Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
"Dünyada her milletin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı ancak gösterdiği ve göstereceği uygar eserlerle orantılıdır."ATATÜRK
Günler geçtikçe Atatürk yaşanılan çağın hep yüz yıl ilerisine gidiyor. Yüz yıl sonra bir bakacaksınız o yine yüz yıl ileride.
" Ancak kendilerinden sonrakileri düşünenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânına ulaştırırlar" ATATÜRK
Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk; el kürkü. (TDK)Fr.: Manchon
İnatla, inatçılık etmek, dik başlı olma hali. / İng.Stubborn: İnatçı, dik başlı.
İnat, inatçı, inat etmek. / İng." -You're stubborn!"
Tatil nedeniyle kapalı. / İt.- Alessandro, il ristorante é chiuso. Apre domani.- Non possiamo andare.- Ci andiamo domani.
Attache: Ataşe. / İng.Attach: Bağlı, yapışık, takılı, ilişik.Attached: Eklenmiş, bağlanmış. No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden, koşulsuz.
No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden. / İng.
No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden: / İng
"Dünyada her milletin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı ancak gösterdiği ve göstereceği uygar eserlerle orantılıdır."
ATATÜRK
Günler geçtikçe Atatürk yaşanılan çağın hep yüz yıl ilerisine gidiyor. Yüz yıl sonra bir bakacaksınız o yine yüz yıl ileride.
" Ancak kendilerinden sonrakileri düşünenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânına ulaştırırlar"
ATATÜRK
Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk; el kürkü. (TDK)
Fr.: Manchon
İnatla, inatçılık etmek, dik başlı olma hali. / İng.
Stubborn: İnatçı, dik başlı.
İnat, inatçı, inat etmek. / İng.
" -You're stubborn!"
Tatil nedeniyle kapalı. / İt.
- Alessandro, il ristorante é chiuso. Apre domani.
- Non possiamo andare.
- Ci andiamo domani.
Attache: Ataşe. / İng.
Attach: Bağlı, yapışık, takılı, ilişik.
Attached: Eklenmiş, bağlanmış.
No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden, koşulsuz.
No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden. / İng.
No strings attached: Karşılığında bir şey istemeden: / İng