvanlar gibi soyu tükenen insanlar var .Naiflikten ,vijdandan ve merhametten yoksun
Pişmanlık olduğu kanısına yaş ilerleyince fark ettim acı gerçeklerle yüzleşmek her sevene nasip olmuyor .işi arsızlığa vurup deli gibi sevmek diyesim var ama dedim ya pişmanlık..
Yeniden özgüveni yerine gelince insanın çemkirme huyuda şarj oluyormuş.Arada yağmurda sırılsıklam olmak gerekiyormuş...
Avaz avaz bağırasım gelir ağacın kulağına dallarına gönderip mesajı gökyüzune fırlatırda belki seni bana getirir Anka
Valizime sığmayan hayallerim vardı,çocuksu gülüşüm masum öpüşlerim vardı.Ellerim hiç bukar titremedi gözlerim buğulanıp kalbim üşümedi .Söz vermiştim oysa kimseye inanmayacaktım ne sevecek nede aşık olacaktım.Oldu işte saç tellerime kadar ateş değmeden yana yana hemde kavruldum .....Nasıldırki kör olmak aşka