Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
Misilleme. / İng.
Fall apart: Dağılmak, yıkılmak./ İng.Everything's been, falling apart lately.(Son zamanlarda her şey dağılıyor.)
Fall out: Bozuşmak. / İng.I haven't seen her for ages. We've fallen out.((Onu uzun zamandır görmedim. Bozuştuk.)
Drift apart: Uzaklaşmak./ İng.We are not friends anymore. We've just drifted apart.( Artık arkadaş değiliz, sadece uzaklaştık.)
Freeze out: Hayatından çıkarmak.I'm so sick him, so I decided to freeze him out.( Ondan o kadar bıktım ki, onu hayatımdan çıkarmaya karar verdim.)
Fall apart: Dağılmak, yıkılmak.Everything's been, falling apart lately.(Son zamanlarda her şey dağılıyor.)
Can I talk to you? (Seninle konuşabilir miyim)
Could I have a word with you: İki dakika konuşabilir miyiz?
Volo: Uçuş. / İt.L'assistente di volo: Uçuş görevlisi.İng.: Flight attendant
Misilleme. / İng.
Fall apart: Dağılmak, yıkılmak./ İng.
Everything's been, falling apart lately.(Son zamanlarda her şey dağılıyor.)
Fall out: Bozuşmak. / İng.
I haven't seen her for ages. We've fallen out.((Onu uzun zamandır görmedim. Bozuştuk.)
Drift apart: Uzaklaşmak./ İng.
We are not friends anymore. We've just drifted apart.( Artık arkadaş değiliz, sadece uzaklaştık.)
Drift apart: Uzaklaşmak./ İng.
We are not friends anymore. We've just drifted apart.( Artık arkadaş değiliz, sadece uzaklaştık.)
Freeze out: Hayatından çıkarmak.
I'm so sick him, so I decided to freeze him out.( Ondan o kadar bıktım ki, onu hayatımdan çıkarmaya karar verdim.)
Fall apart: Dağılmak, yıkılmak.
Everything's been, falling apart lately.(Son zamanlarda her şey dağılıyor.)
Can I talk to you? (Seninle konuşabilir miyim)
Could I have a word with you: İki dakika konuşabilir miyiz?
Volo: Uçuş. / İt.
L'assistente di volo: Uçuş görevlisi.
İng.: Flight attendant